• Karart Dünyanı Bu Gece Kararta Bildiğin Kadar...Söndür Bütün Işıkları...En Hüzünlü,En Efkarlı Bir Taksim Dinletisi Aç Kendine...


    Boşalt Zihnin'de Olanları...Bu Gece Hiçlik Diyarında'sın ...O Diyarın İçindeki Tek Varlık Sen Olacaksın...Ama Varlığının,Var Olup Olmadığını Bile Anlamayacaksın...

    Ne Geçmiş Hataların Vardır Aklında Nede Gelecek Kaygın...Ne Anne Sevgisi Var Yüreğinde Ne Baba Korumasının seni Güvende Hissettirmesi...
    Ne Kardeş Nede Bir Evlat Sevgisi Olacak Kalbinde...

    "Senin İçin Ölürüm" Diyen Sevgilin Dahi Olmayacak Yanında...Nede Onun Aşkından Bir Kırıntı...


    Bir Başına Yalnızsın...

    Kapkaranlık Bir Mekanda'sın...Etraf da Hiç Bir Şey Yok...

    Aldığın Nefes'ten Başka Çıkan Ses Yok...Kendi Nefesin Bile Tüylerini Diken Diken Ediyor...Korkuyorsun...Öyle Bir Korku Ki Bu Bütün Vücudun Kabararak Tepki Veriyor...

    Göğsünün Tam Ortasın'da Bir Sıkıntı Var...Adeta Ruhunu Kaplamış Boğuluyor Gibi Nefes Alacak Halin Yok....Kalbin ; O Korkuyla Öyle Hızlı Atıyor Ki,Bayılacak Hale Geliyorsun...

    Kendi Bedenini Bile Görecek Durumda Değilsin...

    Görmediğin Ve Kendi Nefesinden Başka Ses Duymadığın İçin En Ufak Bir Sese Yahut Nokta Kadar Işığa Umutla Hızla Koşacak Durumdasın...


    Ama Nafile Bir Umut...Beyhude Bir Bekleyiş....Devam Eden Korkularınla Ve Nefesinin Sesiyle Baş Başasın...


    Nerede Olduğunu Ve Seni Oraya Kimin Getirdiğini Bilmiyorsun...Sana neler Yapılacak Haberin Bile Yok...


    En Çok Ürkütücü Olan Ve Seni Delirtecek Duruma Getiren Tek Şey Var...O Bekleyişin Uzunca Bir Zaman Devam Etmesi...

    Aklını Yitirecek Gibi Olacaksın Ama Buda Mümkün Olmayacak...

    Bu Durumdan Kurtulmak Ve Bir Şeylerin Olmasını İstediğin İçin,Heyecanlı,Korkulu Ve Titreyen Sesinle Ses Vereceksin O Zifiri Ve Ürkütücü karanlığa Doğru..."NERDEYİM BEN"

    Karanlığa Doğru Söylediğin Bu söz Bile Hiçliğe Doğru Yankılanarak Gidecek,Ve Sanki Kendi Sesin Bile Sana Yabancıymış Gibi Duyacaksın... Senin Sesin Değilmiş,Senden Başka Birisinin Sesiymiş Gibi Duyacaksın Kendi Sesini...


    Hiçliğin İçin Kaybolmayacak Bu Ses...Sürekli Yankılanacak...
    Duydukça Duyacaksın...

    Keşke Hiç Ses Çıkartmadan Bekleseydim Diyeceksin...Kendi Sesin Bu Kez Seni Korkutmaya Ve Delirtmeye Başlayacak....

    Bütün Duyguların Ortaya Çıkıp,Sinirden Ve Öfkeden Bağıracaksın Bu Kez....Seni Çıldırtan Kendi Sesine.

    "YETEEER"....

    Bu Sözünü'de Duymaya Başlayacaksın....Gittikçe Yankılanacak,Ve Sen Yine Kendi Sesini Tanımayacaksın...Ve Yine Bir Başkası Daha Var Zannedeceksin...

    Karanlığın İçinde Bir Tek Senin Söylediğin Bu İki Söz Birbirine Karışarak Sürekli Yankılanacak Ve Durmadan Sürekli Bu Sözcükleri Duyacaksın...

