Babalık benim için önemli bir șey."
"Nedir senin için baba?"
"Annenin karnına düşürdükten sonra oğlunu hayatının sonuna kadar koruyup sahiplenen, güçlü, şefkatli kişidir baba.
Dünyanın başlangıcı ve merkezidir o.
Bir baban olduğuna inanıyorsan,
onu görmesen bile kendini iyi hisseder, onun orada olduğunu,gelip seni şefkatle koruyacağını bilirsin. Benim öyle bir babam olmadı."
*Benim de öyle bir babam olmadı ne yazık ki" dedim soğuk kanlılıkla.
“Ama olsaydı o da benden ona itaat etmemi bekler, gücü ve şefkatiyle benim bireyligimi ezerdi!" Babasının bu konuları önceden düşünmüş olduğunu anlayan Enver gözlerini açtı. Şimdi beni saygıyla, ilgiyle dinlediğini görüp sevindim.
"Acaba babama itaat etseydim mutlu biri olur muydum?" diye
Yüksek sesle düşünmeye devam ettim.
“Belki, iyi bir oğul olurum, ama iyi bir birey olamazdım."
"Büyüyünce bıyık bırakmayacam" derdim kendi kendime. Ertesi gün daha çok dövüşürdüm. Ötekiler benden yıldılar. Öğretmenler babama yazarlardı. İyi ki okumamı istemiyordu. Yoksa ona inat okumazdım. "
Babama baktım..
Sakalları uzamış yüzüne, gözlerine..
Tek söyleyebildiğim, "Babacığım.. Babacığım..” oldu.
Gözyaşları ve hıçkırıklar sesimi bastırdı. "Ağlama yavrum. Böyle duygusal bir çocuk olursan hayatta daha çok ağlarsın..”