Adının hakkını veren çarpıcı kitap “İyi Aile
Yoktur”
Yazarın tüm kitaplarını okumuş biri olarak söyleyebilirim ki en çok etkilendiğim ve yine en çok eleştirdiğim kitabı bu oldu, kitap ezbere yaşadığımız tüm mitleri dağıtmaya yemin etmiş gibi iddialı; öncelikle “kutsal” olan ne varsa anneden, anne-babadan başlayarak, okul, öğretmen, toplum, devlet, inançlar (dini ya da ideolojik) ile devam ederek tümünü yeryüzüne indiriyor. Her şey sorgulanabilir.Okudukça kutsalların sistemin sürmesine nasıl hizmet ettiğini anlıyoruz. Bu sorgulamalara en başta, şanslıysak kendimizden başlayabiliriz. (Şanslıysak diyorum; çünkü taaa çocukluğun ilk yılından itibaren iç sesimiz kısılmış, kendi sesimizi duyamaz olmuşsak, ebeveynin “sevgisi”ni kazanmak pahasına kendimize ihanet etmişsek nasıl duyacağız o iç sesi… otoritenin (ebeveynin, toplumun vb.) sesini kendi sesimiz sanmışsak nasıl yapacağız kendimize bakma, sorgulama işini? kendi sesini duyamayan anne-baba, çocuğunun sesini nasıl duyacak?) bununla beraber çocukluğu öyle geçti diye insanın bütün ömrünü "kurban psikolojisi”yle geçirmesini ve edilgin bir pozisyonda kalmasını kabul etmiyorum.Bu irade/öz, tıpkı yazma cesareti'nin ilhamını aldığı “Yaratma Cesareti” (rollo may)gibi insanın doğasında mevcuttur. İnsan "kemal"e, değişmeye, gelişmeye, ilerlemeye programlı bir varlıktır, kendi meşrebince buna ulaşmaya çalışır.
Bana kalırsa kitabın en vurucu yerinin “Mutlak/koşulsuz sevenin ve sorgusuz affedici olanın sanılanın aksine anne-baba değil çocuk olduğunu vurguladığı kısımdı.
Erken çocukluktan itibaren adeta anne-babayı tanrılaştırılma çabasını eleştiren yazar “Kutsal anne”yi yerle bir ediyor. Çoğunlukla hak verdiğim bu bakış açısında eleştirel bulduğum kısım tamamen bağların değersizleştirilme noktasına gelecek şekilde mecburi