Burası binlerce yıl evvel pagan tapınağı olarak inşa edilmiş, sonra burada Yahudiler de bir tapınak yapmışlar sonra yeniden Paganlar sonra Hristiyanlar sonra Müslümanlar.
Fâtih'in, Ayasofya'nın mermerlerinden birini kırmaya çalışan bir askere mâni olarak şehrin yapılarının kendisine ait olduğunu ifade etmesi de zikredilmeye değer çok tekil bir manzara...
Kendim bu vatanın bir öz evlâdı; ve bu Türk Milletinin bir ferdiyim. Dindârlık ve Müslümanlığın telkîn ettiği fazîletkârlığın hakîkaten meftunuyum. İyi olmak, ve iyilik edenleri sevmek, ve iyi olanlarla arkadaşlık etmekle iftihâr ederim. Daha bu gibi yüksek seciyeler arkasında koşan bir ferdim.
On iki seneden daha evvel, Hâlikımın lütfuyla Bedîüzzamân Hazretleri’ne vâsıl olmuş ve eserlerini okumuşum. Müslümanlık dininin pek büyük kudsiyetine ve pek yüksek fazîlet telkîn ettiğine, o eserleri okumakla muttali‘ oldum. Âsâr-ı Nûrun ve müellifinin, bu milletin iki hayatlarının saâdetlerine çalıştıklarına o kadar bâriz delîller gördüm ki: bu delâil karşısında hayrân olmamak elden gelmiyor.
(Ahmet Hüsrev Altınbaşak)
Biz ki İstanbul şehriyiz,
işte, arzederiz halimizi
Türk halkının yüce katına.
Mevsim yazdır,
919’dur.
Ve teşrinlerinde geçen yılın
dört düvele teslim ettiler bizi,
gözü kanlı dört düvele
anadan doğma çırılçıplak.