    Öfkeni Ve Sinirlerini Bir Anda Boşaltmış Olmanın Verdiği Hisle Güçsüzlüğünün,Acizliğinin Ve Çaresizliğinin Farkına Varacaksın...

    Ağlayama Başlayacaksın...Boynunu Bükeceksin,Gözlerinden Yaşlar Süzülecek Ama O Karanlığın İçinde Göz Yaşlarını Bile Göremeyeceksin...

    Ve Bir Hiç Olduğunu Kabullenmeden,O Karanlığın İçinde Göremediğin Bedenini Bu Durumdan Kurtarmanın Yollarını Aramaya Başlayacaksın Bu Kez...


    Tüm Acizliğinle Ve Çaresizliğinle,Düğüm Düğüm Olmuş Boğazınla,Göremediğin Göz Yaşlarınla Ve Titreyen Sesinle Bu Kez Daha Orta Karar Bir Tonlamayla Tekrar Sesleneceksin Karanlık Olan Hiçlik Diyarına...

    "YARDIM EDİN NOLUR"


    Kimseler Cevap Vermeyecek...Ve Hiçliğe Doğru Bir Söz Daha Yankılanarak Karışmış Olacak....

    Kalbinden Konuşacaksın Bu Defa "Keşke Hiç Konuşmasaydım,Dilim Lal Olsaydı" Diyeceksin...Ve Düşünmeye Başlayacaksın...

    Kendi Kendine Telkinler Vererek Rahatlamaya Çalışacaksın...."Neden "Ve "Niçin" Gibi Sorular Sorup Cevaplar Bulmaya Çalışacaksın...

    Hiç Ummadığın Bir Anda,Kalbine Bir His Gelecek Ve Sürekli Yankılanan Kendi Sesini Dinleyeceksin...

    Söylediğin Sözlerden Birine Kulak Vereceksin..."Nerdeyim Ben"...

    Bu Sözünü Öyle Bir Duyacaksın ki Bu Sefer,Ne Korkuların Olacak Nede Endişelerin...

    Bu Sözünün İdrakine Ve Manasına Varacaksın...Adeta Şok Olmuşcasına,
    Anlamaya Başlayacaksın...

    Bu Kez Kendi Sesine Kulak Kabartacak'sın...Ve Onu Öyle Bir Dinleyeceksin Ki,Sanki Bütün Kapıları Açan Bir Anahtar Gibi Gelecek Sana....

    Ve İlahi Bir Düşünce İle Dolacak Aklın...İşte Ozaman Kendini,Kendi Sözcüklerinle Görmeye Başlayacaksın...

    "Nerdeyim Ben" : Varmı'yım Yokmu'yum Bilmiyorum...
    "Nerdeyim Ben" : Bu Kadar'mı Benlik Ve Nefsimin Kölesi Oldum ?
    "Nerdeyim Ben" : Hiçliğin İçinde,Ne Zaman Var Nede Mekan,Yokluğun İçinde Varlığımın Ne Manası Var?...O Halde Ne Ben Varım Nede Mekan Var...

    Bir Hiç Olduğunun Farkına Varmışsındır Artık...Seni Var Eden Şeyin Bir Beden Ve Cismi Can Olmadığını Anlamışsındır...


    Yokluğun İçinde Var Olmak Bedeni Bir Durum Değildir...Düşünceleridir İnsanı İnsan Yapan Ve Onu Bir Bedene Sahip Kılan...

    Var Olmanın Sırrına Ermişsin'dir Artık...Kendini Hiç Olmadığın Kadar İnkar Etmeye Başlarsın...Bunun İdrakine Varmanın Verdiği Huzur Ve Mutluluk Seni Öyle Bir Hale Sokar ki,Adeta Fıçılar Dolusu Şarap İçmiş Gibi Zil Zurna Sarhoş Misali Ayak ta Duramayacak Hale Gelirsin...

    Öyle Bir Huzurdur ki Bu,Önceleri Seni korkutan Sesin Artık Sana Huzur Veren Hoş Bir Tınıya Dönüşür...Sanki Ney Taksimi Yada Bir Şiir Gibi...


