Mallar para satın almaktan çok başka amaçlar için de kullanılabilirler, fakat para malların satın almasından başka hiçbir amaç için kullanılamaz. Bu nedenle, para her zaman malların peşinden koşar ama mallar her zaman veya zorunlu olarak paranın peşinde koşmazlar. Mal alanlar her zaman bunları tekrar satmayı amaçlamazlar, fakat çoğu zaman bunları kullanırlar veya tüketirler; buna mukabil malını satan her zaman tekrar satın alma peşindedir. İlki çoğu zaman işinin tümünü yapmıştır ama diğeri hiçbir zaman yarısından fazlasını yapmış olamaz. İnsanlar parayı, paranın kendisi için değil, bununla satın alabilecekleri şeyler için isterler.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
3-Taarruz Kavramı
Savaş demek taarruz demektir. Savaşın bir bilim ve sanat olarak tanınması yalnız taarruz uygulamasıyla oluşur. Savaştan verim ve sonuç da ancak taarruzla elde edilebilir. Taarruz eden veya hiç olmazsa bu düşünceyi koruyarak fırsat bulduğunda uygulamaya girişen, daima kazanır. Savunma olumsuzdur. Savunmanın en büyük yararı olsa olsa kaybetmemek olur. Fakat bu da geçicidir. Savaştan amaç ise, düşmanı imha etmek ve dağıtmaktır ki, bu da yalnız taarruzla olur. Binbaşı Mehmet Nuri Bey (Nuri Conker)
Sayfa 67 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Empati, insanlar için bir lüks değildir, bir zorunluluktur. Pençelerimiz ya da büyük dişlerimiz olduğu için hayatta değiliz. Hayatta kalıyoruz çünkü iletişim kurabiliyor ve iş birliği yapabiliyoruz,"
Sayfa 103·Kitabı okudu
Alıntı
DİNİNİ SATAN PEZEVENKLER, DİNDARLARI YARGILIYOR
Bilindiği üzere 1994 yılbaşında Konya'da "eğlence yerlerinin bombalanacağı" yolunda bildiriler dağıtılması üzerine "İslâmla mücadele şubesi" tarafından operasyonlar gerçekleştirilmiş ve Konya İBDA Kitabevi sorumlusu Kerim Bozdağ ve Ercan Uyar başta olmak üzere bir takım İBDA'cılar işkencehâneye atılmışlardı... Amaç, bu şekilde eylemlere mani olmaktı; ama eylemler gerçekleşince, bu gönüldaşlarımız mahkemeye gönderilmiş ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmışlardı. 6 Nisan'da yapılan mahkemedeki iddianame, tek kelimeyle komik ve hukukun yüz karası iddialar taşıyor... İddianameye göre gönüldaşlar, "Terör örgütünün sair efradı" olmakla suçlanıyorlar. Bu kanaate varmaları ise, "deneme-yanılma" metodunu andıran ifadelerine göre, şöyle: "İBDA-C isimli örgütün varlığı tesbit edildiği ve soruşturmaların başlatıldığı bilindiği gibi, kezâ Adapazarı Savcılığım sırasında da bu örgü tün bazı üyelerinin soruşturmasını yapmış ve İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne havale etmiştim!" Bu dinini satan pezevenk, Sakarya'daki gönüldaşlarımıza işkence yapılmasına izin veren, mahkemenin "takipsizlik" kararına iki defa itiraz ederek tutuklanmalarını sağlayan şu malûm beş vakit namazlı dini bütün (!) savcı imiş... Şöyle devam ediyor: __"Dava konusu olayımızda da İBDA-C yayınevinde Dev-Sol'un yayın organı olan Mücadele dergisi ile PKK yayın organları ve diğer devlete kasteden örgütlerin yayın organları bulundu. Bunlar Adapazarı İBDA-C temsilciliğinde de bulunmuştu. Bundan sebep, örgütlerin birbirleriyle dayanışmasıdır. Konya İBDA-C temsilciliğinde de, bu örgütün bildirisi ile Mücadele gazetesinin bulunması ve yine bir başka örgüte ait bildiri bulunması... Bunların neden burada bulunduğunu sanıklara sorduğumda, mektupla gönderildiğini ifâde etmişlerse de, bunu
Sayfa 529 - Ağustos 1994, “DELİ MİDİR ŞAİR?”, Vâridât: Salih Öç Alan, İbda Yay.
Ölçüler ve Anlayış
amaç iyi yaşamak mıydı? İyi yaşayan mı kârlıydı? iyi yaşamak, hayattan daha fazla tat almak için her şey yapılabi­ lir miydi? Yoksa sıkıntılı olsa da değerlerine titizlenilen bir hayat mıydı doğru olan?
Sayfa 107·Kitabı okuyor
Alıntı
Çocukların mutlu olmasını sadece temenni etmek yetmiyor; amaç edinmek gerekiyor.
1000Kitap