10/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
"BİRBEN" "Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır. Bir sahil kasabasında, sessizce huzur içinde yaşamak istiyordu. Bu mümkün olmadı. Hayatının geri kalanını huzurevinde, her şeyi zamanla unutarak yaşadı..." Hayatını hep kendi ayakları üzerinde kurmuş, kimseye yük olmamaya çalışmış bir kadın… Sevmiş, susmuş, vazgeçmiş… Ama hiç dağılmamış. Şimdi ise en zoruyla karşı karşıya: unutmakla. İnsan en çok neyi kaybetmekten korkar? Sevdiklerini mi, kendini mi, yoksa hatıralarını mı? Unutmadan önce hatırlamaya çalışan bir kadının iç döküşü bu kitap. Eksik kalmış hayaller, ertelenmiş sözler, içe atılmış duygular… Satır aralarında kaybolurken fark ediyoruz: Bu sadece bir kadının hikâyesi değil, sessizce direnen herkesin hikâyesi. Hayallerimiz zamanla unutulur, evet. Ama bilinçaltımızın bir köşesinde öyle bir lüksleri vardır ki: yıllar sonra, en ummadığımız anda yeniden karşımıza dikiliverirler. Birben, daha küçük bir çocukken babasıyla izlediği Çaykovski’nin Kuğu Gölü balesiyle tanışır. Beyaz bir tül etek, ışık içinde süzülen bir beden… "Ben de balerin olacağım" der. Ama muhafazakâr annesi izin vermez. Tutkusu daha yeşermeden ellerinden alınır. Yüreğine düşen o ateş, sönmeyi değil, başka bir bedende vücut bulmayı bekleyecektir. Farklı dünyalara ait bir anne ve babanın kızı olarak büyümek zaten kolay değildir. Birben için zorluklar daha çocukken başlar. Yirmi iki yaşında, tanımadığı bir adamla görücü usulü evlendirilir. Meğer kocası alkoliktir. Şiddet, eziyet, çaresizlik… İşte tam bu noktada Birben, hayatında ilk kez kendi kararını verir: boşanır. Oğlunu alır ve yepyeni bir hayata adım atar. Kendi yapamadığı balerinliği, oğlunun balet olarak dünyaca ünlenmesiyle izler. Gururla, sessizce, içi titreyerek… Çünkü bazı hayaller bizim bedenimizde yeşermese de evlatlarımızda açan
Edebiyat
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202619 okunma
9/10
·437 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:53
Merhaba sevgili okur, Bu kitap seçilmiş halk hikayelerini özetler nitelikte hazırlanmış. Hikayeler anlatan kişiye göre bazı değişikliklere uğrar, hatta sonu dinleyici tercihine göre mutlu veya mutsuz sonla bitecek şekilde de değiştirilir. Genel olarak hikayelerin kısaca anlatıldığı bir seçki. Okuması da oldukça keyifli oldu. Halk hikayelerinin genel özelliklerini tanımak için de bir fırsattı. Bu kitabı almak için verdiğim çabaya değdi efenim ;) Umarım bir gün halk hikayelerini bir ozan anlatısından dinlemek nasip olur. Hikayeleri kısa kısa ve açık bilgi vererek anlatacağım, spoiler istemeyen uzak dursun lütfen. 1- Karacaoğlan: Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi’nde anlatımın çok başarılı olduğunu söyleyerek başlayalım. Karacaoğlan esmer ve ince yapılı Toros’ların delikanlısı. Rüyasında bade içerek saz üstadı olur. “Saz yorulmadıkça, Karaca da yorulmazdı. Onun sözlerine de doyulmazdı…” Her gittiği yerde hürmetle karşılanan Karacaoğlan bir beyin kızı olan Elif’e aşık olur ve sevdâlılar kavuşurlar amaaa zamanla kader ağlarını örüp işleri değiştirir. Sazına gönül veren Karacaoğlan bir gün sazının teli kopunca sevdiğinin başına gelenleri hisseder. Elif’e döndüğünde artık çok geçtir. Güzel bir nasihatle de hikaye sonlanır. “Çok varıp gelirsen olmaz her yere Ya muhabbet kalkar, ya bir hâl olur...” 2- Kara Koyun: Maharetle kaval çalan çoban Mustafa gün gelir Ağa’nın kızına aşık olur. Olur olmasına da imkansız aşk kadar zor nesne az bulunur. Olur ya, Ağa kızı Ayşe de Mustafa’ya aşık olur. Mustafa haddini bilse de Ayşe’nin aşkından emin olunca tüm zorluklara göğüs gerip Ağa’dan kızını ister. Ağa’nın ve aşkı tanımamış olanların bir şartı vardır. Üç gün tuz yalatılıp susuz bırakılan koyunlar Mustafa’nın kavalıyla dereyi geçeceklerdir. Hiçbiri su içmezse Ayşe ile Mustafa