    "Nerdeyim Ben"

    Ne Evim Var Ne Yurdum
    Yahut Bir Beden Ruhum

    "Nerdeyim Ben"

    Hiçliğin İçinde Yok Olan
    Hiçlikten Korkan Bir Hiç

    "Nerdeyim Ben"

    Karanlıklar İçinde Karanlık
    Bedensiz Düşünen Yaratık


    Ne Düşüncelerine Nede Yüreğine Engel Olamazsın Artık...Varlığın Sırrına Ermenin Verdiği Huzuru Yakalamışsın'dır Bir Kere...Hiç Olmanın Ne Demek Olduğunu Ve Nasıl Bir Şey Olduğunu Biliyorsun Artık...

    Bu Haller İçinde Dalıp Gitmişken...Kendi Sesinden Bir Sözünü Daha Duyarsın...

    "Yeteeer"

    Bu Öfke Ve Hırs İle Söylenmiş Söz Sana'mı Aitti Diye Düşünmeye Başlayacaksın...

    Utanma Ve Mahcubiyet Duygusu Kaplayacak Bu Kez Yüreğini...Henüz İdrakine Ve Sırrına Ermişken Var Olmanın,Lezzetini Tatmışken Hiçliğin Utandıracaktır Bu Defa Seni Kendi Sesin...

    Ve Bir Sır Kapısının Daha Kilidini Açman İçin Seni Düşüncelere Salacaktır...
    Türlü Türlü Hallere Gireceksin...Biran Kendine Olmadık Sözlerle Kızacaksın,Sonra İlk Gelen His Yine Yüreğin de Parlayacak Ve Hayretle
    Hiç Olmadığın Kadar Kendini Konuşmaya Ve Anlamaya Çalışacaksın...

    Ve O Yankılanan Sözünü Her Duyduğunda Kendin Cevap Vereceksin...
    Her Duyman da Verdiğin Cevap,Seni Sana Anlatacaktır...

    "Yeteeer" : Bunca İsyana Bunca Öfkeye

    "Yeteeer" : Neye Ve Kimedir Bu Büyüklüğün

    "Yeteeer" : Var Olduğuna Aldandığım Cism-i Canıma,Tefekkürün Bu Denli Güzel Olduğunun Farkına Varamadığıma...


    Açılmıştır Zihninde Bir Sır Kapısı Daha...Seni İsyana Ve Öfkeye Sürükleyenin Ardındaki Seni Görmüşsündür Artık...

    Kendi Sesinin,Sana,Kendine Gelmen Gerektiğini,Haykırdığını Duyuyorsun...
    Senden Öte Bir Sen Daha Var Sanki İçinde...Tanımadığın Ve İlk Defa Duyduğun Bir Sen...

    Anlamaya Başlarsın İlk Seslendiğinde,Kendi Sesini Neden Tanıyamadığını...
    İdrak Etmeye Başladıkça Yine Hüzünlenirsin....Ve Göremediğin Göz Yaşlarını Bu Kez İçinden Çıkıp Sana Seslenene Akıtırsın...

    İçindeki sen'e Ağlarsın...

    Onu Nasıl Bu Kadar Susturmuş,Nasıl Bunaltmış Olduğunu İdrak Edersin...
    İlk Defa Onun Dile Gelip Konuştuğunu Duyduğun İçin,Buruk Bir Mutluluk Hissedersin Kendinde...

    Hiçliğin İçinde Yankılanan Bu Sözünü Her Duyman Sana Pişmanlığını,Nasıl Onu Duyamadığının Üzüntüsünü Yaşatır...Ve Tüm Hiçliğinle Af Dilersin Ondan...
    Her Duyduğunda Af Dilersin...


    Bu Pişmanlık Ve Üzüntülü Hal İçinde Af Dilerken,Son Bir Ses Daha Duyarsın...O Karanlığın İçinde Durmadan Yankılanan...Kendi Sesin'dir Bu...

    Artık Tanımaya Başladın Kendini...Kendini Tanıdıkça Sesinide Tanımaya Başladın...Kendini Tanıdıkça Sırrın Manasına Vardın...

