Seyirciyi seyirciyi yapan şeyi belirtir: Arzularının seyircisi (Oteki'nin oluşturduğu arzular olarak arzular). Öyleyse, bu yarış, bölünmeyi, izleyicinin fılmsel zincirleme içindeki özdeşleşmeli yabancılaşmasını da içerir. Yakınlarda şu soru soruldu: Bu "yabancılaşma" baş edilemez nitelikte midir, yoksa herhangi bir şekilde aygıtı yozlaştırarak kaldırılması mümkün müdür: Sözgelişi, filme,
filmin üretim araçlarını da kaydederek ya da ekranı opaklaştırarak, ikonik ya da sesli izleri ayırdedilmezliğe ve okunaksızlığa
varana dek çoğaltarak, böylece fantasma'nın sahnesini körleştirerek ve onun yerine, kelimenin gerçek anlamında, izleyiciyi
geçirerek? Böyle bir işlem pek sistematik bulunmayabilir ve yararı üstüne atılıp tutulabilir. Bu işlemin, bakışı farklı bir biçimde harekete geçirdiği, ona dekorun yüzeyini, arkasım katettirdiği, başka serüvenlerin kapısını açtığı kesindir. Bu serüvenlerin,
"temsil"in sapmalarından tem elde farklı bir öze sahip oldukları ve, özellikle, toplumsal anlamda -arzunun ve toplumsalın çapraz yollarında- temel bir alt üst etmenin söz konusu olduğu ise kesin değildir. İmgesel derinlik ve gerçek yüzey arasındaki
içinden çıkılması kolay çatışmanın ötesinde, nesne sorunu yatar: Ne yapmalı - ve ne oluyor, bakış ve sesle?