Hayatının en güzel yaşında, 18'inde askere alıyorlar. Tam her şeyi öğrendiğim, kavradığım, ayağımın yere bastığı dönemde askerlik Islah edilmiş bir aslan gibi geri geliyorsun. Ananı, babanı, namusunu, avradını, vatanını koruyorsun. Ama komutan kalkıyor, küfrediyor, ananı, avradını sıradan geçiyor. Hani annem babam için gitmiştim? Türki ye'yi yavaş yavaş saran bir ur var, sadece Güneydoğu'da değil, batıda da başladı. Herkes bilsin, tepki göstersin. Orada bir savaş var, yani bir mücadele falan değil, bayağı bir savaş, tam bir katliam. Bitmiyor, bitmeyecek de. Her gün televizyona şehit aileleri, kayıp aileleri çıkıyor, bunlar birbirlerini desteklesinler, başka bir şey yok yani..
Sayfa 150 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Ah, Romeo, Romeo! Neden Romeo'sun sen? İnkâr et babanı, adını yadsı! Yapamazsan, yemin et sevdiğine, Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.
Sayfa 39
Alıntı
Reklam
Kabalık... Nezaketsizlik... Sınır ihlali... En kötüsü de samimiyetsizlik... Birbirinin yanında güvende hissetmeme hâli... Her ilişki neticede derin bir güvenlik oyunudur. Sadakatten bahsetmiyorum burada. İki tane çok temel referansın olduğunu düşünürüm. Birincisi; bu topraklarda anneni babanı, derdini, yetersizliğini partnerine anlattığında o da sonra bunu sana bir hançer olarak sokmayacak. Bu önemli... Ikincisi, bir ilişkinin yakınlığını gösteren hållerden biri cinsel yakınlıktır. Cinsellik gün sonunda karanlığı olan bir arazidir. Burada da o karanlıkta bulduğunu kötüye kullanmayacaksın. Bunlara itina azalırsa birbirine güven çok hasar alıyor.
Çok iyi
“Beni görmeye değil zehrini salmaya gelmiş.” “ Güneş kuruttuğu meyvenin içini sağlamlaştırır, tadını zenginleştirir. Ben de yılların güneşinde kurudum kızım. Ben senin babanı tanıdım. Seninkisi az gelir.”
_"Alaz dinle.." _"Altuğ, adım Altuğ!" _"Ee, nolmuş yani? Anladık, adın Altuğ. Ben de zaten Juliet olup sana 'inkar et babanı, değiştirsin adını,' demiyorum farkındaysan."
Sayfa 57·Kitabı okudu
Mısır'dan böylelikle çıkarlar ve tanrının on buyruğunu Sina dağında alırlar (İbid, XX, 1-17), Yahudilik, bu on buyrukla kurulmuştur. Bu on buyruk şunlardır: Ben, seni kölelikten kurtaran Yahova'yım. Benden başka bir tanrıya tapmayacaksın. Put yapmayacaksın. Kendini büyümseyip Yahova adını almayacaksın. Altı gün çalışıp cumartesi günü dinleneceksin. Ananı, babanı sayacaksın. Öldürmeyeceksin. Çalmayacaksın. Yalan söylemeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Komşunun varlığına göz dikmeyeceksin... Bu buyrukların çoğu Mısırlıların Ölüler kitabında da vardı ve İsrailoğulları bunları biliyorlardı. Ancak buyruklardan iki tanesi yeniydi: Haftada bir gün dinlenmek ve Yahova'dan başkasına tapmamak...
Reklam
Reklam