Halk HikâyeleriErgun Sav · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 19749 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·124 syf.··
2025 14. kitabı
Usta bir kalemden nefis bir halk söylencesi. O kadar güzel ki, bir günde bitirirsiniz. Kitabı bu ikinci okuyuşum. Ah çok etkileyici bir üslup, halk hikayesi, olağanüstü öğelerle süslenmiş bir Efsane. Kitap Ağrı Dağında baharın gelişini küp gölü etrafında kepeneklerinin üstüne oturup gün ağarana kadar Ağrının öfkesini kavalları ile çalan çobanların geleneksel ritüelleri ile başlıyor. Gün ağarınca bir ak kuş geliyor. Kanadını küp gölüne batırıyor, uzaktan gümüş, altın koşumlu bir ya beliriyor ve kayboluyor. Ve efsane başlıyor.Ağrının Osmanlı paşası Mahmut Han’ın atı gider dağlı Ahmet’in kapısında durur. Ahmet atı 3 kere uzaklara götürür ama at her seferinde geri gelir. At artık Ahmet’in kısmetidir. Ve her şey böyle başlar. Mahmut Han atın Ahmet’te olduğunu öğrenince Ahmet’i ve dağlıların çok saydığı yaşlı sofi’yi ve Ahmet’in haklılığını savunan Ağrı Beylerinden Musa Bey’i zindana atar. Burada Mahmut Han’ın kızı Gülbahar ile Ahmet birbirlerine büyük bir aşkla bağlanırlar.Gülbahar zindanda kavalıyla Ağrının öfkesini çalan Ahmet’e büyük bir aşkla bağlanır.Ağrı halkı çok kızar bu işe. Ağrılıların ve civar vilayetlerin büyük saygı duyduğu Kervan şeyhi ve Demirci Hüso’da çare bulamaz. Ve Gülbahar bir tutam saçı karşılığında zindancı Memonun esirlerin kaçmasına izin vermesini sağlar. Esirler kaçar bunu öğrenen Mahmut Han Memoyu suçlar. Memo savaşarak kale burçlarından kendini, ben bu dünyadan alacağımı aldım, bizi sevenlere sevmeyenlere selam olsun diyerek burçlardan atar. Ölürken memonun kalbinin üstünde sımsıkı tuttuğu avucunda bir tutam kapkara saç vardır. Gülbahar’ın herşeyi bilen kardeşi Yusuf babasından öyle korkar ki, korku telaşıyla gidip her şeyi anlatır. Öfkeden çıldıran Mahmut Han bu kez Gülbahar’ı zindana atar. Ama Ağrı halkı buna dayanamaz. Büyük bir kalabalık
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 278. kitabı
𝗜̇𝗻𝘁𝗶𝗸𝗮𝗺𝗱𝗮𝗻 𝗗𝗮𝗵𝗮 𝗚𝘂̈𝗰̧𝗹𝘂̈ Herkese Merhabalar... Bugün sizlere bir solukta okunan tatlı bir hikaye ile geldim. Şöyle bir başlayım bakalım neler varmış dedim ve kendimi tutamadım ve bir bakmışım ki kitap bitmiş. Hem de bana tazelik ve gençlik getiren bir kitap oldu. Lise zamanları genç bir kurgu hakim olunca da ohh değmeyin keyfime. Heyy gidi heeyy lise zamanları da ayrı bir güzel, çılgınlık zamanı olmuyor değil ama tabi biz Türkler yabancılar kadar çılgın yaşamıyoruz Neyse neyse ben konuya geçeyim Finley 7. Sınıftan beri hayalini kurduğu Podcast sanatçısı olmak için nihayet seçmelere katılacağı 17 yaşındadır. Çünkü okulda sadece son sona için bin şansı vardır. Üstelik istediği stajı da bu sayede alabilir. Ama işler pek de umduğu gibi gitmez. Pek sevgili erkek arkadaşı Jensen ona deyimi yerinde ise son dakika golü atar. Seçmelere o da katılır üstelik pek de destek olmadığı Finley'in fikirlerini sunarak. Meğer onunda böyle bir hayali varmış ama Finley'in bundan haberi yoktu. Doğal olarak da bunu bir ihanet olarak görüp intikam almak ister. Tabi ki yanında arkadaşları da yer alır ve intikam için birbirinden şahane fikirler bulurlar. Finley ise onun hayalini elinden alan erkek arkadaşı ahh artık eski erkek arkadaşının (ayrılmaları kaçınılmazdı) hayali olan futbola yönelir. Kendisi çok iyi bir atıcı da olunca futbol seçmelerine katılmaya karar verir. Bunun için de yardımı Jensen'in adeta azılı düşmanı olan Theo'dan yardım alır. Çalışmalar başlar. Bu çalışmalar onları nereye götürür sizde tahmin edebilirsiniz. Finley intikam almak isterken bir yandan da kendi podcastı için büyükannesinin hikâyesini yayınlamaktadır ve bunun için de yanında arkadaşları ve yanlış tanıdığı Theo'da vardır. Büyükannesi ise onu doğru yola ve doğru kişiye götürecek o sihirli hikâyeyi
