AYŞE ÇETİN

Her şey korkunç, karışık, anlaşılmaz. İşin bir başı bir de sonu var, ortasında ise herkes kaderini yaşıyor.
Üstesinden gelemediği çelişkilerle baş başa kalan insan, moral bakımından derinden derine sarsılır ama bunu kimse söyleyemez, çünkü ona kimse yardım edemez. Bu korkunç bir yer kayması gibidir, tehlikeyi görürsünüz, ama bir şey yapamazsınız.
Mesele ekmek meselesi de değil. Tarihin çarkı gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek , kendi akıllarıyla yapmak , bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Oysa düşünmek , her zaman acı veren ağır bir iştir. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır.
Bir insan, dünya güçlerinin vuruşmasından, ölümle kalım arasındaki birçok halkalardan geçmişse, bu kargaşada yüz defa ölebilecek iken hâlâ hayatta kalmışsa, çok görmüş, çok öğrenmiş olur.
Şu anda, madem ki böyle bir makamda yüzümü Sana verdim, yaşadıkça ve aklım başımda oldukça Sana sesleneceğim, beni işit Allah’ım! Bilinen bir gerçektir ki insanlar Sana ancak çaresiz kalınca yardım dilemek için başvuruyorlar ve ellerinden başka bir şey gelmiyor. Bize acı, bizi koru, bize yardım et Allah’ım. İnsanlar, doğru olsun, yanlış olsun, haklı olsun haksız olsun, her şeyi Sen’den isterler.