❝ Halil b. Ahmed (ra.) şöyle buyurmuştur: 'Başkasının sözünü sana getiren kimse, muhakkak senin sözünü de başkasına götürür. Başkasının haberini sana söyleyen bir kimse, senin haberini de başkasına ulaştırır'. ❞
Sayfa 534 - Merve yayınları, 2.cilt·Kitabı okuyor
Bu yolun büyükleri, "Cem, Onunki Onun... Seninki senin... Cem'ul Cen ise "Onunki de senin..."buyurmuşlardır. Mevlâna Celâleddîn Rûmi e șu beyitlerde cem'ul cem' mertebesini şöyle açıklar: "Ey bilgin! Eğer biz cihanda neyiz der isen, Hiçbir şeyi olmayan "elif" gibisin sen."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Nereden geldiğiniz değil, nereye gittiğiniz belirlesin bundan sonra şerefinizi! Sizin ötenize geçmek isteyen isteminiz ve ayaklarınız - bunlar belirlesin şerefinizi!" (...) "Çünü ayakta─d u r a b i l m e k bir meziyettir saray ahalisi arasında; ve tüm saray ahalisi inanır ölümden sonraki bir mutluluk olduğuna, ─oturmayı─h a k e t m e n i n !"
Sayfa 204·Kitabı okudu
şimdi göçebe aşklar takvimsiz ayrılıklar artık adın bir ayrıntıdır mevsimler eskidi eskidi yollar /b e k l e m e y i u n u t t u m ../
Sayfa 19·Kitabı okudu
Şiir
Hīç senüñ tek görmedüm bir dil-ber-i ḥūrī perī Serv boylu lāle yüzlü ġonce-leb meh-peykeri Tā seni gördi gözüm oldum özümden bī-ḫaber Ḫanda gördi gözlerüm bilmen senüñ tek dil-beri İşigüñ rıżvān özüñ ḥūr u cemālüñ ravżası Ruḫlaruñ cennet boyuñ ṭūbā dudaġuñ kevserī Merḥabā ey dil-ber-i Şīrāz u şūḫ-ı mülk-i Çin Söyledi her kim seni gördüyse Allāh ekberi Ḳaşlaruñ ḳanumnı tökdi su kimi öttüñ revān Ḫancaru gidersen ey ḫūn-ḫˇāre dil-ber ḫançeri Ey Ḫaṭāyī şol Ḫoten Türkī saçınuñ şemmesi Nāfe-i ṣaḥrāya ṣaldı belki müşk ü ‘anberi
Sayfa 546
Şiir
Yer ile göğün birleşmesi, kutsal doğa ile beşerî doğanın İsa Mesih'in kişiliğinde birleşmesiyle aynı şeydir. İsa Mesih'in eski sembolleri arasında altı kollu yıldız, yani Süleyman'ın mührünün iki üçgeni de bulunur (Alem'in Hükümdarı, 4. b.). Albert le Grand ile Aquino'lu Thomas'ın da bağlı oldukları bir Hermescilik okulunun sembolizminde dik üçgen kudsiyeti, ters üçgen ise (Tanrı'nın suretinde olup "Suların Aynası"nda ters yönde yansıması söz konusu olan) beşer doğasını temsil eder ve bu iki üçgenin birleşmesi iki doğanın (İslam tasavvufundaki Lâhût ile Nâsût) birleşmesini ifade eder. Hermesci özel bakış açısından, beşerî üçlem (ruh, can, beden) simyadaki üçleme (kükürt, civa ve tuz) tekabül eder. Öte yandan, sayısal sembolizm açısından, birlik ve birleştiricilik, aracılık sayısı olan "6" sayısı Süleyman'ın Mührü'nü ifade eder: Bu sayı aynı zamanda Yaratılış (Genese) sayısıdır. Beş ve altı kollu (ya da köşeli) yıldızlar sırasıyla mikrokozmos ile makrokozmosu ve (beş duyunun ve beş cismani elementin tekabül ettikleri) beş koşula bağımlı olan bireysel insan ile İnsan-ı Kâmil'i ya da Logos'u temsil ederler. Evrensel varoluşa kıyasla Kelâm'ın ro-lü Süleyman'ın Mührü figürünün içine çizilmiş olan haçın işleviyle belirlenebilir: dikey kol iki zıt üçgenin tepelerini ya da tezahürün iki kutbunu birbirine bağlar ve yatay kol ise Sular'ın Yüzeyi'ni temsil eder. Uzakdoğu tradisyonunda, Süleyman'ın Mührü'nden tamamen farklı olmakla birlikte ona sayısal olarak eşdeğer olan bir sembolden söz edilir: Weu wang'in Yi-King'deki her biri Fo-Hi'nin sekiz koua'sının ya da üçlüsünün üst üste konulmasıyla oluşmuş olan 64 altılısını oluşturur biçimde, duruma göre kırık ya da düzgün olan altı tane paralel çizgi (Ejderha sembolizmiyle bağıntılı olarak) Kelâm'ın grafiklerini oluştururlar. Bu
Sayfa 159