Hoscakal Pinar Kür
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Asilacak Kadın'i Pinar Kür'ün 15 Temmuz 2025'de vefatının hemen ardından alıp okudum. Biraz önce bitirdim. Bu roman ile ilgili çok sayıda inceleme var burada. Onları tekrar etmemeye çalışarak yazacağım. Romanı beğendim ve tavsiye ediyorum. Sona eklenmis olan Pinar Kür'ün İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi önünde kitaba dair savunması yazarın bu kitabı yazma sürecine iliskin önemli bilgiler içeriyor. Ben kitapta hakim Faik İrfan Elverir'in bilincindeki akisi anlatan birinci bölümü ve davaya konu cinayeti fiilen işleyen Yalçın'in yazdıklarına dair üçüncü bölümü çok derinlikli ve etkileyici buldum. Ancak ikinci bölüm yani yargılama boyunca hiç konuşmayan ve kendini savunmayan Melek'in bilinç akışını, duygu ve düşüncelerin aktarıldığı kısmı diğerlerine göre derinlikliksiz, ağır ve sürekli şiddet içinde yaşayan bir kadın konusunda edebiyatta ve sinemada zaten yerleşik ve çokça tekrar eden, istismarci erkeklerle kusatilmis magdur kadinin melodramik çaresizligi anlatisiyla sınırlı kalması bayagi hayal kırıklığına uğrattı beni. Romanin dayandığı gerçek vaka yani TC tarihinde idam edilen 15 kadından biri olan Sadberk konusunda bilgi edinmek isterseniz: t24.com.tr/k24/yazi/asilac... Ve son olarak roman ve dayandığı gerçek hikaye beni geçen sene Fransa'da basina yansiyan korkunc bir istismar vakasini hatirlatti. Bir Fransiz kasabasinda 10 yıl boyunca kocasi tarafindan uyuşturulan ve bilincsizken onun eve getirdigi erkeklerin cinsel saldirisina ugrayan, kocasinin bu saldirilari kaydettigi ve ozenle siniflandirdigi bilgisayar arsivi ortaya ciktiginda yargiya tasinan, Gisèle Pelicot'nun neredeyse tum kasaba erkeklerinin suc ortakligi ile yillarca devam eden kan donduran cinsel istismari vakasını hatırlattı. Turkiyeli Sadberk ve Fransız
Roman-Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
vatanın bağrına düşman dayadı hançerini..
Puan vermedi·144 syf.··
2025 353. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 18:58
okumuş olduğum bu sayfa sayısı az -bence- anlattıkları özelinde önemi çok olan kitap 1877-1878 osmanlı rus harbinin (93 harbi) adından da açıkça anlaşılacağı üzere deniz harekatlarını anlatır.. 1877-1878 osmanlı-rus harbi öncesinde yaşanan idari, bürokratik, asayiş sorunları, bu sorunlar sonrası meydana gelen savaşı, bu savaşın tuna, karadeniz, kafkasya, akdeniz -pasif- cephelerinde meydana gelen taarruzları, savunmaları, diplomatik olayları, kara-deniz savaşında gerçekleşenleri onlarca alt başlık, bu savaşlar sırasında öne çıkan, öne çıkması gerektiği halde pasif kalan kişileri, savaş sonrası tarafların, bölgenin yaşadığı değişimleri vb. özelinde ayrı ayrı alt başlıklara ayırarak uzun uzun anlatmak -bence- çok çok olası.. amacım bu yukarıda saydıklarımı yapmak, yapmaya çalışmak değil.. bunu yapmaya çalışmam bu incelemeyi küçük bir kitaba çevirir.. bunu yapmama gerek olmadığını düşünüyorum.. zira hem bu yukarıda saydıklarım özelinde çokça makale, kitap var hem de bu sıcaklarda bunu yapacak dayanıklılığı kendimde görmüyorum.. bu incelemeyi yazma nedenim 1877-1878 osmanlı-rus harbi sırasında osmanlının yaptığı deniz harekatları ile osmanlı adına mağlubiyetin nasıl bağıra bağıra geldiğini göstermek, dönemin osmanlı devletinin aksaklıklarını, eksikliklerini mümkün olduğunca -varsa- incelememi okuyan kişiye/kişilere göstermektir.. bunu da elimden geldiğince açık, anlaşılır bir dille yapmaya çalışacağım.. zira tarihin, tarihi olayların genel okuyucu kitlesinin -maalesef- az, belirli bir tarihi olayın ise genel okuyucu kitlesinin -maalesef- daha da az olduğunu biliyorum.. bunların nedenleri üzerinde uzun uzun durup incelemeyi konudan uzaklaştırmak istemem geçelim.. -------------------------------------------------------------------------------- -1875 yılında balkanlarda
