"Onu ilk kez bir köşkün arka bahçesinde gördüm. Davette gördüğüm o kadınlardan çok farklıydı, bizde yalan yok. Gözüme bir çocuk gibi göründü, sanki dersi kaynatıp ait olmadığı bir yere gelmiş gibiydi.Yüzüğün çoktan sahibini bulduğunu bilmeden ona ait olmayan bir yüzüğü parmağına taktığı için tedirgindi. Öylesine ürkmüş ve kırılgan görünüyordu ki o esnada tek düşündüğüm onu korkutmamaktı.Oysaki en iyi yaptığım şey birilerini korkutmaktı ama hayatımda ilk kez birini ürkütmekten çekindim. O esnada Farah'ın benim için bir çocuktan farkı yoktu ve çocuklar benim zayıf noktam.Sonra istemediğimiz birçok şey yaşandı ve onunla evlendim."
Sayfa 473 - Gurur Kalender·Kitabı okudu
Alıntı
“Kim olarak doğduğumuzla değil, hayatta yapmayı seçtiklerimizle olduğumuz kişiyiz. Bu, siyah-beyaza indirgenemez. Arada bu kadar çok renk varken değil. Arka planını anlamadan bir şeyin iyi mi kötü mü olduğunu söyleyemezsiniz."
Sayfa 362·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Acıdan kaçış elde olanı muhafaza etmeye çalışırken, haz odaklı motivasyon bir inanç meselesidir, o an için elinde olmayan şeyi elde edeceğine yönelik bir umudun kıvılcımı. Tarih boyunca çoğu icadın, girişimin ve hatta büyük göçlerin arka planında bu hazza ulaşma inancı vardır. Bir insan bu taraftan yürümeye başlayınca risk almaya başlar, bazen kazanmak için kaybetmek gerektiğini bilir ve kendine iyi geleceğine inandığı şeyleri en azından dener, olmazsa olmayabilir. Ama kişi denemiş olmanın huzuruyla yoluna devam eder.
Sayfa 30 - E kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Dışarıdan öyle güçlü görünen, hiçbir şeye ihtiyacı yokmuş gibi görünen, acısı olmayan, üzüntüsü olmayan, hayatında hiç­ bir şey yanlış gitmiyor gibi görünen herkesin arka bahçesinde başka şeyler yaşanır. Çünkü bir insanın böyle bir yaşamının olması zaten mümkün değildir.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Psikoloji
Ben zaten gecenin arka cebinde falçatayım.
Alıntı
Ne zaman yürümeye çalışsam düşerdim. Sanki arkamdan bir güç iterdi de beni, yüz üstü kapaklanırdım; ya da sanki önümden bir şey bana abanırdı da, arka üstü yere otururdum. Beni ezmek isteyen havanın baskısıydı bu, beni derinliklerine çekmek isteyen toprağın çekişi gibiydi. Hepsinin ortasında da ben vardım, ayağa kalkmak için, ellerimle kollarımla mücadele eden, debelenen ben. Ama düşer dururdum, uçsuz bucaksız bir denize atılmış, batmaya başladığında suyla, yüzmeye başladığında rüzgarla kamçılanan bir nesne gibi oradan oraya sürüklenirdim.