Puan vermedi·260 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitap bir hikaye gibi ilerlemiyor daha çok varoluşun cilasız yüzüne tutulmuş sabit bir ışık gibi. Alışılmış rollerin gürültülü anlamların ve insanın kendine giydirdiği rahat maskelerin birer birer söküldüğü yerde, geriye kalan şey saf ve rahatsız edici bir açıklıktır kelimesiz bir "yabancılık" hissi. Kaçışın mümkün görünmediği dar eşikte insan kendi varlığının ağırlığını ilk kez bu kadar çıplak duyar. “Bulantı” tam da burada başlar; anlamın ötesinde anlam arayışının bile çözülmeye yüz tuttuğu suskun karşılaşmada.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
9/10
·224 syf.··
2019 1020. kitabı
·
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun. Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor. Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor. Genel olarak kafa dağıtmak, gülmek ve biraz da kendimize dışarıdan bakmak için çok keyifli bir kitaptı. Sıdıka’yı sevenler için zaten garanti; tanışmayanlar için de güzel bir başlangıç olabilir. Mizahın dozu yüksek, bol diyaloglu ve eğlenceli bir okuma deneyimi.
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,040 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aziz Ayyaş Efsanesi/Bu kitap niye yazılmış ki:((
1/10
·56 syf.··
2026 28. kitabı
Paris'in köprü altlarında yaşayan evsiz ve içki düşkünü bir adamın novellası.Ne amaçla yazılmış,nereye varıyor anlam veremediğim sevmediğim bir kitap oldu
Aziz Ayyaş EfsanesiJoseph Roth · 20221,602 okunma
Puan vermedi·
Hayatım boyunca çok nadirdir yarım bıraktığım kitap... hikaye kurgusu içinde karakterlerinizi her türlü konuşturabilirsiniz. Fakat anlatıcı siz kendinizseniz, okuyucunuza karşı bir saygınız olmalı. Sürekli argo ve küfürlü hitaplar kaliteyi ve seviyeyi düşürür. Aşka saygım sonsuz fakat ergen ağzıyla yazılmış bu kitaptan hoşlanmadım.
Nora'nın Günlüğü - Bir Gün Yine AşığımNorapella · Olimpos Yayınları · 2019211 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:17
Kitap travmalarımızın hayatımızı ne kadar etkileyebileceğini ve bu travmaların aşılmazsa en ufak bir şeyde hayatınızı nasıl altüst edeceğini anlatıyor bize. Hayatına gayet normal bir şekilde devam ederken birden öğretmenlik yaptığı okulda çıkan bir kavgayı ayırdıktan sonra okuldan uzaklaştırma alan Vidar evde ailesiyle ilgili kutuları karıştırırken babasına ait bir telefon rehberi gibi bir şey bulur ve orda eski evlerine ait bir telefon numarasını görür . O numarayı aramakla aslında travmasının peşine düşer. Aradığında açan ölen babasıdır. Şaşırdığım nokta şu Vidar aslında hiçbir zaman şaşırmıyor buna yani geçmişiyle konuşabilmesi ona pek inanılmaz gelmiyor burdan anlıyoruz aslında sadece kendi kurduğu dünyada o an aşmaya çalıştığı bir şeyin olduğunu. Okuldaki o küçük kavga aslında hayatında asla unutamadığı içten içe içinde hala taşıdığı bir şeyin olduğunu ve bunu aşmadan yoluna devam edemeyeceğini anlıyor. Kıvılcım bir kere yanıyor ve alev almadan sönmeyecektir. Kitap gayet akıcı güzel ve zaten hemen hemen hepimizin çocukken aşamadığı yollar açamadığı kapılar ve üstünden geçemediği olaylar vardır. Yazarın çocukluğundan izler taşıması ona farklı bir anlam katıyor.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026810 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026256 okunma