Duygusal yoksunluk bazı şeylerin eksik olduğunu hissettirir. Boşluk hissidir. Bunun anlamını muhtemelen en iyi yakalayan imge, ihmal edilmiş çocukluktur. Duygusal yoksunluk, ihmal edilmiş bir çocugun hissettikleri neyse odur !
Kafka'nın ''Açlık ,Cambazı '' hayatının sonunda yemek yemeyi reddetmesinin sebebinin asla ona cazip gelen bir yemek bulamaması olduğunu söylüyor. Çünkü Kafka'nın kendisi buna bir isim verememişti.Çocukken samimi bir iletişimden yoksun kalmıştı. Bu yoksunluktan anlatamayacağı kadar çok çekmişti ve bütün yapıtları-ister Dava,ister Dönüşüm, ister Şato olsun -iletişim eksikliği dışında hiçbirşey anlatmaz.Bütün bu romanlarda ve öykülerde sorular hiç duyulmaz,tuhaf çarpıtmalarla,tahrifatlarla yanıtlanır ve merkezde ki figürler hep tamamıyla yalnız ve kimseye kendini dinletemediği kişilerdir.