Kısaca "su" içimizde. Şevket Süreyya Aydemir bir devrin adamı. Bu kitap onun biyografisi. Turancılıktan Cumhuriyet 'in ilk yıllarına kadar yaşadığı gel gitler, dönüşümler, olmuşluklar yada olduramadıkları herşey kitapta ince ince işlenmiş. Adeta yaşanmışlık olmasa bu satırlar yazılamaz dercesine... Bir taraftan da dönemin içinden dünya ve dış politika gözlemi en ince ayrıntılarıyla beraber yazılmış. Uluslararası ilişkiler okuyan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Çok önemli bir kaynak, bir dünya portresi sunuyor. Ve en son kendini gerçekleştiren adam suyu buluyor.
Türkiye'nin belki de dünyanın ilk şizofrenik, deneme türünde romanı. Zamanının anlam arayışının dışında farklı bir pencereden bir kavram kitabı aynı zamanda. Neyin? Tabi ki Tutunamayanların.
İnsanlığın sonunu insan getirecek evelallah...
Yaşasın bilim kurgu, ölsün insanın bütün anlamsız kötülükleri, açmazları, savaşlar, aç gözlüler. Değil çocukluk yetişkinlik ve olgunlukta öldü.
Ölü canlar geliyor dercesine sınıfsal ayrımlarının ön sözünü bu kitapta geçen öykülerinde belirttiğini görmekteyiz. Palto, burun, portre, fayton bilhassa psikolojik tahlil açısından birebir şahsın sınıf çemberi içerisinde ki daralmışlığını yerinde anlatan hikayelerdi. Ve sanki gogol u her okuduğumda biraz daha bizim toprakların esintisini duymaktayım. Bu kadar mı benzer bir sosyoloji Rusya ile Türkiye arasında insan şaşırıyor doğrusu.