4/10
·216 syf.··
2026 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:03
Erkeğin azıcık zillisi makbuldür, çok kastın sende Werther :) Kitabı okurken kafamda hep Güllü’den “Gitme gitme ayrılma bendennn” şarkısı çaldı :))) Bana arabesk dinletmiş bu hayat, sana neler yapmaz aslan parçası dedim ah ah. Birkaç sene önceki Alev okusaydı bu kitabı oturur ağlardı muhtemelen de bende hiç bir iz, acı, keder bırakmadı. Duygusuzluğumun zirvesindeyim… Neyse şaka bir yana, Werther duygusal yoğunluk ve idealizasyon, ruminasyon ve karşılıksız bağlanma ve aşırı odaklanmadan muzdarip bence. Üstüne bir de romantik melankoli ve aşırı duygusallık var. Bunların neticesinde kaçınılmaz son intihar… Lotta ise ilgi bağımlısı, soğuk, sınır koymayı bilmeyen bir kadın. Fark ettiği an uzaklaştırmış olsaydı genç dostumuzu, işler bu raddeye gelmezdi bana göre… Kısacası çok fazla romantizme edilmiş, gereksiz abartılmış, insana bir şey katmayan bir kitap. Şimdi “çok boloyorson son yoz bor kotop gorolom” diyenler olur; onlara da nanik yapmakla yetiniyorum :)
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Panama Yayıncılık · 2019150,2bin okunma
9/10
·634 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kitap, Oğuzcan’ın farklı dönemlerden şiirlerini içerir. Aşk, ayrılık, özlem, yalnızlık, ölüm ve melankoli ana temalarıdır. Şairin üslubu samimi, içten ve duygusal yoğunluktadır; okuyucuyu doğrudan yakalar. Basit gibi görünen ama derin hisler uyandıran dizeleriyle bilinir. Birçok şiiri bestelenmiş (örneğin “Beni Kör Kuyularda”, “Yıkık”), Türk pop ve arabesk müziğine ilham vermiştir. Oğuzcan’ın hayatı şiirlerine yansır: Çocukluk kazaları ve hastalıklar sonucu kekeme kalması, bankacılık kariyeri, intihar girişimleri ve özellikle oğlu Vedat’ın 1973’teki intiharı sonrası şiirlerinde ölüm ve acı temalarının ağır basması. Erken dönemlerdeki aşk ve ayrılık odaklı lirizm, zamanla daha hüzünlü ve ölümcül bir tona evrilir. Örnek dizeler: “Ellerinin değdiği her şey güzeldi / Sen varken yaşamak güzeldi.” “Çoktan öldüm / Kimse farkında değil.” Roman, Kan, Çıkmaz Sokak gibi kısa, vurucu şiirleri de kitaptadır. Genel olarak Şiir Denizi 1, Oğuzcan hayranları için vazgeçilmezdir. Şiire yeni başlayanlar için de erişilebilir bir giriş kitabıdır; çünkü dil karmaşık değildir ama hisler yoğundur. Kitabı sindire sindire okumak (birden bitirmemek) önerilir, çünkü duygusal yoğunluğu yüksek olabilir. Kimlere Önerilir? Aşk, ayrılık ve hüzün temalı lirik şiir sevenlere. Türk edebiyatının 20. yüzyıl şairlerini (özellikle Orhan Veli, Edip Cansever kuşağı etkileriyle) tanımak isteyenlere. Bestelenmiş şiirlerini seven, duygusal derinlik arayan okuyuculara. Kısaca: Duygu yüklü, samimi ve akılda kalıcı bir şiir derlemesi. Oğuzcan’ın “Şiir Denizi”ni keşfetmek isteyenler için ideal başlangıç. 2. ciltle birlikte tamamlanması önerilir. Eğer şiir okuyorsanız ve henüz tanışmadıysanız, kesinlikle değerlendirin.
Şiir Denizi 1Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20073,315 okunma
Reklam
7/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:57
Kitap kulübümüzün seçimi neticesinde okuma listeme girdi bu kitap. Hakkında güzel yorumlar duydum. En baştan söyleyeyim kitabı beğendim. Sanki bizim topraklarımızdan bir hayat hikayesi okuyormuşcasına tanıdık geldi bu dram. Hovarda,kumarbaz,mirasyedi bir evlat... Bütün acılara göğüs geren, fedakar, itaatkar ve kanaatkar bir eş... Ziyan olan çocuklar... Yokluk, savaş, halkı sömüren sistemler... Annelik, babalık, çaresizlik, ölümler ve daha nicesi... Hayatın içinde yaşanabilecek hemen her acıyı tadan bir karakterin yaşam öyküsü. Bizim Yeşilçam'daki Küçük Emrah'ınkinden bile daha arabesk bir yaşanmışlık anlatılmış. Olumsuz olarak şunu dile getirebilirim: Kitabın konusu, ilerleyişi güzel. Fakat edebi olarak çok yavan. Çeviri bir eserde bunu genelde yaşarız ama ben üslup olarak, anlatım olarak eseri çok düz, çok yavan buldum. Estetik gelmedi bana pek fazla. Böylesine yoğun duygular içeren bir hikaye Sabahattin Ali'nin, Peyami Safa'nın kaleminden çıksa çok daha güzel bir şey ortaya çıkardı diye düşünüyorum.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:16
Bir mahalle ve bu mahallenin her biri birbirinden dertli insanları. Tarık Tufan bu mahallede yaşamış da gördüklerini anlatıyor gibi ama bu anlatılanların ne kadar gerçek, bunu söylemiyor. Öyküleri okurken bir tanıdığınızdan biri hakkında bir şeyler dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor bu kitaptaki öyküler. Samimi ve gerçekçi hikayeler. Kitap kırk öyküden oluşuyor ve bu öyküler arabesk diyebileceğim tarzda. Yurdum insanını yansıtan, bazen bir filmde geçiyormuş hissi veren hikayeler. Tarık Tufan’ın her zamanki şiirsel dili ile birleşerek duygu dolu bir şeye dönüşüyorlar. Yazarın sadece kalemi bile yeterli oluyor onun yazdıklarını okumaya genelde ama bu kitaptaki kırk kısa öykü beni hikayelere de doyurdu diyebilirim. Kısa olsa da her bir hikayeyi merakla ve de hüzünle okudum. Seven, özleyen, kavuşamayan yaralı kaç kişiyi anlatıyor kitapta. O mahalleden biri olup çıkıyorsunuz kitabın sonunda sanki.
