Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Bir Kabuktan Çıkış Hikayesi: Piraye – Seyir
9/10
·408 syf.··
2026 31. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:01
Seyir Piraye Piraye’nin Seyir romanı, okuyucusunu ters köşe yapmayı başaran, sabrın sonunda muazzam bir uyanış sunan bir kendini bulma yolculuğu. Kitabın ilk sayfalarında Mina’nın içine düştüğü o boğucu ilişkiyi, aldığı kararları ve o durağan hayatı okurken insan ister istemez derin bir sıkıntıya düşüyor. Hatta itiraf etmek gerekir ki, "Yine mi saçma sapan bir aşk hikayesi okuyorum, neden bu kadar aptalca davranıyor?" diye sinirlenip, kitabın hep böyle tekdüze gideceğinden endişe edebiliyorsunuz. Karakterin o ilk anlardaki çaresizliği ve seçtiği yol, okuru fena halde sıkabiliyor. Ancak hikayeyi asıl şahane ve unutulmaz kılan şey, tam da bu katlanılmaz başlangıçtan beslenmesi. Mina o ilişkide ve kendi sınırları içinde öyle bir noktaya geliyor ki, okurken bizi de daraltan o tahammül sınırı, onun esas dönüşümü için kaçınılmaz bir fırlatma rampasına dönüşüyor. İlk başta kızdığımız o kadın, kabuğunu öyle bir kırıyor ki, sonrasındaki içsel evrimi ve özgürleşmesi adeta bir başkaldırıya dönüşüyor. Seyir, bir insanın en çok daraldığı, okuyucusuna bile "artık nefes alamıyorum" dedirttiği o gri anların, aslında kendi özgürlüğüne uyanacağı o muazzam kırılma noktası olduğunu çok zarif gösteriyor. Mina’nın o sinir bozucu bağlardan sıyrılıp geçirdiği şahane evrim, bize şu umut dolu mesajı fısıldıyor: Bazen en parlak uyanışlar, en çok sıkıldığımız ve dibe vurduğumuzu sandığımız o anlarda filizlenir.
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·328 syf.··
2026 48. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:41
“Vaktini aptal insanların yaptığı aptalca şeyleri takıntı yaparak geçirme.” Bu seriye gerçekten bayıldım. Hem çok komik hem de tam kararında, yormayan bir romantizme sahip. Ayrıca green flag erkek karakterler okumayı ne kadar özlediğimi fark ettim.Off Campus serisinin ikinci kitabında John Logan ve Grace Ivers'ın hikâyesini okuyoruz. Dürüst olmak gerekirse, ilk kitaptaki çift kadar hızlı bağ kuramadım bu ikiliyle. Hatta ilk bölümlerde çok da etkilenmedim. Ama kitabın ilerleyen kısımlarında onları tanıdıkça ilişkiye ısınıyor ve kendinizi hikâyenin içinde buluyorsunuz. Logan uzun zamandır Hannah'ya karşı bir şeyler hissediyor. Ancak Hannah, en yakın arkadaşı Garrett ile birlikte olduğu için onu unutmaya çalışıyor ve bu süreçte birçok kızla vakit geçiriyor. Fakat hiçbir şey işe yaramıyor. Ta ki yolu yanlışlıkla Grace ile kesişene kadar... Grace, Logan'ın daha önce tanıdığı hiçbir kıza benzemiyor ve bu durum Logan'ı oldukça etkiliyor. Zamanla da aslında Hannah'yı değil, Hannah ve Garrett'ın sahip olduğu o güçlü ilişkiyi özlediğini fark ediyor.Off Campus erkekleri gerçekten ayrı bir seviye. Hem alfa tavırları var hem de özünde oldukça green flag karakterler. Bir yandan korumacı ve çekici, diğer yandan duygusal taraflarını göstermekten çekinmiyorlar. Serideki smut sahneleri de eğlenceli ve hikâyeye hizmet edecek şekilde yazılmış. Eğer soft romantizm, bol kimya ve eğlenceli karakterler içeren kitaplar okumayı seviyorsanız bu seriye kesinlikle bir şans vermelisiniz.Ben tüm seriyi bitirdikten sonra uyarlamayı izlemeyi planlıyorum. Özellikle bu kitaptaki bazı sahneleri ekrana nasıl taşıyacaklarını gerçekten merak ediyorum. Kafa dağıtmalık, sizi güldürecek ve ara ara duygulandıracak bir seri arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,211 okunma
