Puan vermedi·160 syf.··
2026 192. kitabı
Sabahattin Ali’nin parmaklıklar ardında ya da uzak sürgünlerdeyken ailesine yazdığı bu mektuplar, onun o sert ve dik duruşunun arkasındaki devasa şefkati ve kırılgan kalbi önümüze seriyor. Dönemin o karanlık, boğucu atmosferine rağmen satırlardan taşan o sonsuz bağlılık, özlem ve "her şeye rağmen ayakta kalma" çabası insanın boğazını düğümlerken, edebi bir dehayı değil, sadece çok seven bir eşi ve babayı okumak içimi fena sızlattı.
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Şeker Kutusu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öykü İnceleme / Şeker Kutusu Rıfat Ilgaz’ın “Şeker Kutusu” adlı hikâyesi, gündelik yaşamın sıradan bir ayrıntısından hareketle dönemin toplumsal yapısını eleştiren anlatıdır. Görünürde bayram ziyaretleri ve hediyeleşme etrafında şekillenen olay örgüsü, aslında sınıfsal farklılıkları, toplumsal değerlerdeki çelişkileri ve insan ilişkilerindeki samimiyet kaybını açığa çıkarır. Hikâyenin merkezinde yer alan şeker kutusu, orijinal niteliğinin ötesinde statü, çıkar ilişkisi ve insani zaafların simgesine dönüşür. Ilgaz’ın yalın dili ve gündelik konuşma doğallığı taşıyan diyalogları, metne güçlü bir ironi kazandırır. “Şeker Kutusu” yüzeyde bir bayram öyküsü izlenimi verse de Türk öykücülüğünde nesne merkezli anlatımıyla birey-toplum ilişkilerindeki yapaylığı sorgulayan hiciv örneklerinden biridir. Bu simgesel anlatım, hikâyenin olay örgüsünde belirgin bir döngüsellik üzerinden derinleşir. Başlangıçta Ali Yılmaz’ın özel olarak bir şeker kutusu yaptırmasıyla başlayan olaylar elden ele taşınan kutunun sonunda yeniden Ali’ye dönmesiyle tamamlanır. Bu döngüde içtenlikten yoksun ilişkilerde yapılan jestler, bir anlam üretmek yerine kendi ekseni etrafında dönen boş eylemlere dönüşür. Bayram gibi paylaşımın ve dayanışmanın sembolü olan bir zamanda bile insanlar birbirine samimiyetle değil, statü kaygısıyla yaklaşır. Ali Yılmaz’ın tutumu, bireysel duygular ile toplumsal roller arasındaki gerilimi görünür kılar. Nişanlısı Sevgi’ye götürmek üzere özenle seçtiği “üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu,” kutu, Ali’nin duygusal ilgisini gösterişli bir nesne üzerinden ifade ettiğini açıkça ortaya koyar. Yani kutu hem duygunun dışavurumu hem de bu duyguyu estetik bir ambalajla sunma arzusudur. Kutunun parlak, aynalı kapağı, duygusal bir
Edebiyat
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017650 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·152 syf.··
2026 53. kitabı
Zorunlu olarak okumama rağmen beğendiğim bir kitaptı ve baya hızlı okuttu kendini. Bence her kadının okuması gereken kitaplardan biri çünkü bir kadının isteyip bir de üstüne tüm gayretini gösterdiğinde yapamayacağı bir şeyin olmadığını. Kadın olarak yaşamanın bile zor olduğu bir devirde asla vazgeçmeyip okuyabilecek kararlılığa sahip olması karakteri çok güçlü göstermişti benim gözümde. Bu kadardıııı
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2026 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:51
Orhan Veli'nin mektuplarını okuduktan sonra ister istemez bu kitabı onunla kıyaslama durumunda buldum kendimi. Öyle çok aksiyon dolu bir mektuplaşma okumadım açıkçası. Orhan Veli'nin mektuplarında daha hareketli, daha inişli çıkışlı bir hayat ve ilişki varken Serin Mavi'de daha sakin ve aile merkezli bir dünya var. Mektuplarda eşine duyduğu özlem, çocukları, gündelik hayatın küçük meseleleri var. Bu yönüyle büyük bir şairden çok ailesini özleyen, geçim derdiyle uğraşan sıradan bir insanı tanıyorsunuz. En güzel tarafı samimiyeti dolu bir mektuplaşmalar olması. Gösterişli ya da edebi olmaya çalışan mektuplar değil, tam tersine doğal ve içten yazışmalar. Behçet Necatigil'in şiirlerinden çok, şiirlerin ötesinde normal bir insanı merak edenler için keyifli bir okuma diyebilirim. Sırada şimdi Sabahattin Ali var..Canım Aliye, Ruhum Filiz..2.okuyuşum olacak ama kıyas adına güzel bir fırsat sanki..
