"Yoksa kötülükleri işleyip duranlar elimizden kurtulacaklarını mı sandılar? Ne kötü bir yargıya varıyorlar öyle? " -Ankebût Sûresi , 4. Ayet
Sayfa 7 - Uğurböceği yayınları·Kitabı okuyor
“Kötülük işleyenler, kendilerine, iman edip sâlih amel işleyen kimseler gibi muamele edeceğimizi mi zannediyorlar?" [Câsiye 45/21] Böyle düşünenler için Yüce Allah: “Ne kötü (yanlış ve haksız) hüküm veriyorlar!" [Ankebût 29/4] buyurdu.
Sayfa 405 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Reklam
Ankebût / 4. Ayet
Yoksa günahları pervasızca işleyenler, elimizden kaçıp kurtulabileceklerini mi sandılar? Ne de fenâ hükmediyorlar!
Sayfa 395
Kur'an-ı Kerim
Allah Hamid’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber dinimizi tanımaya çalışıyorduk. Dinimizi anlayabilmek için Allah’ın vahyini yine ondan öğrenmemiz gerekir. Dinin temeli, esası; “Allah’a imandır, islamdır, ihsandır” demiştik. Bunların her üçünde de önce Allah’a iman, Allah’a âbdiyet ve Allah’ın huzurundaymış gibi ona âbd olmak gelir. Öyleyse öncelikli olan, Allah’ı tanımaktır. Allah’ın bir ismini anlattığımızda onunla beraber birçok ismi de o isimle beraber anlatmak zorunda kalıyoruz. Mesela; Allah’ın Vedud ismini anlatırken diğer isimleri de onunla beraber anlatmıştık; yani Allah’ın bir ismini öğrenirken sadece öğrendiğimiz ismi değil onunla beraber diğer isimlerdeki özellikleri de öğreniriz. Dolayısıyla rabbimizi sıfatlarından, isimlerinden biraz daha tanımış oluruz. Tanımadığımız bir Allah’a, bir rabbe iman ettiğimizi söylesek de ona iman etmiş olmayız; çünkü Allah’ı ne kadar tanırsak ona imanımız da o kadar olur. Hele bir de Allah’ı yanlış tanırsak o zaman o iman ettiğimiz Allah olmaz, bizim kendi kendimize hayal ettiğimiz, vehmettiğimiz putumuz olur. Evet, Allah’ı onun kendini tanıttığı gibi tanımaya, Esmau’l Husna’sını kısaca anlamaya çalışıyorduk. Vedud isminden sonra Allah’ın Hamid ismini anlamaya çalışacağız. Fatiha Suresi’nin ilk ayetinde; El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir” buyrulur. Bu yüzden önce Allah’ın Hamid ismini tanımaya çalışacağız. Aslında Allah’ın ismini, sıfatını bilmek, anlamak öyle basit bir şey, kolay bir şey değildir. Bunun için aklımızı mutlaka sonuna kadar kullanıp, onu anlamaya
Ahiret ücreti kimlere verilecektir
Kur'ân'da Yüce Allah'ın; mü'min-lerin (Ali Imran, 3/171) muslihlerin (A'raf 7/170) ve muhsinlerin (Hûd, 11/110) ecir-lerini zayi etmeyeceğini âhiret ücre-tinin daha hayırlı olduğunu (Yūsuf, 12/57) bildirmiştir. Ücreti veren Allah (Bakara, 2/277), hak eden ise çalışanlar dır. Kur'ân'da "çalışanların ücreti ne güzeldir" (Ankebût, 29/58) denilmiştir. Allah; mü'minlere ücretlerini yaptık-larının en güzeliyle (Nahl, 16/97), sâlih amellere on katı ile (En'âm, 6/160), Allah yolunda infaka 700 katı ile (Bakara, 2/261) ve sabretmeye hesapsız derecede (Zümer, 39/10) vereceğini "Zerre miktarı bir iyi lik olsa onu kat kat yapacağını ve kendi katından büyük mükâfat lütfedeceğini (Nisā, 4/40) açıklamıştır. (İ.K.) Allâh Teâlâ, kendisine inanıp da sâlih amel işleyenlere bu dünyada yap-tıklarının karşılığını ahirette verecek-tir. Bu karşılığa ise ecr denilmektedir. Kur'ân'da, iyilik edenler ve sakınanlar (Al-i İmrân, 3/172), inananlar ve sâlih amel işleyenler (Mâide, 5/9), sabredenler (Hud 11/115), infak edenler (Hadid, 57/7), ödünç para verenler (Hadid, 57/18), namaz kılıp zekat verenler (Bakara, 2/277) için ecr olduğu açıklanmaktadır.
Kurdî
Mü'minûn Suresi
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ Şüphesiz ki müminler, kurtuluşa ermişlerdir. Mü'minûn 1 اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ Onlar ki namazlarında huşu içerisindedirler.<p> <sup> <i>Huşu, sükûnet, hareketsizlik, kısılma ve dinme gibi anlamlara gelir. Namazda huşu, kalpte var olan mutmainlik, huzur, sükûnet ve Allah’ın (cc) huzurunda olma şuurunun, bedene saygı, hareketsizlik ve edep olarak yansımasıdır. Huşu, namazda kalbin ve bedenin Allah’a (cc) karşı edeple süslenmesidir. Namazın kişiyi kötülükten alıkoyması (29/Ankebût, 45), sabrını arttırması (2/Bakara, 45), bencillik ve cimrilikten alıkoyması (70/Mearic, 19-22) ve günahları gidermesi (11/Hûd, 114) huşuyla kılınan namaz için söz konusudur.</i></sup></p> 2 وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ Onlar, boş şeylerden yüz çevirir, ilgi duymazlar. 3 وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ Onlar, zekât sorumluluğunu yerine getirirler. 4 وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ Onlar, iffetlerini korurlar. 5 اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar. 6
Reklam
Reklam