Bazen bir kitap biterken içimiz ürperir tüylerimiz diken diken olur ya işte bu kitabın son paragrafında öyle bir an yaşadım.
Eski masallardaki o sıradışı yaşamın, sararmış , kenarı kıvrılmış ve kendine has kokusu olan o sayfalardan taşıp , kaderimiz olabileceğini , içim titreye titreye okudum. Okurken bildim sonunu belki ama sonunu gördüğümde başındaki bilgiçliğim "yaa gördün mü" der gibi baktı bana...
Bir kuyu... Kuyuda bir adam... Oğlunu öldüren baba... Babasını öldüren oğul... İlk aşk... Son aşk... Kitaplar ... Müzeler... Şiirler... Her şey vardı bu kitapta
Tek bir şey hariç : mutlu son
(ve kötü son benim en sevdiğimdir)