Okuyalı epey bir zaman geçti. Fakat halen zihinsel anlamda katkılarını üzerimde taşıdığım bir kitap.
Bireyci ahlakı savunan ve okullarda, dini öğretilerde yayılmaya çalışılan itaat ahlakından çok daha başka bir öz ahlaktan bahsediyor Kropotkin.
Bir nevi saygısızlık ahlakı. Çünkü biliyorsunuz kitap kurtları, biz saygılı oldukça bizi daha iyi sömürüyorlar. İşte o kutsal düşünce, anarşizm burada devreye giriyor bir saygısızlık felsefesi olarak. Bireyin bir savunusu olarak.
Yapay, sırıtan, şekilden şekile giren, ilkesi olmayan bir ahlak değil kendiliğinden, doğal, iktidardan iktidara, çıkardan çıkara değişmeyen, ilkesi olan vâkur bir ahlak: Anarşist ahlak.
Otoritesiz bir dünya hayaliyle. Bol isyanlı okumalar.
Doğa Vahşi Değil, İş Birliği İçindedir
Birçok kişi evrimi "güçlü olan hayatta kalır" diye yorumlayıp bencilliği meşrulaştırıyor. Kropotkin ise buna karşı çıkıp "Karşılıklı Yardımlaşma" kavramını getiriyor. Ona göre etik, gökten inmiş bir emir değil; karıncalardan balinalara kadar her canlıda gördüğümüz o kolektif hayatta kalma içgüdüsünün bir sonucudur.
İnsan, doğası gereği yapıcı değil, parazit bir türdür. Kendi varlığını sürdürmek adına temas ettiği her şeyi metalaştırır, tüketir ve nihayetinde mahveder. Bugün "modern sistem" dediğimiz o devasa mekanizma, aslında bu parazit karakterin en organize halidir.
Doğadan bir örnekle bakarsak; termit avlayan bir karınca, avını dış tehlikelere karşı korur. Ama bu bir dostluk değil, tamamen mekanik bir zorunluluktur. Karınca, termitin yaşamasına izin verir; çünkü onun hayatta kalması, karıncanın besin zincirindeki sürekliliğini sağlar. Yani koruma eylemi, aslında sömürünün bir alt dalıdır.
Kapitalizm de tam olarak bu "karınca" gibi davranır: Seni yaşatır ama sadece senden alabileceği verimi maksimize etmek için. Bu sistem, bireyi özgür kılmak için değil, onu daha uzun süre sağmak için ayakta tutar. İnsanın bu yıkıcı ve asalak doğasına karşı romantik sözlerin veya sahte ahlak kurallarının hiçbir hükmü yoktur. Bu tip asalakların ve sömürücü düzenin karşısında bulabilecekleri tek gerçeklik Kroptkin'nin kendi sözüyle ''Benim mermimin soğukluğu ve süngünün sivri ucudur.''
Borçlu Değiliz, Zaten Parçasıyız
Kropotkin’in etiğinde "iyilik yaptım, karşılığını bekliyorum" kafası yok. Etik davranış, toplumun bir parçası olduğun için doğal bir reflekstir. Birisi boğulurken onu kurtarmak için "etik kuralları" düşünmezsin, sadece yaparsın. İşte Kropotkin’e göre gerçek ahlak, bu düşünmeden gelen doğal eylem halidir.