Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yollarını izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler.
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır.
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakin onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ileriye atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever...
“Hayatın dikenli yollarında düşe kalka yürürken…”
Düşmek ve kalkmak o zamanlar bizler için somut bir anlam taşır, gerçekten de dikenli bir yolda yürürken düşüp dizlerimizi kanatacağız, dikenler her yerimize batacak, sonra da dizimizi tutarak kalkacağız sanırdık. Büyüdükçe anladık ki, yere kapaklanmadan, dizimizi kapatmadan da insan başka türlü düşebiliyormuş. Hayatın yolları gerçekten dikenliymiş. O dikenler dizimizden çok yüreklerimizi yaralıyor, kanatıyormuş. Öyle derin yaralar açılıyormuş ki yüreğimizde, doktorlar en çok da o yaralara çare bulamıyor, izleri ömür boyu kalıyormuş.
Defalarca başlayıp yarım bıraktığım kitaba bu kez büyük hevesle yeniden başlıyorum. Başlangıç için çok güzel bir gün seçtiğimi düşünüyorum. Yarın okulun ilk günü. Tüm güzelliklerin başlangıcı olsun