Aşık şu üç fikir arasında mütemadiyen dolaşır durur:
1— Bütün mükemmellikler ondadır.
2— O beni seviyor.
3— Aşkın en büyük delilini ondan elde edebilmek için ne yapmalı?
insan sıhhatte olunca, bütün yelkenleri rüzgârla kabaran bir gemi gibi bütün ihtiraslarile yağar; fakat hastalanınca tek ihtiras kalır: iyileşmek arzusu* O zaman ne aşkın, ne hırscahın, ne san’ atın, ne ilmin mânası vardır*
Sevgili gül,-gül sen bana gül! sana onca kuşatmadan
birikmiş ter içinde, yorgunluk içinde geldim.
Sorma bana, nedir karşılığı aşkın bir insanda
savaşın, cinnetin kıyametin çağında.
Ruhumla bu hayat arasında kurduğum köprüye
"ah çok sallantılı" diye bakıyorlar.
Evet, haklılar.
Göçebesiyim çünkü bozkırın ve her gün
ufkun mor çizgisini özlüyorum.
(Önce de söylemiştim, bu dünyaya ben atları sürmeye gelmiştim.)
Evet, haklılar.
Kanımı ben bir kıl çadırda,
bir bozkır akşamında bıraktım.
Ve bilmiyorlar, barışacak mı bende
yeryüzünün ilkel'i, çağın meşru zihniyle
-gül sen gül-
korkmakta haklılar.
Sevgili gül, sana kendimde kanayan kazandan
birikmiş, sonra silinmiş sularla geldim.
Sorma bana, nasıl kurulur ömrün kaygısız bahçesi
bir ayağım tek hücreli bir hatırada
bastığım bin yıllık toprakta öbür ayağım.
Yaktığım kadar yandım. yaşım başıma vursun
geçtim aşk dediğimden,-gülme bana
gülümsün, gülüm kal, ömrüm
kendime yeni bir merhamet seçtim.
Kaybetme korkusu hissetmeden, kederi göze almadan birini sevemezsin. Aşk, kaybı da beraberinde getirir ama bu, aşkın bu riske değmeyeceği anlamına gelmez.