Aşk ile namusun bir arada bulunmalarının mümkün olmadığını, asıl kabahat bu toplumsal kısıtlamalara tutsak olup kılı kırk yararcasına davranarak hayatını zehirlemekte olduğunu yinelemek istedi.
En büyük lütuflar kaygıyla doludur ve talih en iyi olduğu zaman bile güvenilmezdir. Mutlu korumak için başka bir mutluluğa ihtiyaç vardır ve duaların yerine gelmesi için de dua edilmeli. Şansla gelen hiçbir şeyi kalıcı değildir, ne kadar yükseğe çıkarılırsa, düşme olasılığı da o kadar artar. İleride bitecek olan şeyler kimseyi mutlu etmez, dolayısıyla kazanmak  için çok çalıştıkları şeyleri korumak uğruna daha da çok çalışmak zorunda olan insanların yaşamının sadece en kısa değil, en sefil yaşam olması kaçınılmazdır. İstediklerini zahmetle kazanır, kazandıklarını da kaygıyla ellerinde tutarlar. Bu arada asla kaybettikleri zamanı geri alma fırsatları olmaz. Meşgul oldukları eski işlerinin yerine yenileri alır, umut umudu, hırs da hırs uyandırır. Sefaletlerine son verme değil , sadece yöneldikleri şeyi değiştirme arayışındadırlar.

Yahu işte ne bileyim, arada kafama takılıyor.
Yani, yani mesela şimdi bir filmde, romanda olsak, bizim de şu masada anlatacak enteresan bir aşk hikâyemiz olmaz mıydı? Olurdu.
Ölülere yer yok kemikler kayıpta, eski acılara yer yok unutulmada, yer tutmasın diye bir ömür iki dizeye inmiş, sıkışmış, arada anılmada, onu da yine unutulmak üzere bir şair anmada..