Türk Tarihi
93 Harbi’nde Deniz HarekatıEvren Mercan · Selenge · 20207 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kelimeler
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 18:31
NOT: Kelimelerin hemen hepsini lugatim.com sitesinden aldım. Geri kalanları sanatkritik.com sitesinden ve internette çeşitli yerlerden aldım. baylos: Venedik Cumhûriyeti’nin Osmanlı Devleti nezdinde bulundurduğu elçilere verilen unvan. Fî târihinde: Bir zamanlar, eskiden, geçmişte. muhteva: bir şeyi tutmak, içinde bulundurmak. sefâret: elçilik Tellâl: Bir malın satışının yapılacağını veya herhangi bir şeyi halka bildirmek için çarşı pazar gibi kalabalık yerlerde yüksek sesle bağırmakla görevli kimse Sâbık: Bir iş, memûriyet veya makamda şimdikinden daha önce bulunmuş olan, eski mezat: açık arttırma maşrapa: su içecek kap ırlamak: şarkı söylemek, terennüm etmek, tegannî etmek Müteşebbis: (Bir işe) Girişen, kalkışan, teşebbüs eden (kimse). Cerâhat: Kanın damar dışına sızmasıyle vücut dokularında meydana gelen, ak yuvarların hâkim olduğu donuk renkli birikinti, irin, yangı. meyyus: ümitsiz, umutsuz, moral bozukluğu içinde olan teşrih: Bir meseleyi bütün yönleriyle inceden inceye tetkik edip açıklama, açma, meydana çıkarma semere: Beklenen sonuç, netîce. meyve
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
9/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2019 124. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2019 23:01
Kitap inceleme Yazısı Kitap Adı: Nar Çiçekleri Yazarı : Mehmed Uzun (1953- 2007) Yayıncı : İthaki Yayınları Baskısı : 26. Baskı/ Kasım 2018/ 167 Sayfa Barkodu: 9789752732339 Kitap inceleme yazılarımda hiçbir zaman eserin özetini çıkarmayı tercih etmiyor ve alıntı paylaşmıyorum. Okuyunca içeriği görecektir zaten okur. Ben anlatımın özünü, ruhunu, ana temasını, bizi hangi mevsimlere taşıdığını, öngörüsünü, öğretisini ve topluma bakan yönünü aktarmaya çalışıyor, içerik hakkında ilgi uyandırmaya çalışıyorum. Yazar Şanlıurfa’da doğmuş, Diyarbakır’da yaşamış, 1975’li yıllarda Diyarbakır Cezaevi’nde yatmış ve devam eden süreçte yaşamını İsveç’de sürdürmüştür. 54 yaşında aramızdan ayrılan yazar; Türkçe, Kürtçe, İsveçce, Ermenice bilmekte ve İngilizce, Almanca’yı da anlayabilmektedir. Bir dostumun önerisi üzerine okuduğum kitabın ana teması; çok kültürlülük sorunları, birlikte yaşam, insan hakları ihlalleridir. Bu konuda daha önce yazdığımı ve (1) web adresinde yayınlanan yazımda konuyu daha detaylıca ele almıştım. Kitabın dili edebi, yalın, samimi, dürüst, gerçekçi, insanilik katsayısı yüksek, natürel bir uslûp içeriyor. Haksızlığa uğrayanın, duygusal ortamda yaptığı mantık hatalarını da olağan ve tarihsel gerçeklik ölçeğinde değerlendirmek gerekiyor. Çok kültürlü toplum bilinci ve birlikte yaşam medeniyeti Bir yere, bir değere ait olmanın gereği ve kalıcılık güvencesi; ötekileri yok saymaktan, ezmekten geçmiyor. Bulgaristan, Yunanistan, Ortadoğu, Kafkaslar, Uzakdoğu, Bosna, Avrupa, Almanya, İspanya, Filistin, Osmanlı, Türkiye vb. ülkelerde, doğduğu/büyüdüğü topraklardan göç etmek zorunda kalanların Anılarını/romanları okudum. Tarihi olayları yargılamak, yorumlamak için, o dönemin gerçekliği ve sosyolojik/siyasi verilerini sağduyu ile
Edebiyat
Nar ÇiçekleriMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20124,620 okunma
9/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2019 118. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2019 22:47
