"Hepimiz Arkadia'da doğduk." Yani dünyaya mutluluk ve haz üzerinde hak iddiasıyla geliriz ve bu hakkı gerçekleştirme umudunu, kader bizi sertçe yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin onun olduğunu gösterene dek, aptalca bi şekilde koruruz.
Ben artık kim olduğumu pek bilmiyorum, hayatta nerede olduğumu bilmiyorum, yaşımı bilmiyorum. Hep otuz yaşında olduğumu zannediyorum ve her şeyle alay ediyorum. Kocaman bir oyunun içine demirlemişim gibi geliyor, ciddi değilim, hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. Aptalca şeyler yapmaya ve yazmaya de vam ediyorum. Yolum çıkmaz sokakta bitiyor, hayatım çıkmaz sokakta son buluyor.
«<KızılŞahin>: Küçük bir çukur değil, Mickey. Büyüktü. O neydi öyle, dostum?
<Mickey7>: Bir kayaya bakıyordum.
<KızılŞahin>: …
<Mickey7>: Maymuna benziyordu.
<KızılŞahin>: Gelmiş geçmiş en aptalca ölüm.»
Bir işe başlamaya gerek olmadığını düşünüp aptalca kaçırılan zamanların ve hatta çeyrek dakikaların miktarını toplayınca bir yılda inanılmaz ölçülere vardığını unutmayalım.
"O zamanlar bir türlü anlayamadım. Söyledikleri değil, yaptıklarıyla değerlendirmeliydim onu. Güzel kokusu ve ışıltısı bana iyi gelmişti. Asla kaçmamalıydım. Oynadığı aptalca oyunların ardındaki sevecenliği anlamalıydım. Çiçekler o kadar çelişkili oluyorlar ki! Ama onu sevmeyi bilemeyecek kadar deneyimsizdim.”