Elif Toptaş

“Suyun özü temizdir” demişti, “insanın özü de. Önemli olan, bunca kötülüğe, bunca zalimliğe, açgözlülüğe karşı özümüzü koruyabilmek. Dünyanın en zor işi bu. Gündelik hayat acımasızlık çarkı üzerinde dönüyor. Bizi o masum özümüzden uzaklaştırmak için hayat birbirinden parıltılı ilişkiler sunuyor: Yalanla, sahtekârlıkla, bencillikle cilalanmış ilişkiler. Nefsimizin iştahını kabartacak renkli oyuncaklar. Ruhumuzu köle edip, aklımızı bedenimizin emrine sokmak için. İşte buna karşı uyarıyor bizi Mevlânâ Hazretleri. Ve kirlenmemiş olana, bulanmayana, donmayana övgü düzüyor.”
Sayfa 109·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Ayakta durursan daha mı tez gelecek sanırsın beklediğin?” … “Tez gelmez elbet” dedim ben de gülümseyerek, “ama eğer gösterdiğin kürsüye oturursam onu beklemenin zevkini seninle paylaşmış olurum. Oysa o zevk sadece bana bahşedilmiştir.”
Sayfa 134·Kitabı okudu
Edebiyat
Hayatımda ilk kez birisi bana " kendine çok dikkat et " dedi. Anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde, Rastgele yürürken aklına geleyim sızlasın için Zaman sen olmayınca geçmiyor, Sen olunca da yetmiyor... Üşüyorsan söyle, seni bir kat daha seveyim. Bak! papatya mevsimi geldi. Mevsimlerden papatyayı severim. sonra seni. sonra yine seni. ve hep seni... Kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın? Çık gel bir kez daha çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat; ben güzel değil miyim? neden kuş koymuyorlar yoluma? ben sana kızsam, kendime küserim. En çok sesini aradım. Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi... gözlerini sildi zaman.. dedim ya… Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin. Sonra dalgalar geldi dile sonra bir mavilik aldı her yerimizi; nasıl hatırlıyorsan dünyayı öyle. Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağ bu biliyorsun hasret kalmışız , yüreği güzel insanlara. Bazen sadece yorgun oluyor insan. ne küs, ne yalnız, ne de aşık... Ama sen yine de gitme gidersen peşinden gelmem; ama kalırsan bu masalın sonunu birlikte öğreniriz... Meğer ne çok canı yanarmış insanın, baktığı yerde göremeyince görmek istediğini. Birgün aklına gelecek olursam, bana şiir ısmarla. Eylül'ü konuşalım. Cemal Süreya
Şiir
Eskisi kadar özlemiyorum seni, Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.. Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.. Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık. Biraz yorgunum.. Biraz kırgın.. Biraz da kirletti sensizlik beni! Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama “İyiyimler” yamaladım dilime. Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak, Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.. Gel diye beklemiyorum artık, Hatta istemiyorum gelmeni.. Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde. Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum Benim derdim yeter bana banane! Alıştım mı yokluğuna? Vaz mı geçiyorum, varlığından? Tedirginim aslında, Ya başkasını seversem? İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem Özdemir Asaf
Şiir
Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek... çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun "Pi" hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?
Şiir