İnceleme
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
5/10
·88 syf.·
2026 150. kitabı
Heyula Halide Edib Adıvar Halide Edib'in ilk defa bir eserini okuyorum. Eser, yazarın tamamlanmış ilk kurmaca metni olma özelliğini taşıyor. 88 sayfalık ince bir kitap olmasına rağmen, barındırdığı yoğun ve tekinsiz atmosfer sebebiyle acele etmeden, zamana yayarak okuduğum bir süreç oldu. Dili oldukça ağır, neyse ki kitabın sonuna geniş bir sözlük eklenmiş. Hareketli bir hikaye bekleyenlere yavaş gelebilir ancak insan psikolojisini, dönemin sinir hastalıklarını ve gerilimlerini merkeze alan yapısıyla karakterlerin ruh halini çok güçlü hissettiriyor. Kelime anlamı "ürkütücü hayal" olan Heyula, üst sınıf Osmanlı kadınlarının histerikleştirildiği metinler silsilesinin önemli bir parçası. Bu yönüyle Fatma Aliye ve Ahmet Mithat’ın Hayal ve Hakikat’ini hatırlatırken, bir yandan da yazarın sonraki ünlü eseri Handan’ın ön metni gibi konumlanıyor. Eserde bir nevi "Heyula"mız olan, içine kapanık Selma'nın hikayesini okuyoruz. Bir adamın ona duyduğu derin aşkın yanında, Şahap’ın Paris’ten getirdiği hipnoz teknikleriyle Selma’yı iradesizleştirip kendine tabi kılması, edebiyatımızda psikolojik tasvir ve tedavi teması açısından oldukça öncü bir durum... Haşim Bey ve Ziya Bey'in de tanıklık ettiği bu dramatik savrulmada, zavallı Selma'nın buhranını okuyoruz...
Edebiyat
HeyulaHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019289 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:58
Zavallı insanlık kendi bağrına hançerlemek cinnetine bir tedavi serumu bulamayacak mı? Sevgili arkadaşlar bu akşam size #HüseyinRahmiGürpınar kaleminden #kesikbas abla romanı ile geldim.. Bu kitap yazarın kurgusu kapsamı ve konusu itibarıyla tek polisiye romanı. Kesik baş önce İstanbul'un Seçkin gazetelerinden iktdam'da tefrika halinde yayınlanır kitap olarak ilk basımı ise 21 yıl sonra 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından dönemin ihtiyaçlarına göre sadeleştirilmiş olarak kullanılır.. Gelelim kitaba Kitap nasıl başlıyor Nafiz efendi yoksulluk çeken kaynanası Refika hanım ile geçimsizlik yaşayan ve teselli içki de arayan bir adamdır bir akşam meyhane kapandıktan sonra sarhoş bir halde yolu düşer ve kaynanasının öfkesini dindirmek için pazardan devasa bir lahana alır. Lahanayı taşımakta zorlanan nafiziğin etrafının mahalle çocukları Sarar ve onunla Aliye derler Nafiz efendi karanlık ve susuz bir kuyuya düşer. Olay yerine polisler gelir ve kurtulması için kuyuya bir ip sarkıtır Nafiz efendi kendi lahanası zannettiği Bir nesneyi bağlayarak yukarı çekilmesini sağlar yukarı çekilen bohça açıldığında içinden kesilmiş insan kafası çıkar.. Soruşturmayı deneyimli ve uzman zabıta memurları Remzi ve Seydi efendiler devralır kesit başı incelemek için morga götürülür.. başka bir semtte kesik kol ve bacaklar bulunur bulunan bir parmağın üzerinde 22 Şubat 1923 tarihli ve isimlerinin yazılı olduğu bir alyans vardır Bence efendi gazetelere verdiği kayıp ilanla yaşlıca bir kadın yanıt verir kadın bulunan yüzüğü teşhis eder fakat kocasının ticaret ve tedavi amacıyla Paris'e gittiğini söyler. Feride hanım kesik başı teşhis eder ve kocasına benzediğini söyler Ayrıca takma dişinin olmadığını söyler.. ama şart treni ile İstanbul'a gelen bir yolcuyu gizlice takip eden görevler polis
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025575 okunma