Arcade bunların eğlencelerini, işlerini, düzenlerini bozmak istemediklerinin farkındaydı. Yargılamalarının yanlışlığı, zihinlerinin darlığı, ona çok dokunurdu; birbirlerine karşı besledikleri kıskançlıklar, çekememezlikler öyle bir şekil almıştı ki artık bunların bir amaç etrafında toplanmaları mümkün değildi.
"Nihilist ha!" dedi Nicolas Pétrovitch. "Nihilist benim anladığıma göre hiçbir şey anlamındaki lâhinde 'nihil' kökendin geliyor. Öyleyse nihilist, 'hiçbir şeye inanmayan, hiçbir şeyi tanı mayan anlamına geliyor olmalı."
"Kısaca şöyle de diyebilirsin: Hiçbir şeye saygısı olmayan insan" dedi Nicolas Pétrovitch ve ekmeğine yağ sürmeye devam etti.
"Her şeye eleştirel gözle bakan birisi" diye düzeltti Arcade.
"Hayır. Aynı şey değil. Bir nihilist hiçbir otoriteye boyun eğmez, hiçbir inancı, hiçbir prensibi benimsemez; o prensip, o inanç ne kadar saygı görmüş olursa olsun."
New York has Fifth Avenue, London has Bond Street, and Artemis has the Arcade. The stores don’t bother to list prices. If you have to ask, you can’t afford it.
"Şu dalından yere düşen kurumuş akçaağaç yaprağına bak," dedi birden Arcade. "Düşüşü neredeyse bir kelebeğin uçuşunu andırıyor. Ne tuhaf değil mi? En üzücü ve en ölü bir şey bile en neşeli, en canlı bir varlığa benzeyebiliyor."