Kitap İnceleme Yazısı Kitap adı: İnovasyön Yazarı : Musab Turan Yayınevi: Diga Kitap Baskısı :1.Baskı / Eylül 2019 / 292 Sayfa Barkodu: 9786056961748 Öncelikle inovasyon “nedir, ne değildir, neden gereklidir, nasıl olmalıdır” sorularının cevaplarını aradıktan sonra, bu kitabın öneminden ve içeriğinden bahsetmek istiyorum. Konuya ilgi duyuyorsanız, görsel olarak paylaştığım diğer kitapları da okuyabilirsiniz. Sözlük anlamına baktığımızda inovasyon; değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması, yenilik, yenileşim. olarak karşımıza çıkmakatadır. Yani bir anlamda, arka planında planlama, felsefe, düşünce de olan bir devrim, reform gibi de algılayabiliriz. İnovasyonu bir icat ve ar-ge çalışmasına indirgemek, onun çalışma alanını, ufkunu daraltmak olur. Hele ki, yalnızca “teknolojik yenilik, kolaylık üretmek” olarak tanımlamak, bilimlere ve insanın varoluşuna haksızlık olur. Bilim, bilgi, dil, ahlâk, hukuk ve eğitim felsefelerini merkeze oturtarak, her alanda inovatif atılımlar yapmak zorundayız. Bilgi, görgü, öngörü, bilinç ve tüm sosyal donanım ve reflekslerimizi geliştirmek için bu yoldan geçmemiz gerekiyor. Güncel ve önemli bir örnek vermek gerekirse; kitaplarını ilgi ve heyecanla okuduğum, hukuk felsefesi ve sosyolojisi bölümü öğretim üyesi sayın Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel, “adliyelerde, mahkemeler bünyesinde, verimlilik, kalite, hız ve sistemin daha fonksiyonel olması için endüstri mühendisi istihdam edilmesi gerekir” diyor. Bu aynı zamanda, yargıya bir inovasyon katmaktır. Kaliteyi bitmeyen bir yolculuk kabul etmektir. Bu önerinin bir hukuk profesöründen gelmesi, beni mutlu etti, umutlandım ve heyecanla okudum. İlave olarak benim önerim ise; özellikle ceza
1000Kitap
İnovasyönMusab Turan · Diga Kitap Yayınları · 20194 okunma
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2018 120. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2018 14:55
Kitap İnceleme Yazısı Kitap adı: Kendi Kendine MBA Yazarı : Josh Kaufman Yayınevi : Pegasus yayınları Baskısı :Mart 2018 / 3.Baskı / 507 Nedir MBA? İşletme yönetimi için özel hazırlanan bir eğitim programı. Faydası var mıdır? Eğitimden, okumaktan zarar olur mu, elbette vardır. Sadece eğitim programının pahalı olduğundan yakınılır. Genelleme veya dar açıyla bakarak; hiçbir olgu, eylem ve kavramı tam tanımlayamayız. İyi bir lisans eğitimi almamış, yaşamsal, düşünsel algıları zayıf ve ne istediğini de tam bilmeyen birisine üç kez MBA eğitimi verseniz ne değişecek ki? Eğitimleri ve süreçleri, birbirini tamamlar şekilde değerlendirirsek anlamı yerine oturur. Gelelim bu kitabın ismine ve içeriğine. “Kendi kendine MBA” adı biraz abartılı ve çok iddialı olmuş. Başlangıç düzeyinde giriş temel eğitimi, vurgusu yapılmalıydı. Mekânsız laboratuvar, bacasız fabrika hayal etmek gibi bir şey. İhracat yapan bir iş insanından şu itirafı okumuştum: “ihracatı nasıl öğrendiniz” sorusuna, “aldanarak, zarar ederek, kazık yiyerek öğrendim” demişti. Yani “bakmakla öğrenilseydi kedi kasap olurdu” misali bir gerçek var ortada. Kitapta süper ilkeler var. Öneriler ve mantık zinciri var. Bilimsel yöntemler var. Fakat temel ve genel bir eğitimi olmayan, işletme ortamında, mesai anlamında deneyimi olmayan Bir okurun buradan hareketle iyi bir işletmeci olmasını beklemek hayal olur. İşletme deyince zihninizde büyütmeyiniz. On bin kişinin çalıştığı bir fabrika da bir işletmedir, bir okul da bir kasap da işletmedir. Üretim, hizmet, satış ve finansın döndüğü her iş mekanında, bu kitabın anlatımlarından istifade edebilirsiniz. Verim, tasarruf, otomasyon, memnuniyet, ar-ge, sistem, pazarlama, rekabet unsurları açısından sizlere yeni ufuklar açacaktır. Ne bildiğiniz, hangi seviyede
Kendi Kendine MBAJosh Kaufman · Pegasus Yayınları · 2016446 okunma