    O Sırların Lezzetini Aldıkça,Ufkun Hiç Durmandan Açıldı...Öyle Açıldı ki,O KapKaranlık Ve Sonsuzluk İçinde Bir Bütün Oldu...

    Huzurun Ve Mutluluğun Sonsuzluğuna Ulaştın...Böylesi Bir Huzur O Karanlık Ve Sonsuzluk İçinde Öyle Genişledi Ve Öyle Genişledi ki HiçBir Şey Göremesen'de Her Bir Yana Dolduğunu Hissettin...


    Artık Seni Var Edenin Tefekkür Olduğu Sırrına Erdin...
    Senden Öte,Hiç Tanımadığın Bir Sen Daha Var Olduğu Sırrına Erdin...
    Geriye Son Bir Sır Kaldı...

    Şimdi Onu Anlamaya Çalışacaksın...Tüm Hiçliğinle Ve Senden Öte ,Sen Olanla Dinleyeceksin ; Karanlığın Ve Sonsuzluğun İçinde Yankılanan O Sözü..

    "Yardım Edin Nolur" ....

    Bu Sözü İlk Söylediğinde ki Hislerin Gelecek Aklına...Çaresizliğin Ve Umutsuzluğun Gelecek...
    O Sonsuz Yokluğun Ve Hiçliğin İçinde Var Olmaya Çalıştığın Anlar Gelecek Aklına...

    Bu Defa Üzülmeyeceksin...Hüzünlenmeyeceksin Bile...Mutlu Olacaksın...

    Hatta Öyle Mutlu Olacaksın ki,O Sonsuz Karanlığın İçinde Durmadan Yankılanan Bu Sözünü Her Duyduğunda,Şiirsel Bir Cevap Vereceksin Ona..
    O Engin Ve Açılmış Olan Ufkunla...

    "Yardım Edin Nolur"

    Kaldım Karanlıklar İçinde
    Seslendim Sonsuzluğa Hiçliğe


    "Yardım Edin Nolur"

    Mana Yükledim Ete Kemiğe
    Meğer Var Olmamış Bedene


    "Yardım Edin Nolur"

    Daldım Tefekkürden Tefekküre
    Erdim Nihayet Sırrına Gizine


    O Genişleyen Ve Huzurla Dolan Ufkun,Bu Sözünde Manasını Çözmüştür Çoktan..

    Ve Geriye Birşey Kalmamıştır Artık...O Sonsuz Karanlıkta Yankılanan Üç Ses Ve Üç Sözden Başka...

    Ve O Son Söze Cevap Vereceksin....

    Son Sırrıda İfşa Ederek,Tüm Gücünle,Avazın Çıktığı Kadar Feryat Edeceksin...

    Bu Defa Bütün Sözlerin Biranda Susacak Ve Enson Söylediğin Söz Sonsuzluğa Karanlığa Doğru Hiç Durmadan Çoğalarak Yankılanmaya Başlayacak...








    "ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH".....


    Yokluk'da Varlığını Bulduğum


    "ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH"......


    Ben Ne Varım Nede Yokum


    "ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH".....



    Karanlıklar İçinde Yolunu Bulduğum



    "ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH"....."ALLAAAAAH".....




    ----------------------------------------------------------------------------------------------------
    Dökülür Gönlünden Duyulmamış Şiirler...Duyan Yürekler Haşyetle Titreyerek Dehşete Düşer...


    Cennet Zından Olur Cemalin Görmeyince
    Kevser-i Tadan Zehir Sanır,İsmin Lezzetini İçince
    Cehennem Bile Acır'da Teselli Verir Bana
    Kalbimdeki Ateş-i Aşkın Görünce



    Nihayet Gelmiştir Sonunda Beklenen Sultan-ı Mugan...Sahibi Mülk-ü Cihan...Hiçliği Ve Sonsuzluğu Yaratan...Gelmiştir Artık Lá Mekan
    Lá Zaman...


    Hiçlik Delirmiştir Artık...Sonsuz Karanlık Bile Secdeye Kapanmıştır...Yokluk Ne Yapacağını Şaşırmıştır...

    Dayanamamıştır Bu Hale Hiç Birşey...