İntikamdan Daha GüçlüKasie West · Artemis Yayınları · 202545 okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 18:32
Mümin Dede tarihine bağlı ve yaşına rağmen çalışmaya devam eden biridir. Çalışmasındaki en önemli etken ise anne ve babasının terk etmesi ile ona kalan küçük torunudur. Mümin Dedenin torunu kitapta çoğunlukla çocuk olarak geçer ve tam bir hayalperesttir. Hayalperest olmasındaki en büyük etki de dedesinin anlattığı efsanelerdir. Bunlardan bir tanesi de Maral Ana efsanesidir. Maral Ana efsanesine göre zamanında Kırgızlar ölen hanları için tören düzenlerken kalleşçe bir saldırıya uğrarlar ve tüm Kırgızlar öldürülür. Fakat tören sırasında ormana gitmiş olan bir kız ve bir de erkek sağ kalır ve saldırıyı yapanların peşinden onları takip ederler. Yakalandıklarında ise öldürülmek için uçurum kenarına götürülürler ve tam uçurumdan aşağı atlamaları gerekirken beyaz bir Maral Ana çıka gelir ve çocukları himayesine almak ister. Düşman çocukları öldürmek istemez fakat Maral Ana’yı da insanlar konusunda uyarır. Bugün himayesine aldığı çocuklarının atalarının gün gelip Maral Ana’nın soyunu da öldüreceğini belirtir. Maral Ana buna rağmen çocukları himayesine alır ve onları Isık Gölü kenarına kadar getirir. Burada yeniden çoğalmalarını sağlar ve Kırgızlar ile Marallar barış içinde burada yaşarlar. Fakat yıllar sonra insanlar Maral soyundan geldiklerini belli etmek için arayış içine girerler ve gösteriş meraklısı iki kardeş beyaz bir maralı öldürür ve boynuzlarını babasının mezarının üzerine koyar. Böylece Maral soyundan gelmenin simgesi bu olur. Bu çok ilgi görür ve insanlar maralları öldürüp aynısını yapmaya başlar. Bunun üzerine beyaz marallar Isık Gölünü terk ederler ve o zamandan beri kimse beyaz maral görememiştir. Çocuk bu hikaye ile büyür ve marallara karşı büyük sevgi besler. Anne ve babasının onu terk etmesi ile zamanını dedesinin dürbününü alıp dağın eteklerinden çevreyi
1000Kitap
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Puan vermedi
Blogumdan alıntılanma yspıyorum. Ana karakterlerimiz; Ahmet, Gülbahar, Mahmut Han, Sofi ve Memo. Ahmet evinin önünce bir at bulur ve sahiplenir ama atın sahibi Mahmut Han’dır. Mahmut Han, atının Ahmet’te olduğunu öğrenir. Atını istet ama Ahmet, Hak’tan armağan olduğunu ve kendisinin olduğunu savunarak atı vermez. Mahmut Han sinirlenince Ahmet’i bulması için adamları ile yola çıkar ama Sofi’den başka birini bulamazlar. Mahmut han onu zindana attırır. Sofi kaval çalar ve Gülbahçe dinlenmek için zindana sürekli gidip onu ziyaret eder. Mahmut Han, Ahmet’in bulunması için görevlendirilir ve sonunda huzuruna çıkartılır. Ahmet ısrarla atı vermez ve vermediği içinde zindana atılır. Halk, Ahmet’e destek verir. Ahmet’le Gülbahar karşılaşır ve aşık olurlar. Mahmut Han zaten at yüzünden delirmişti, birde aşk meselesini duyunca daha da delirir. Gülbahar, Memo’dan Ahmet’i şerbet bırakması için bir saç telini feda eder. Bu aşka karşı çıkan Mahmur Han, Ağrı dağını yakması karşılığında kızını vereceğini söyler, Ahmet’e. Mahmut Han, Memo’nun yaptığını öğrenir ve adamları Memo’yu öldürmeden önce Memo intihar eder. Mahmut Han, Ahmet’i affettiğini açıklar. Gülbahçe ve Ahmet, Küp Gölü yakınlarında ateş yakarlar. Gülbahar, Ahmet’in serbest kalması için saç telini verdiğini açıklamak zorunda kalır. Ahmet gururuna yediremediği için kendini Küp Gölünün sularına bırakır. İyi okumalar.
Ağrı Dağı EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınları · 197436,1bin okunma