Gazi
Yeni harflere dair ilk defa fikir teatisi için Dolmabahçe Sarayı'na davet edilenler içinde Gazi'yi bizzat görmeye gidenlerden biri de bendim.
Heyecanım çoktu.
Fotoğraf merceğine zerre kadar itimadım yoktur. Bundan dolayı fotoğraf makinesinin keşfiyle portre ressamının vazifesine son bulmuş gözüyle bakanlara hak vermek bence zordur. Şekil ve madde ışığın yansımasma göre anbean değişir. Bu bakımdan hiçbir çehrenin vasıfları belirli bir tek görüntüsü yoktur. Fırça sanatkan çizeceği çehre üzerinde
uzun müddet hayatın gelgitini gözlemlemek ve onu birçok değişirnlerinde kaydetmek yoluyla sonunda gerçek kimliğin gizli hatlarını sezmeyi ve görmeyi başarır. Fotoğraf bu zihni analiz ve sentez gücüne sahip değildir. Onun için hassas cam üzerinde çizilen şekle bir belge değeri yüklenemez. Gördüğüm fotoğrafiara kıyasla biraz şişman, biraz yorgun, biraz hatları kalıniaşmış bir vücuda karşılaşacağımı zannederken, kapıdan bir ışık dalgası halinde giren yoğun bir kuvvet ve hayat görüntüsüyle birden gözlerim kamaştı: Gözbebekleri en garip ve esrarengiz madenierden yapılmış bir çift gözün mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlandığı asabi bir çehre . . . Yüzde, alında, ellerde bir sağlık ve bahar rengi . . . Düzgün taranmış, noksansız, sarı, genç saçlar . . . Bütün zemberekleri çelikten, ince,yumuşak, toplu, gerilmiş, terütaze bir vücut.
Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi, eski ilahlarınki gibi, iğrenç yaşın hiçbir izini taşımıyor. Alevden coşkun bir nehir halinde köhne tarihin bütün enkazını süpüren ve yeni bir alemin meydana gelmesine yol açan fikirler kaynağı baş, bir yanardağ zirvesi gibi, taşıdığı ateşe kayıtsız, mavi sema altında sessiz ve gülümseyerek duruyor! Kendi yarattığı şimşekli bulutlardan, fırtınalardan ve etrafına döktüğü feyizli sellerden
Devletin, içine düştüğü felâket uçurumun derinlik ve dehşetini görmekten âciz olan zavallılar, elbette ciddî ve gerçek çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü, o ciddî ve gerçek çare kendilerini daha çok dehşete düşürür.
Akıl ve kavrayışlarındaki kısırlık, tabiat ve ahlâklarındaki zayıflık ve soysuzlaşma gereği böyledirler.
"Benim uzun uzun yollar tepişim
atam Ut-Napiştim'i bulmak içindir
Bir Tanrılar toplantısına katıldı o, ölümsüzlüğe erdi;
soracaklarım var ondan ölüm üstüne, yaşam üstüne."
Onlar kahramanlık göstererek korkunç işkencelere katlandılar. Kısmi oy hakkını elde ettiler, ama erkeklerle aynı hakka sahip olabilmek için hala mücadele vermeyi sürdürüyorlar.