    Bu Hali Kaldırabilecek Gücü Yarattığı Bir Tek Kişiye Vermiştir...
    Sana...

    Ne Bir Cismi Nede Bir Bedeni Olmayan Bir Tek Sana...

    Şimdi Açıldı 3. Kapının Sır Kilidi....Anlaşıldı Yardım İstemenin Ne Olduğu...
    Kimden Dilendiğin...

    Ve Hiç Ummadığın Bir Anda,Bir Ses İşiteceksin...

    Kulağının Hemen Yanında Nefesli Bir Ses Fısıldayacak Sana Sessizce...


    " UYAN !!! "


    Ve Uyanacaksın Uykundan...Artık Bedenini Görüyorsun...Yatağındasın...
    Belki Eşin Var Yanında Belkide Yalnızsın...

    Ama Uyanmışsın'dır Artık...Belki Rahmini Bir Rüyadan,Belki'de Yalan Dünya'nın Gaflet Uykusundan....

    Karanlık Ve Sonsuzluğun İçinden Çıkmışsındır Artık...Ama Buna Sevinemiyorsun,Çünkü Daha Yeni Farketmiştin Birşeyleri...
    Yeni Yeni İdrak Etmiştin Varlığı Ve Hiçliği...

    Açılmıştır Rahmet Gözün....Artık Cümle Cihana Rahmet Gözüyle Bakabiliyorsun...

    Ezel-i İlah-i Olan Aşk-ı İlahi yi Rahmet Gözünle Görüp Tefekkürünle Anlamaya Başlamışsındır...Hakikat Sırrına Ermişliğin Verdiği Lezzet
    Damağında Kalmıştır Adeta...

    Ama Uyandın Artık...Hem O Diyardan,Hemde Bu Dünyada...

    Daha Yeni Bulmuştun Anlaşılamaz Rabbine Olan Gerçek Aşkı...Bu Kadar Çabukmu Gidecekti?

    Bu Yeni Halin Dünyaya Artık Nasıl Uyum Sağlaya Bilirdi...

    Zaman Şimdi Yanma Zamanıdır...Oranın Sana Kattıklarıyla Dünyada Avare Avare Gezip Tefekkür Zamanıdır...Yüreğindeki Acı İle Suskunluğa Bürünme Zamanıdır...


    Gördüğün Her İnsana Onu Sorma Zamanıdır...Yan,Yana Bildiğin Kadar...
    Ağla Ağlaya Bildiğin Kadar...

    Ömrün Vefa Ettiği Sürece Yan...Bir Sonra ki Buluşmaya Kadar...Yan.


    Emrah Yıldırım
    @MenDehliZeman

    Açıklama : Okuduğunuz Bu Yazı Bir Hayal İle Yazılmamıştır...Tamamı Ve Söylenmemiş Olan Kısımlarıyla Yaşanmıştır...Bunu Yaşayan Kimdir Diye Sorulmaması Özür Dileyerek Rica Olunur...

    Dikkat Edilmesi Ve Üzerinde Durulması Gereken Husus;Kişiyi Bu Hallere İten Ve Yaşadıklarında En Büyük Etken Olan Tefekkürdür...

    Sabahları İşe Veya Okula Giderken,Akıp Giden Hayatı Ve İnsanları Sürekli İzleyerek Tefekkürlere Dalmasının Sonucunda Gitmiştir Hiçlik Diyarına...

    Tefekkür İle Bu Halin İçine Girmiştir Bu Kişi...Hayatın Her Alanına,Yolda Rastladığı Bir İnsan Yahut Tabiat Ve Nebatata Tefekkür İle Bakmasının Sonunda Olmuştur Tüm Bunlar...Ve İlahi Aşkı Bulmuştur...

    Amaç : Bu Sitede Yazılmasının Amacı,Genele Açık Hitap İmkanı Olmasındandır...

    Çok Beğeni Alma Yada İlgi Görmesi İçin Değil ; Hakikatin Arayışında Olan, Derun-i Bir Sırra Ermek İsteyen,Derin Düşünen İnsanlara Ulaşılması İçin Yazılmıştır...