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20216bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 1980'lerin Türkiyesi'ni hep tek boyutlu düşünürdüm: darbe oldu, özgürlükler kısıtlandı, insanlar susturuldu. Gürbilek'i okuyunca fark ettim ki asıl mesele çok daha karmaşık ve çok daha sinsi bir yerde duruyor. Denetimin en güçlü biçimi yasaklamak değil, serbest bırakmakmış . Örneğin, darbe sonrasında çok şey serbest bırakılmış. Arabesk televizyona çıkmış, cinsellik konuşulur olmuş, özel hayat kamusal alana taşınmış. İlk bakışta bu bir söz hakkı, özgürlük, bir nefes alma gibi görünüyor. Ben de öyle düşünürdüm. Ama Gürbilek şunu fark ettiriyor: Neyin serbest bırakıldığı, neyin hâlâ yasak tutulduğu kadar önemlidir. Arabesk çalınabilirdi ama sınıf eşitsizliği konuşulamazdı. Beden görünür olabilirdi ama emek sömürüsü sorgulanamazdı. Piyasa çok şeye izin verdi ama tam da sistemi rahatsız etmeyecek şeylere. Tam olarak iktidarın izin verdiği özgürlüğün aslında gerçekten özgürleştirmediğini fark ettiriyor. Yalnızca tehlikeli olanı zararsız olanla değiştiriyor. Yine en çok üzerinde durduğu vitrin, bir sergileme alanıdır. İçindeki şey gerçektir ama dokunulamazdır, camın arkasındadır, seyredilmek için oradadır. Artık yaşanmaz, teşhir edilir. Günümüzle kıyaslayınca fark ettim ki bu sadece 80'lere ait bir şey değil. Bugün ben de vitrindeyim. Paylaştığım her fotoğraf, yazdığım her şey, kurduğum her cümle, bir tür vitrin. Ve o vitrini doldurmak için zaman zaman gerçekten yaşamaktan uzaklaşıyorum. Başka bir mesele , Arabesk. Başlangıçta bu müzik, gerçek bir acıdan gelmiş, köyden kopmuş, şehre tutunamamış, ne buraya ne oraya ait olmuş milyonların sesi. O seste sahici bir şey var. Ama sonra şunu gösteriyor Gürbilek: O ses vitrine çıktığı anda bir şey değişti. Artık o insanların acısı değil, o acının imgesi satılıyordu ve bu imge gerçeğin önüne geçtiğinde,
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,010 okunma
9/10
·448 syf.··
2026 60. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 01:35
Keşke birisi bana Marai okumaya bu kitapla başlamalısın deseydi. Marai’nin yazma serüveni nasıl şekillendi. Hayatının eserleri üzerindeki etkisi nedir? Marai’nin kontrollü dili , anlatımının o havalı ve telaşsız halinin ve hissedilen o derin melankolinin nerden geldiğini anlamış oldum Bir Burjuvanın İtirafları ile ! Hayatının on dört yaşına kadar olan bölümü okurken sıkılabilirsiniz ama sadece bir anlatı değil duygu geçişini özümseyebilirseniz Sandor Marai’nin yazın dünyasına sizi kabul etmesi daha da kolaylaşır Sonraki dönemde var olan köklerinden uzakta ; maceracı bir köksüzlükle yaşadığı yıllar , çektiği yoksulluk , evliliği , şehir değiştirmenin zor olduğu zamanlarda ülke değiştirip ayakta kalması , tüm zorluklara göğüs germesi - farkındayım burası arabesk oldu ama- ayyaşlığı, genç yaşta düştüğü o gönüllü bataklık belki de içine kapanık yazılarının/anlatımının ip ucunu bize veriyor. Ait olduğu bir dünya yok belki de ama Babasının ölümünün onu çektiği ruh hali öyle anlatmış ki derinden hissettirdi. Peki Marai’nin burjuva tanımı ile bilinen anlamda burjuva tanımı aynı düzlemde buluşabilir mi ? Bence hayır ama kitabı okurken aklınızın bir ucunda bulunsun. Marai’nin karanlık, kalabalıklar içinde bile yalnız halini ajitasyon olmadan anlatması takdire şayan bir kabiliyet. Not: Art arda Marai eserlerini okumayın
Edebiyat
Bir Burjuvanın İtiraflarıSándor Márai · Can Yayınları · 2026144 okunma
Reklam
Reklam