Asos
Assos’un çevresinde kenti besleyecek verimli Toprakları yoktu. Biraz tarım, hayvancılık, ayrıca maden Asos ekonomisinde önemli yer tutar. Burada demir ve gümüşün işlenmiş olduğu bilinmektedir. Assos’un gelir kaynaklarından biri de limanıydı. Asos, uzun yol gemileri için gerektiğinde sığınılacak tek limandı ve bir ara liman işlevi görüyordu. Uzun yıllar Asos, iç bölge mallarının dış satımı sunulduğu bir liman olma özelliğini korumuş olmasından dolayı önemini yitirmemiştir. Ticaret, Assos kentinin kentsel oluşumunu ve nüfus yoğunluğunu belirlemede etken olmuştur. Zaman zaman hareketlendiği düşünülebilirse de, nüfusu ortalama 4500-5000 kişi civarındaydı. Asos bir çok değerli kişi yetistirdigi gibi pekçok ünlü konağa kucak açmış ve ev sahipliği de yapmıştır. Zevki değil Erdem’i ve çileyi savunan stoacı felsefenin kurucularından Kleanthes Asos’luydu. Hermias ‘ın daveti üzerine Aristoteles Asos’a gelmişti, M.Ö. 348-345 yılları arasında burada üç yıl yaşamış, dersler vermiş ve ilk felsefe okulunu burada kurmuştur.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Türkiye'den gidememe sebebim
"Gitmedim, çünkü; Boğaz'da balıkla rakı, Ada'da dolunay, Ege'de zeytinyağlılar, Akdeniz'de Toroslar, Safranbolu'da, Asos'ta, Kaş'ta evler, bu anadilim, bu atasözleri, dişiliklerini yitirmeden akıllı olmak savaşı veren buralı kadınlar ve Anadolu Akdenizi'nin özgün duyguları... Gitmedim çünkü bütün bunlar yalnızca buradayken güzel... Yalnızca kendi kültüründe yaşarsan varolan değerler... Klişe de! Duygusal bul, alay et! Arabesk, vıcık vıcık diye yargıla! Umurumda değil! Hepimizin hamuru aynı, hepimizde bu duygular var!"
Sayfa 107
Reklam
Kesinlikle..
Gitmedim, çünkü; Boğazda balıkla rakı, Ada'da dolunay, Ege'de zeytinyağlılar, Akdeniz'de Toroslar, Safranbolu'da, Asos'ta, Kaş'ta evler, bu anadilim, bu atasözleri, dişiliklerini yitirmeden akıllı olma savaşı veren buralı kadınlar ve Anadolu Akdenizi'nin özgün duyguları... Gitmedim çünkü bütün bunlar yalnızca buradayken güzel.
Alıntı
68 kuşağını iyi tanıyor musunuz? MHP Lideri Bahçeli son öğrenci eylemlerini 68 dönemine benzetti. 68 kuşağı üzerine bugüne kadar pek çok kitap, makale yazıldı; belgeseller, diziler, filmler çekildi. Ama bir konunun üzerinde nedense pek durulmadı. Bu nedenle 68 kuşağı sanki hep eksik anlatılmış gibi geliyor bana. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil, İbrahim Kaypakkaya ve nicelerini gerçekten tanıdığınızı mı düşünüyorsunuz? Gelin onların pek bilinmeyen yönlerini yazayım, kararı siz verin... ARKADAŞIM dert yandı: “Oğluma yatarken hikâye yerine bazı biyografiler anlatıyorum. Picasso, Maradona, Beethoven, Che, John Lennon, Marilyn Monroe gibi. Geçen hafta nereden duydu ise Fransız İhtilali’ni anlatmamı istedi? Anlattım. Ama anlatırken korktum! Aklıma Adnan Cemgil ve oğlu Sinan geldi. Korktum.” Adnan-Nazife Cemgil çifti öğretmendi. 1940’lar başında DTCF’deki üniversite mücadelesinin önde gelen aydınlarıydılar. Adnan Cemgil işsiz kaldı; hapis yattı, sürgüne yollandı. Oğulları Sinan Cemgil o zorlu yıllarda 1944’te doğdu. Sinan Cemgil meraklıydı; babasına-annesine hep sorular sordu. Onlar da oğullarının anlayacağı bir dille anlattılar. Nitelikli bir kültür ortamında yetişen Sinan çok başarılı öğrenci oldu. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca öğrendi. Arkadaşlarına Dante’den İtalyanca dizeler okurdu. Ünlü Amerikalı artist Clark Gable’nin taklidini yapıp herkesi güldürecek kadar espriliydi. ODTÜ Mimarlık’ta öğrenci iken devrimci mücadeleye katıldı. Teorik derinliğiyle öğrenci liderlerinden oldu. ODTÜ’de “Hoca” deme âdetini Sinan Cemgil başlattı. “Hoca” derlerdi arkadaşları bilgisinden ötürü. Köylüleri, toprak ağalarına karşı ayaklandırmak amacıyla gittiği Nurhak Dağları’nda Jandarma tarafından öldürüldü. Sırt çantasından 4 kitap, bir de kuru soğan çıktı. Yirmi yedi
Behramkale bin sene sonra Asos oldu. İlginç!
Asıl garip olanı Osmanlı'nın merkez ülkesinde, yani Türkiye'de Türkçe isimlerin yerine eski Yunanca isimlerin kullanılmasıdır. Mekan isimlerini değiştirip, 2000 yıl önceki Yunanca isimleri vermek bizde bir Cumhuriyet modasıdır. Elbette sürekli canlı tutulan aşağılık kompleksinin bir sonucudur.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Agora ve Bizim Köy
Asos'a da götürdüm onlan. Agorayi (çarşı) senatoyu, tiyatroyu, bütün öteki donanımları gösterdikten sonra sordum, bu kentte kaç kişi yasamış olabilir? 30-40.000 dediler. Yalnızca 3500 kisi olduğunu öğrendiklerinde, dönüşte köyde bir tiyatro yapmaya usları yatti. Hep birlikte yaptik tiyatroyu, belediyenin bahçesine.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Reklam