7/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:39
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Sophia, düğününe az bir zaman kala aldatıldığını öğrenince düğününü bozması için bir itirazcı tutuyor. Alex’in işi mecbur kaldıkları, istemedikleri ya da aldatıldıkları düğünlerden insanları kurtarmak. Sophia düğününün kendisi için sorunsuz bitişinden sonra itirazcıyı son görüşüydü. Ta ki itirazcı Sophia'dan yardım isteyene kadar. Alex’in yakın arkadaşlarından biri, manipülatif ve sadakatsiz bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmıştır. Sophia da yaşananları öğrendikten sonra bu işe dahil oluyor ve birlikte başka bir düğünü engellemek için yola çıkıyorlar. Bu süreçte aynı zamanda birbirlerini tanımaya, anlamaya ve istemeden de olsa hayatlarında yer açmaya başlıyorlar. Sophia çok farklı bir karakter. Daha önce hiç böyle bir karakter okumamamıştım. Fazla dürüst ve düşüncelerini saklamadan karşı tarafa söylüyor. Hatta bazen söyledikleri karşısında Alex’in ne diyeceğini bilemediği anlar oldukça eğlenceliydi. Sophia ve Alex yanlızlığa alışmış ve bunun bozulmasını istemiyorlar ama gel gör ki hayatta herşey istediğimiz gibi gitmiyor. Alex Sophia’ya karşı bir şeyler hissetmeye başladığında geri çekilmeye çalışıyor bunu anlıyorum da. Ancak bazı noktalarda bu geri çekilmeler gereğinden fazla uzadı. Gerçi sonra işler tersine dönüyor. Sophia aşkın var olmadığını, insanların biyolojik dürtülerini romantikleştirdiğini düşünüyor. Alex ise zamanla ona bunun aksini göstermeye çalışıyor. Bu fikir çatışması ilk başta ilgi çekiciydi ancak Sophia’nın bu düşünceye bu kadar sıkı tutunması ve her şeyi arkadaşlık başlığı altında açıklamaya çalışması bir noktadan sonra beni yormaya başladı. Kusura bakma Sophia ama kimse sürekli vakit geçirmek istediği, yanında huzur bulduğu, fiziksel çekim hissettiği ve kıskandığı birine sadece arkadaş gözüyle bakmaz. Oturup
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202617 okunma
Puan vermedi·406 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
"İnsan , düşleri öldüğü gün ölür. Daha güzel düşlerim olsun istedim, normal yaşantıma dönmek istedim. Abraskalar yokmuş gibi bir hayat istedim." Herkese Merhaba Korku, gerilim ve fantastik öğelerle harmanlanmış bir kitapla sizlerleyim. İlk sayfadan itibaren kurgunun içindeymiş gibi bir anlatıma sahipti. Son sayfaya kadar neler olacak diye düşünürken kitap en merak uyandıran yerde bitti. Bir an önce devamının gelmesini bekliyorum. Lahan kentinde insanların gece olunca dışarı çıkması çok tehlikeliydi. Abraska denen yaratıklar kenti sarmıştı. Dışı olanlar erkek, erkek olanlar ise kadın kurbanlar seçiyordu. Polis teşkilatı ise olayları üstünkörü bir açıklama ile kapatmaya çalışıyordu . Haber muhabirliği yapan Priscilla bir gece Abraska görür ve saldırıya ugramaz. Onlar hakkında bilginin az olduğunu düşünerek haber yayınlar . Yapılan haber polis teşkilatının ve gazetenin tepkisini çeker. Gündemi değiştirmek icin ona ulaşılamayan elbise şirketi sahibi Easley ile röportaj yapması istenir. Priscilla röportaj için hazırlıklar yapsa da Abraskaların dikkatini çekmiştir ve zihnine gelen sesler duymaya başlar . Çocukluktan arkadaşı Miria ve gazeteci dostu Paul'u korumak için kendinden uzak tutsa da başarılı olamaz. Her cinayet öncesi vücudu tepkilerle uyarılır ve kötü Abraskalardan iyi olan Abraskalar kurtarır. Üstelik geçen zamanda öğrendiği bir şey vardır . Abraskalar arasında Airakde türü var ki onlarin gücü çok daha fazla ve her birinin farklı bir yeteneği var. Priscilla, haberi araştırken sevdiklerini koruyabilecek mi ? Kimler Abraska'ya dönüşecek ? Ya hiçbir şey göründüğü gibi değilse ? soruların cevabı ve daha fazlası kitapta yer alıyor.