karanlık bir sorgu odası
Puan vermedi·524 syf.·
2026 48. kitabı
İnsanın kendi hayatını yaşadığını sandığı bir anda tarihin ağır ve paslı eliyle ensesinden tutulup başka bir zamana fırlatılmasının romanı. Burada zaman yalnızca saatlerin, ülkelerin, haberlerin ve diplomatik görüşmelerin içinde akan bir şey değildir; zaman, insanın içinden de geçer, kimi insana yarını bekletir, kimi insanın yarınını daha o gün elinden alır. Bu yüzden romanı okurken yalnızca yaklaşan bir savaşın uğultusunu değil, savaş henüz başlamadan çoktan yenilmiş insanların iç seslerini de duyarız. Sartre, savaşı tanklarla, cephelerle, üniformalarla anlatmadan önce, bekleyen insanların terinde, gazeteye eğilmiş gözlerinde, kapalı panjurlarda, bir odanın içindeki sıkıntılı havada, bir ülkenin satılmışlık duygusunda ve kitlelerin aptalca sevinçlerinde gösterir. Yaşanmayan Zaman, bana kalırsa Sartre’ın en güçlü roman tekniklerinden birini bütün ağırlığıyla taşıyan kitaplardan biri. Bir yanda Avrupa’nın siyasi haritası yerinden oynarken, diğer yanda tek tek insanların küçük, kırılgan, çoğu zaman zavallı hayatları akmaya devam eder. Kimi aşkı düşünür, kimi korkusunu saklamaya çalışır, kimi bir gazeteden gelecek habere tutunur, kimi kendi cesaretini ancak felaket kapıya dayandığında ölçebilir. Sartre burada insanı soyut bir özgürlük fikri içinde bırakmaz; onu bir odanın, bir ülkenin, bir bedenin, bir korkunun ve bir karar anının içine kapatır. Özgürlük artık güzel bir kavram değildir. Özgürlük, insanın kaçamadığı şeydir. Seçmemek bile bir seçimdir ve roman boyunca insanın omuzlarına çöken asıl ağırlık budur. Kitabın en çarpıcı taraflarından biri, tarihin büyük cinayetlerinin çoğu zaman büyük gürültülerle değil, tekdüze seslerle, diplomatik cümlelerle, bekleme salonlarında, otel hollerinde ve rahat uykuların ortasında işlenmesidir. Sartre bunu çok iyi bilir. Kitleler
1000Kitap
Yaşanmayan ZamanJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2019964 okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:12
Huckleberry Finn'in Maceraları – Mark Twain "Bu kitaba başladığınızda, lütfen içinizdeki çocuğu çağırın! Yetişkin gözlüğünüzü çıkarın..." Merhaba kitap dostları. Mark Twain'in ölümsüz eserine bir türlü cesaret edemeyenler için söylüyorum: Bu kitabın büyüsüne kapılmak için yetişkin aklınızla değil, çocuk kalbinizle yaklaşmalısınız. Özgürlük ve Dostluk Üzerine Bir Sal Yolculuğu Huck Finn, "uygar" bir hayat yaşamaya zorlanan, içine sığdıramadığı kurallardan kaçan bir çocuk. Kaçak köle Jim ile Mississippi Nehri'nde bir sala sığınıp bilinmeze doğru akıp giderler. Bu yolculuk; özgürlük, dostluk ve kendi doğrularını bulma üzerine bir başyapıt. Bazen öyle saf, öyle eğlenceli anlar var ki, yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle sayfaları