Tam bu sırada; notası Hollywood'tan gelme bir ıslık karşıki arsada çın çın ötüyor: bu, on üç, on dört yaşında bir çocuktur; topaç gibi bir şey ve serkeş saçlar.
Arsanın karşısında şöyle bir duruyor. Ihtimal Amerika gōründüğü zaman Colomb da pruvada böyle durmuştu, kim bilir?
Sonra çocuk, bir Afrika dansının vahşi figürleri ile, bu ayak değmemiş ülkeye dalıyor. Ve küçücük pabuçlar dördüncü Okyanusta keşfedilen bu bakir adaya bayrağının armasını çiziyor. Bir dörtgen, dörtgenin içine bir çapraz.
Bu ne çılgın mutluluktur; fakat çocuk birdenbire donuklaşıyor: Bir kıta keşfedilmiştir, ama keşfedilen cennet de olsa, insan tek başına olduktan sonra neye yarar?
Notası Hollywood'tan gelme ıslık yeniden çın çın ötüyor, sınırları taşıyor, camlardan sızıyor, anne kulaklarının sansüründen sıyrılarak, soba başlarında pinekleyen bacaksızların kafalarında anarşist yankılar buluyor.
"Aile denen, varlığı inkâr edilemez olan o birlik, yıllar içerisinde birer birer azaldı. Ansızın bir başıma kaldığımı hatırlayınca gözlerimin önündeki her şey birer birer gerçekliğini yitirdi. Doğup büyüdüğüm odada ben bir başıma otururken zamanın böyle geçip gitmesi şaşırtıcıydı."
2)Varlık Doğumu(Vilâdetü'l-vüdûd)
Bu doğum bazen salt kudretle gerçekleşir. Bir vasıta olmaksızın salt kudretle doğanlara misal olarak babamız Hz. Âdem (as) ile ruhları ve melekleri verebiliriz. Bazen ilahi hikmetin gereğiyle anne ve babanın vasıtasıyla doğum gerçekleşir. Allah'ın yaratıklarındaki âdeti böyledir. Bu doğum kulu menzillerden üçüncüsüne ulaştırır. O menzil Allah'a doğru seyrinde kulun uğradığı üçüncü menzildir ve "rıza kapısı" diye isimlendirilir.
Hz. Muhammed (sav) “Büyük günahların en büyüğü kişinin anne babasına sövmesidir.” deyince [mecliste bulunan sahabeler] “Ey Allah’ın Resûlü kişi nasıl anne babasına söver?” diye sordular. Hz. Muhammed (sav) “Kişi birisinin babasına söver, bir başkası da onun babasına söver.” diye cevap verdi.