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202324 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·496 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:42
Hahhh Allah razı olsun Lore' m ya tam diyorum ulan şeker şeker okumalar yaptırıyor, güldürüp eğlendiriyor en son sayfada vurdun mu bacım sen bize tekmeyi Resmen çok sevinmeyin, yeter bu kadar aşk böcüklüğü dedi ve kazığı böğrümüze soktu O sondan sonra ben üçüncü kitabı nasıl bekleyeyim kadın Serinin devam kitabı olduğu için konusuna dair çok fazla detay vermeyeceğim ama ne yalan söyleyeyim ben ikinci kitabı daha bir çok sevdim. İlk kitapta Ayperi' nin travmalarına hakimdik ama bu kitapta zirveyi yaşadık. Dibine kadar acı çekerken Ayperi'nin yeniden doğuşunu okumak acayip keyiflendirdi beni. (Küçücük yaşından beri çekmiş zaten artık rahatlasın küçük kızım) Ama bu yeniden doğuş süreci epey yorucuydu karakterimiz açısından doğrusu. Ne kadar acı çeksek de kitabın devamında aşka, sevgiye ve komediye dibine kadar doyduk. Ömer Seyirhan sen bambaşka bir mevzusun adamım Seni, sevgini, tutkunu okumak muazzamdı. İlk kitaptan beri düşüyorum sana bil. Benim seride en sevdiğim karakter Melike, arkadaşlar. Kendime dehşet benzetiyorum Allah kahretmesin (dışım Şeyma içim Melike resmen) O kadar güldüm ki Melike' nin olduğu her sahneye ruhumu teslim edecektim az daha. Ömer ve Ayperi'nin sevgililik aşamaları çok güzel ilerletilmiş kitap boyunca. Özellikle düğünden çekip adamı çıkarması beni bir yükseltti sormayın. Şeyma ve Muharrem ilişkisi çok nahif ve tatlı ilerlerken, Yavuz ve Melike cephesi henüz birbirlerine olan hislerini sadece kendilerine saklama aşamasında. (Ama ikisini okumaya bayılıyorum.)   Ben ilk kitapta duvara yazıları yazan kişiyi çok merak etmiştim yorumumu hatırlayanlar bilir bu kitapta sonuca ulaştı sahneye gülmekten öldüm. şimdi benim her kitapta bir şeye dibim düşüyor ya da merak ediyorum ya hani; Allah'ını seven bana Melike'nin çoraplarının linklerini bulsun.
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026177 okunma
Yaşlılıkta arzular mübah mı?
Puan vermedi·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Kitabı daha ilk almadan arka yazısından lolitanın farklı bir versiyonu diye düşünerek almıştım(ana karakterin yaptığı şeyi tamamen meşrulaştırması ve kendini 12 yaşında bir kızla bir görmesi) fakat yanılmışım. Ana karakterimiz 90 yaşına yeni basmış. Fakat yaşlandığı hissini daha orta yaşlarından hissetmeye başladığını etrafındaki insanların ona bakış açısıyla anlatır. Öyle bir anlatır ki kendisinden duyduğu tiksinçlik ve karakterin kendi yalnızlık haliyle empati kurarsın. Öyle bi empati kurarsın ki genelevde görevli ''öğrenci'' diye nitelendirilen küçük bir kızla ilişkisini bu sefer sen bile kendin meşrulaştırmış gibi hissedersin. şahsen en son kendimi sorguladım ben niye bunu onayladım az önce diye. Spoilersız böyle anlatabilirdim Kesinlikle okuyun arkadaşlar marquez'in okuduğum ilk kitabıydı.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201924,9bin okunma