    Son Söz :

    O Karanlığı,Sessizliği Ve Sonsuzluğu Kelimelerle Belki Tam İfade Edilmemiş Olabilir...

    Hissetmek İçin 1 Dakika Gözlerinizi Kapatın Ve Okuduklarınızı Düşünün...

    Belki Bunun Biraz da Olsa Hissetmeniz Açısından Yardımı Olur...


    Allah'a Emanet Olun...Geceniz Tefekkür İle Huzurlu Olsun...

    Saygılarımla.
  • Kitabı okuduğum gece, bitirmeme son üç sayfa kala aldıklarımın artması, ve birçok şeyle dolmam üzerine durdum, hemen o an kitabın üzerine birkaç cümle yazmak istedim, unutmamalıydım şu anda hissedip düşündüklerimi bir daha, unutsam bile dönüp dönüp bakmalıydım bu satırlara, tekrar okumalıydım:

    * 1 *

    Ben bir insanım. “Ben de” bir insanım. Ve her insan gibi ben de hatalar yapabilir, hatta bu hataları yapmaktan haz da alabilirim. Benim de içimde kötü var. Şu hayatta ney tastamam ki? İyi ne kadar iyi, kötü ne kadar kötü? Dikkatlice baktığımda her kötünün içinde bile bir iyiyi görmüyor muyum? Yahut her iyi olanda içten içe bencil bir kötünün gizlenmiş olduğunu görmüyor muyum? İyi de kötü de birbirine muhtaç değil mi? Varlıkları birbirine bağlı değil mi? Birliktelikleriyle anlamlı? Bir şeyi o şey yapan öyleyse, zıttı değil mi? Her şey aslında içinde bir zıttını da barındırmaz mı? Hangi şey “tam olarak” o şeydir ki? Her şey içinde bir gizi, bir karmaşayı bulundurmaz mı?

    Bir şey ne kadar o şey olursa olsun, aynı zamanda değildir de. Hayat bir çelişkiler silsilesidir, bir karmaşadır, bir belirsizlik… Ve bu belirsizlik iter insanı, kesine iter, cevaba, soru işaretlerinin aksine iki noktaların bulunduğu yere, denktirlerin değil eşittirlerin yanına. Sonra insan teslim olur bu itilişe, iradesini unutur. Aramaya başlar, iki noktaları, eşittirleri, mutlakları arar. Arar, arar ve arar. Bir yumakta bulur kendini. Durur. Yumak çünkü bu, hayli karışık, hareket edip karmaşayı çözmeye çalıştıkça daha da kaybolur kendini saran iplerin arasında, kucaklayış artar, ipler sarmalar. Düğümler oluşur. Üst üste atılmış, sıkı düğümler. İpler uzar, sarmalayışlar durmaksızın devam eder. Eller, kollar, kafa, bacaklar ve tüm vücut; bu sarmalayışın, bu uzun iplerin gevşek karmaşası içinde, altında ve üstünde kalır. Çabalar, çabalar, çabalar. Nafile. Çaba yalnızca dolanma’yı arttırır, düğümü...

    İşte bu yumak hayatın kendisi değil mi? Ve karmaşanın karşılığı? Hayat başlı başına bir karmaşa’ysa o karmaşanın benim içime yansıması da doğal değil mi? Ve o karmaşa, o yumak üzerinde türlü türlü renkleri barındırmıyor mu? Öyleyse neden yalnızca belirli renkler üzerinde şartlandırıyoruz kendimizi? Neden yalnızca o renk yahut birkaç renkten birisi olmalıyım? Ayrıca niçin belirli birkaç renkten oluşuyor tercih hakkım? O yumakta çok daha fazlası yok mu? Ve neden tek seçim hakkım var, neden daha önceden belirlenmiş olan? Hepsini seçemez miyim? Zaten hepsi benim içimde yaşamıyor mu, inkar etmek neyi değiştirir?

