Latifelerimiz için asıl azap, insanın mutluluk olarak nitelediklerinde saklı olmasın ?
Yanlış mukayese edilmediği takdirde en çirkin bile güzeldir, en az bile çoktur, en yetersiz bile yeterlidir, en mutsuz sanılan bile mutludur. İnsanı asıl üzen veya sevindiren, ona lezzet veya acı veren şey, yaptığı kıyaslardır. Her güzel, daha güzeline nazar edildiği zaman çirkin, her mutluluk daha büyüğüyle kıyaslandığı zaman mutsuzluk olur.
Alıntı
Reklam
… çünkü hep üzgün olanlar, üzüntülerinin farkına varamazlarmış. Asıl şanssızlar, neyi kaybettiklerini bilmenin lanetiyle cezalandırılanlarmış.
Alıntı
Yanlış mukayese edilmediği takdirde en çirkin bile güzeldir, en az bile çoktur, en yetersiz bile yeterlidir, en mutsuz sanılan bile mutludur. İnsanı asıl üzen veya sevindiren ona lezzet veya acı veren şey yaptığı kıyaslardır.
Bunun böyle olmaması lazımdı. Herhangi bir yerde doğmuş ve herhangi bir adamın oğlu bulunmuş olmak bu kadar mühim değildi. Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı. Bunların kendiliğinden düzelmesi, asıl büyük noktaya, birbirimizi bulmuş olmak hakikatine uyması lazımdı.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
(2. Kısım) ... kendimi ilk başta içinde bulduğum belirsizce sürüklenme halinden kurtulmayı başarmıştım. Peki bulduğum çözümün, keşfimin canalıcı noktası neydi? ... ... her yerde "Şunu yapmalıyız, bunu yapmalıyız, daha cesur olmalıyız, komşumuzu daha çok sevmeliyiz, yalanlardan ve ikiyüzlülükten kurtulmalıyız," deniyor. Ama hiçbir yerde "Neyi yapacak gücümüz var?" sorusunu duymuyoruz. Kimsenin sormadığı bu soruya cevap da verilmediği için kendim bir cevap bulmaya çalıştım. Anladım ki çabalayarak yapabileceğim şeyler vardı ama çabalasam da yapamayacağım şeyler de vardı. Mesela "yap" demekle hareket edebilirdim ama ustalıklı bir şekilde hareket edemezdim; kendimi ne kadar tembel hissedersem hissedeyim kalkıp tenis oynamaya gidebilirdim ama sırf söylemekle "çift hata" yapmaya engel olamazdım. Normal şartlar altında aklıma gelen her şeyi söylemeye ya da hiçbir şey söylememeye kendimi zorlayabilirdim ama söyleyeceğim şeyin ilginç olmasını zorla sağlayamazdım. Bazen irademi kullanarak bir duygumu belli etmeyebilirdim ama zorla kendime bir şey hissettiremezdim.* Doğrudan gayret göstererek birini sevemez, kendimi mutlu edemezdim. **Peki tamamen irademin kontrolü altında olan ne vardı?** En azından potansiyel olarak bu şekilde kontrol edilebilecek tek şey bana dikkat gibi görünüyordu. Belli bir yöne baktığımda **gördüğüm şeyleri kontrol edemezdim ama en azından genel olarak ne yöne bakacağımı kontrol edebilirdim. Aynı zamanda dikkatimle ne yaptığım, gözlemlemeden onu kendi kendine dolanmaya mı bıraktığım** yoksa hareketsiz ve beklentili mi tuttuğum, duyargalarımı bedenimin ötesine mi uzattığım yoksa beynimin içinde iğne deliği kadar bir aydınlık noktaya mı daralttığını da gördüğüm şeyi belirliyordu. ... bencilliğin irade
Sayfa 181·Kitabı okudu
Reklam
Reklam