Yaşadığım Çukurova: Bir İnce Memed Destanı
10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:23
​Ben İnce Memed’i sadece okumadım; Dikenliözü köyünün tozlu yollarında yürüdüm, o dağların ayazında üşüdüm, her karakterin yerine geçip o hayatı bizzat yaşadım. ​Kitap boyunca Memed’e yeri geldi çok kızdım. O gencecik kafasıyla aldığı fevri kararlara, toyluğuna, sevdiklerini korumak isterken ateşe atışına "Yapma be Memed!" diye az söylenmedim. Ama o omuzlarındaki devasa haksızlığı, Abdi Ağa’nın zulmünü ve çaresizliğini gördükçe kızgınlığım yerini derin bir üzüntüye ve şefkate bıraktı. En sonunda ise, o düzene karşı tetiği çekip köylünün hakkını aradığında, içimde sanki dağlar hafifledi, büyük bir sevinç duydum. ​Bu romanda beni en çok yaralayan ise Recep Çavuş oldu. O, dağların bilgesiydi; Memed’in arkasındaki dağ gibi babaydı. Onun o hain pusuda vuruluşu içimi paramparça etti, sanki ben de onunla birlikte savunmasız kaldım. Tabii bir de Horalı var... Abdi Ağa’nın açık kötülüğünden ziyade, Horalı’nın o sinsi, çıkarcı ve arkadan vuran kaypaklığı içimi üşüttü. İnsanın canını asıl yakanın kurşun değil, ihanet olduğunu onunla anladım. ​Yaşar Kemal öyle bir dünya kurmuş ki; Döne’nin acısında feryat ettim, Hatçe’nin parmaklıklar ardındaki çaresizliğinde sustum. İnce Memed 1, benim için sadece bir eşkıya hikayesi değil, insanın içindeki o hiç sönmeyen adalet ve insanlık kavgasının ta kendisidir.
Duygu ve Düşünce
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 16. kitabı
Vuillard’ı Yoksulların Savaşı’nda, Reform’a giden süreçte Müntzer’in yanında; amiyane tabirle ayaktakımının, baldırı çıplakların mücadelesini anlatırken keşfetmiştim. Açıkçası Vuillard sayesinde, bildiğimiz tarih anlatısının gölgesinde kalmış Müntzer gibi mağlupları, unutulmuşları ve ezilenleri tanıma fırsatı buldum. Gündem’de ise Vuillard, Yoksulların Savaşı’nın aksine madalyonun öbür yüzünü çeviriyor önümüze. Bu kez radarımızda ayaktakımı ya da baldırı çıplaklar yok; bu kez kulisin, iktidarın ve paranın koalisyonundayız. Tarihin en büyük felaketlerinden birini sessizce besleyenlerin masasındayız. Kitabımız 20 Şubat 1933’te, Berlin’de küçük bir salonda açılıyor. Nazilerin çok kısa süre sonra iktidarlarını pekiştirmek için büyük bir fırsata çevireceği Reichstag yangınına daha bir hafta vardır; Hitler şansölye olalı birkaç hafta olmuş, yaklaşan seçim için artık yalnızca propaganda değil, sermayenin desteği ve burjuvanın rızası da gerekmektedir. Nazi Almanyası’nın en ilginç ve grotesk karakterlerinden Hermann Göring’in davetiyle, dönemin Alman sanayisinin ve finansının kaymak tabakası olan yirmi dört adam bir araya gelir. Başka bir ifadeyle, iktidar ile sermaye aynı masada el ele verir. Bugün hala dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan Siemens, BASF, Bayer, Allianz gibi isimler de o masadadır. Hep merak etmişimdir bu şirketlerin, mutlak Nazi iktidarı kurulmadan önce Nazizm’e nasıl baktıklarını; ona ne kadar mesafeli, ne kadar yakın, ne kadar ihtiyatlı ya da ne kadar iştahlı yaklaştıklarını. Vuillard bu merakımı bu kitapta ucundan da olsa gideriyor. Üstelik bunu, tarihin olağanüstü bir kırılma anı gibi değil, neredeyse sıradan bir iş görüşmesi gibi anlatarak yapıyor. Bu da kendi içinde ayrı bir “kötülüğün sıradanlığı” aslında; yirminci yüzyılın en büyük
GündemEric Vuillard · Can Sanat Yayınları · 2019162 okunma