    Bu önceden belirlenmiş kuralları kim koyuyor, neye göre oluşturuyor onları? Neden var olanlarımın birtakım’ı yokmuş gibi davranmalıyım? Oysa bir bütünüm ben, her parçamla bir bütün. İyimle kötümle, güzelliğim ve çirkinliğimle “bir”im. Tam. Bütün. “Tam” diye bir şey yoktur fakat, hiçbir şey tam olarak o şey olamaz, aynı zamanda birçok şeydir de, bir o kadar da değil. Öyleyse tam da değil, saf değil, salt değil. İyi kesinlikle iyi ve kötü kesinlikle kötü değil, çok daha fazlası. Ve tamlık yok, tastamamlık yok. Gerçek tamı da tam yapan bu tamlığın olmayışı. Tam yok iken var. Tam karmaşasıyla var, hem öyle oluşu ve hem de öyle olmayışıyla. Gerçek tam bu, ve var. Ve fakat yok. Yokluğuyla var olmaya devam ediyor. Bakınız varlık bile yokluğa muhtaç. Yalnızca “yok” bile aslında bir “var.” “Yok” var. Öyleyse yokluk da bir varlık değil mi? Öyleyse “yok” da yok. Yok.

    Ah, tüm bu karmaşanın ortasında ben ne kadar tam olabilirim? Ne kadar iyi olabilirim? Önceden belirlenmiş ve kabul edilmişliklere bakmam gerekirse ben kötüyüm, fakat bunları kim belirledi, neye göre? Benim kötümü ne kadar tanıyor? Nedenlerimi biliyor mu, karmaşamdan haberi var mı? Neden yaptım? Neden kötüyüm?

    Ben yalnızca benim. Her şeyimle ben. Benim her şey’imle. Beni ben yapan “onlara göre olan”lar değil. Onlar onların olsun. Bana benimkiler yeter. Öyleyse “-meli, -malı” bana uzak olsun, istemiyorum. Yalnızca “olacak” olsun. Su “akıp” da, yolunu bulsun, damarlarımdaki kanın akacağı varsa aksın. Olacak kavuşsun varacağına. Yalnızca vuslatı bekleyelim. Benim acelem yok. O olacak elbet bir yere varacak, yolunu bulacak. Ve vuslat bir kesinlik olup çıkacak. Öyleyse varlığımı devamlı kılacak “olacak.” Ben oluyorum ve olacağım. Her şeyimle olacak, ve oluyorum. İnkar edemem. Her şeyimle varım. Yaptım. Hissettim. Her şey mümkün. Her şey olabilir. Kural yok, genelleme yok. Duruma göre değişir her şey. Herkes bir parça haklıdır.

    * 2 *

    Hayat yalnızca yaşanmak için “varmış.” Yalnızca “yaşanmak.” Ve insan yalnızca yaşamak için varmış. “Yaşamak için yaşamak” hiç de zannedildiği kadar kof ve içi boş bir anlamı ifade etmiyormuş. Gerçekten yaşamak buymuş. Yaşıyoruz, yaşamak için. Yaşıyoruz. Yaşantımızın sonucunda onu yaşıyoruz. Ve arzuluyoruz; yaşamayı. Sonuç amacı doğuruyor. Ve amaç da sonucun aynısı, ve bu amacın sonucunda devam ediyoruz yaşamaya. Yaşıyoruz. Amaç da bir sonucu doğuruyor, ve bu sonuç da aynı. Sonuç, amaç, sonuç… devam edip gidiyor döngü. Ve yaşıyoruz sonuç olarak, çünkü yaşamayı istiyoruz, yalnızca yaşamayı. Ve yaşamanın yolu; onu yalnızca yaşamak.

    * 3 *

    Hisli bir yabancılık sanki bu kitap. Daha doğru ifade etmek gerekirse; coşkulu bir umarsızlık. Coşarken umarsız olmak (?). Umarsızlığın coşturuşu (?). Bir coşku kesinlikle söz konusu, umarsızlık daha çok coşkuya engel olacaklara. Yalnızca coşku var, heyecan var, his var. Ney’se o var. Gerisi önemli değil!
  • Bir ülke düşünün ki o ülkenin Abd başkonsolosluğu Abd'deki Türk derneklerinin yaptığı konferanslarının ingilizce olarak düzenlenmesini emrediyor.
    Aynı şekilde Avrupa'daki dernekler de yapacağı organizasyonların dili olarak ingilizceye mecbur bırakılıyor, üstelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi temsilciliği tarafından.
    Bunda amaç ney peki?
    Oktay Sinanoğlu'nun dediği gibi "Türkçe giderse Türkiye gider"

    Ülkesini seven her bireyin okuyup, hayatına katması gereken bir kitap. 26 yaşında profesör olmuş bir insanın ülkenin gelişimi adına muhteşem tavsiyeleri var.
  • ( Cumartesi gece arkadaşımdan gelen mail, etkileyici.)