çeviriyorsunuz. Mark Twain'in ince mizahı, okurken sizi hem güldürüyor hem de dönemin Amerika'sının çelişkilerini hissettiriyor. Peki Neden Çocuk Gibi Okumalısınız? Çünkü Huck'ın dünyası, kurallarla değil, kalbiyle şekilleniyor. Jim'in sırf ten rengi farklı diye köle sayıldığına bir çocuğun masumiyetiyle isyan ediyor. Yetişkin aklıyla okursanız "Huck neden böyle aptalca şeyler yapıyor?" diye düşünebilirsiniz. Ama onun gözüyle bakarsanız, her macera heyecanlı, her yol ayrımı ise büyük bir keşif. Üstelik sanılanın aksine bu eser, sadece çocuklara hitap etmiyor. Dönemin toplumsal yapısını, ırkçılığı ve ikiyüzlülüğü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren güçlü bir hiciv aynı zamanda. Okurken güldüren, düşündüren ve sorgulatan bir yapısı var. Ancak tüm bu derin alt metni, tamamen bir çocuğun bakış açısının arkasına gizleyerek sunmayı başarıyor. İşte bu yüzden, büyülü bir yolculuğa çıkmak için yetişkin zihninizi bir kenara bırakın ve Huck ile Jim'in salında yerinizi alın. Peki Ya Siz? · Huck ve Jim'in arkadaşlığının sizin için en etkileyici yanı
1000Kitap
Huckleberry Finn'in MaceralarıMark Twain · İndigo Çocuk · 20223,693 okunma
Hesaplaşma -Caroline Peckham &Susanne Valenti
9/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:14
Solaria için mavi kraliyet demektir. Benim içinse mavi sen demek. Bir sürü kişi seni istememem gerektiğini söyleyecek. Ama sırf benim olman için tüm dünyayı yakıp kül etmeye hazırım. Spoiler içerir!!! Zodyak akademi serisinin üçüncü kitabında akademide birinci sınıflar için cehennem haftası başlamıştı. Bu cehennem haftasında üst sınıflar istedikleri her zorbalama olayını birinci sınıflar üzerinde rahatlıkla yapabiliyorlar. Bu haftayı Vega ikizlerinin atlatmasının yolu ise dört element sınavından geçtikten sonra hesaplaşmadan da sağ salim geçmeleriydi. Kitap o kadar güzel akıcı bir şekilde okudum ki bayıldım. Darcy ve Orion'un arasında bir şeyler yaşanıyor ve aralarındaki bağ daha da güçleniyor. Tory'nin ise Darius ile olan düşmandan aşka duyguları okurken çok fazla hissettim. Birbirlerinden nefret etmeleri ama bir yandan da birbirlerine çekilmeleri iyiydi. Caleb ise bu kitapta favori karakterlerimden biri oldu. Tory'ye olan sadakati ve onu koruması güzeldi. Ama bir yerden sonra yine varislere uyarak aptalca hareketlerde bulundu. O sahneleri okurken hem Caleb'a hem de Darius'a çok sinir oldum.Seth ve Max'i hala daha sevemedim. Kızların varislerin aptalca sözlerine rağmen gittikçe güçlenmelerini çok sevdim. Özellikle her sınavda birbirlerinin yanında olmaları ve o sınavlarda yaptıkları hamleleri okumak hoşuma gitti. Kitabın sonu yine öyle bir yerde bitti ki, heyecanla dördüncü kitabı bekliyorum. Lionel ve Stella en sevmediğim karakterler arasında yerini aldı. Büyük ihtimalle kızların ailesine de zarar veren kişilerin bu ikisi çıkacağını düşünüyorum. Bir insanın çocuklarını güç uğruna bu kadar kolay gözden çıkarması berbat bir olay. Yaşanan bir olaydan dolayı kızların zümresinin ne olduğunu öğreniyoruz. Dördüncü kitapta kızlar daha da güçlenerek intikam alacaklarını
1000Kitap
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 20263 okunma