Ashab-ı Suffe'den kişiler ve fahişelerle evlenmeyi istemek
Başka bir rivayete göre bu ayet Mersed b. Ebî Mersed adlı sahabinin Mekke'deki fahişelerden biri olan Anâk adlı kadınla evlenme isteğini Hz. Peygamber'e bildirmesi üzerine, diğer bir rivayete göre ise Ashâb-ı suffa hakkında inmiş­tir. Şöyle ki Ashâb-ı suffa diye anılan sahabiler muhacirlerden oluşuyordu. Bu yüzden Medine'de evleri ve aşiretleri yoktu. Mescidin suffasında ikamet ediyorlardı. Medine'de fahişelik yapan kadınlar vardı ve bu kadınlar birçok maddi imkâna sahipti. Ashâb-ı suffa iaşe ve ibate imkânına kavuşmak için bu kadınlarla evlenmek istediler.
Sayfa 91 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Resûl-i Ekrem (s.a.s)'in hayatı, Kurân-ı Kerim gibi her dem taze ve canlı olup, insanlık için rehberdir. Dolayısıyla Kurân-ı Kerîm'in esaslarını daha iyi anlayabilmek için yeni tefsir çalışmalarına ihtiyaç olduğu gibi âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.s)'in tüm insanlık için ibretlerle dolu olan hayatını gereği gibi ortaya koyabilmek gayesiyle de yeni Siyer-i Nebî çalışmalarına ihtiyaç vardır. Resûl-i Müctebā (as.)'nın ve onun yetiştirdiği örnek neslin (ashâb-ı kiramın) iman, ibadet, ahlâk ve davranış değerlerinin doğru bilgilerle ortaya konulması, hiç kuşkusuz tüm Müslümanlar için bir rahmettir; zira insanlığı imanda tahkike, ibadette samimiyete, ahlâkta güzelliğe, insan ilişkilerinde özlenen zarafet ve nezakette kemâle eriştirecek yol oradan geçmektedir. Evet... Dünya üzerindeki tüm Müslümanların ve hatta tüm insanlığın günümüzde Hz. Peygamber (s.a.s)'in hayatını-Siyer-i Nebî'yi öğrenmeye, anlamaya ve tefekküre her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunda hiç şüphe yoktur. I-17/18
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ehemmiyet verilen yer dediği: Maraş Afşin Ashab-ı Kehf Mağarası
Alaüddevle Bozkurt Bey'in ve Dulkadiroğullarının buraya ehemmiyet göstermesi bize bir şeyi gösteriyor: Hakikaten o dönem Anadolu devletleri ya da beylikleri burayı seviyor ve buraya özen gösteriyorlar. Ancak ilginç bir şekilde Tarsus'taki Ashâb-ı Kehf Mağarası için bu şekilde yoğun bir yatırım yapıldığını göremiyoruz. Tarsus, Adana civarı Ramazanoğulları Devleti (Beyliği) tarafından asırlarca yönetildi ve bu beyliğin sınırları içinde Ramazanoğulları nice hayır eserine imza attılar. Ama Tarsus'taki Ashâb-ı Kehf Mağarası civarında Ramazanoğullarına ait herhangi bir eser yok.
Sayfa 261·Kitabı okuyor
Tarih
Hatta Afşin Ashâb-ı Kehf Medresesi'nin bir dönem astronomi konusunda çok meşhur olduğu da bilinmektedir. Bu mağaranın etrafının yatılı eğitim merkezleri ile donatılmasının en önemli sebeplerinden biri, Kur'an'da övgü ile bahsedilen bu gençlerin benzerlerini, onların yakınlarında yetiştirebilme arzusuydu. Dolayısıyla anne babalar istemişler ki evlatları Maraş'ta bulunan Ashâb-ı Kehf Medresesi'nde eğitim görsün. Çok sıkı bir eğitimden sonra, onlar da bu işin erbabı olarak Anadolu'nun birçok yerine gitsinler ve öğretime devam etsinler.
Sayfa 261·Kitabı okuyor
Tarih
Dünyayı terk etmek
Rasûlullah bir defasında ölmüş bir koyunun leşine rastladı. Yanında bulunan ashabına -Bu koyun leşinin, sahibi yanında bir kıymeti var mı? diye sordu. Ashab -Ey Allah'ın Resulu! Yoktur. Şayet olsaydı onu atmazdı, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: -Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah indinde şu dünya, bu leşten daha değersizdir. الو كانت الدنيا تعدل عند الله جناح بعوضة، ما سقى كافرًا منها شربة ماء» "Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir kıymeti olsaydı; dünyada kâfire bir yudum su bile vermezdi."
Hadîs-i Şerif
“...Keşke kavmim bunu bilseydi!”
Ashâb-ı Karye’den Habîb-i Neccâr, îmânı ve irşâdı dolayısıyla taşlanarak katledilmişti. Fakat bu dünyaya âit pancurların kapandığı son nefesinde, gideceği âleme âit pencereler açılıp nâil olacağı ilâhî lûtuflar kendisine gösterilince o, kavminin gafletine acıyarak: “...Keşke kavmim bunu bilseydi!” (Yâsîn, 26)dedi.Zira kendisine, fânî âlemdeki taşlanmasının karşılığında sonsuz bir saâdet bahşedilmişti.