    Ne safmışım ben !

    Lise ikinci sınıfın başlarıydı; sıgara tüttürmeye başlamıştım; sonlarına doğru ise paket vardı artık cebimde. Büyümüş, kocaman olmuştum. Çakmakla o sigarayı bir yakışım, o dumanı çekip sonrasında bir çıkarışım var dı hey ki ne hey. Dünyanın yükü ciğerlerimde.

    Ama hakkım yensin istemem, çevreciydim. Bazıları gibi dudak tiryakisi hiç olmadım. Filitre olarak hep ciğerlerimi kullandım ben. Ne ulan öyle! çek dumanı ciğere, filitre et az karbon sal çevrene. Bilinçsiz tüketim işte. Sonra delindi ozon tabakası !

    Ne zorlu günlerdi! Sigara bir şekilde saklanıyordu, ya koku ? Domates bir de hıyar bulsan, salata malzemesi için cebimdekiler yeter de artar. Üstümde nane, maydonoz, roka taşıyor velakin hafifletemiyordum kokuyu. Eee evdekiler kokuyu duymamalı. Kardeşim onlar da anlamıyor ki büyüdüğümüzü. Anne, babalar ya hep çocuk görüyorlar bizi.

    Küçük yerde yaşıyoruz bir sigara tüttürecez kilometrelerce yürü; bildiğin eziyet çekmişiz be kardeşim. Ama seviyoruz, değer cigaraya, Sevmesek çekermiyiz be !

    Ama dirayetli bir şekilde bugünlere kadar hiç aksatmadım içmeyi; anlayacağın irade sağlam yani. Sevdiklerimden, boşver onlarıda kendimden çaldım zamanı ona verdim.

    Düşünsene ? Cumartesi sabahı ailenle lebi derya kahvaltı masasında oturmuşun. Ama hızlı olmak gerek ha! Çünkü mideye girmeli bir kaç lokma, amaç sevdiklerinle zaman geçirmek değil, aç karnını doyurmak ise hiç değil. Tek bir maç var aslında ortada; sigaraya alt yapı. Ya bazıları uzun uzun oturuyor o kahvaltı başında, ailesiyle zaman geçiriyor; la ne komik ;)

    Yazamadığım bir çok örneği de yazdıklarıma eklensen, üst alt hiç fark etmez, arkadaşının ne kadar sağlam bir iradeye sahip olduğu sonucuna varabilirsin, ben vardım.

    Aklıma gelmiyor mezarlığın ismi; hani kapısında her canlının bir gün ölümü tadacağı yazıyormuş. O kadar zorluğa direndim, zamanımı verdim geç bunları da iç organlarıma kadar vücüdumu açtım...bu merede; bunlara rağmen LA! o beni hiç sevmemiş meğerse. Bir kere parasız sahip olamadım, bu sevgi maddiyata dayalıymış. Bu zındık meğerse parayla ilişkiye giren bir ..... ! Böyle şey mi olur arkadaş.

    Devrim’ i düşünüyorum. Eve geldiğim de çikolata alsamda almasamda boynuma sarılıyor; görünce beni. Ben ona ve diğer sevdiklerime ayıracağım zamanı,.... (Artık ismini bile anamıyorum.)

    Sonuç; Ben kendimi aldatmışım. Ney se ney! Ama buraya kadardı. Ölümlü dünya hak edenlere zaman ayırmak gerek.

    Ulan! o zındık ölsek arkamızdan fatiha bile okumaz!

    Not: Yazı esnasında bir sigara içilmiştir. Sonrasın da son sıgara ile bu maceraya son verilecektir. Haklıyım kazanacağım...