Bu roman öyle hikâye kitaplarını okumaya benzemez. Bu tiyatro öyle Bağlarbaşı'ndaki oyunlara benzemez. Burada bir şairin hayalleri yoktur. Burada görülen ve işitilen her şey hakikattir.
Beylerbeyi Sarayı yapılırken Balyan Usta sabahları işine hep geç kalırmış. Bunu duyan Sultan Abdülaziz sebebini öğrenmek isteyince Balyan Usta boynunu büküp: Hünkârım, ben dindar bir adamım, sabah ibadetimi Bağlarbaşı'ndaki Ermeni kilisesinde yapıyorum, yolum uzun onun için geç kalıyorum, demiş. Bunun üzerine Padişah kendisine bir kese altın vererek: Al şu parayı Kuzguncuk'da kendine bir kilise yap, bir daha da geç kalma, emrini vermiş.
Sayfa 55 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 2001 Baskısı·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-oraya kimin için gittiniz? Bağlarbaşı'na kimin için gidilir? Kendim için gittim.
Sayfa 83 - İşbankası yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Abdülhakim Arvasi’nin Kabri
Ankara hiç sevmedikleri bir yerdir; ve bir gün o civarda gömülecekleri hayâllerine bile uğramamış bir keyfiyet... Hattâ İstanbul'da, Bağlarbaşı'nda; Şeyhülislâm Hikmet Efendi'nin kabri yanında kendilerine bir mezar hazırlatmışlar, bir de tabut yaptırmışlardır. Mübarek nâşın İstanbul'a nakli için resmî makamlara başvuruyorlar. Tahnit (ilâçlama) mecburiyeti olduğu cevabı veriliyor. İmkânsız!.. O halde?.. Şehrin belediye sınırları içinde ölenlerin Asrî Mezarlığa gömülmesi şartı da var... Daha imkânsız!.. O halde?.. Kırşehir'e kaldırmayı ve orada bazı yakınları arasında toprağa vermeyi düşünüyorlar. Bu da resmî şarta uygun değil... O sırada ahşap evin kapısı çalınıyor ve kim olduğu, nereden geldiği, ne istediği belli olmayan ak sakallı bir adam: Ankara civarında Bağlum isimli bir köy vardır, diyor; orada Nakşî şeyhlerinden bir zat da medfun... Oraya götürünüz, kendilerine uygun yer orasıdır! Ve çıkıp gidiyor. Meçhul adamın arkasından koşuyorlarsa da ele geçiremiyorlar. … Bağlum… Ankara’nın bir köyü… Nahiye binasının önünden dosdoğru yürüyünce, solunuzda bir mezarlık... Ne bir ağaç, ne bir şey... Cılk ve paslı mezar taşları... Yürümekte devam ediniz. Karşınıza (asrı) bir bina çıkacak... Mektep... İşte, mezarlığın mektep bahçesine bitişik nihayetinde, yüzünüz mezarlığa doğru sağ dip köşesinde bir kabir... Efendimin nur yatağı...
Sayfa 219·Kitabı okudu
Padişah Beylerbeyi Sarayı'na indikleri zaman biz henüz deniz ortasında idik. Biraz sonra biz de Beylerbeyi'ne vasıl olduk. Padişah dört atlı bir landoya binerek elamdağı'na hareket em­rini verdi. Arabasının etrafında seryaver, diğer yaveran çavuşları var idi. Tebdil Eskisi Hüseyin Ağa da arabanın sol tarafında bu­lunuyordu. Sırmalı cepken ve poturu üzerine Trablus kuşağı saran beyaz konçlu çizme ve kırmızı fesiyle kıyafetine zarif bir aheng-i elvan veren bu Tebdil Eskisi her gidişte pederin yanından ayrıl­ mazdı. Biz de ikinci arabada bulunuyor idik. Müteakip arabalar ise Mabeyn-i Hümayün katiplerinden bazıları, Ceyb-i Hümayün Katibi ve Gedik Zabitanı39 vardı. Zat-ı Şahane'nin arabası gayet sür'atle gittiği cihetle diğer arabalar yetişmekte duçar-ı müşkilat oluyorlardı. Beylerbeyi Bahçesi'nin yukarı kapısından çıkarak Bağ­larbaşı ve Kısıklı Caddeleri'ni takiben elamdağı'na doğru süratle ilerliyorduk. Hükümdarın Anadolu'ya geçtiği haberi şayi olur ol­maz her tarayan halk güzergah-ı padişahlye koşmuş idi. Saltanat arabası geçerken muhtelif mezahibe mensup binlerce insan "Padi­şahım çok yaşa!" avazıyla zat-ı şahaneye izhar-ı sadakat eyliyor­lardı. Bu esnada taraf-ı hümayundan sadır olan evamir-i seniyye üzerine seryaver, Ceyb-i Hümayün Katibi'ne bir yaver göndererek evvelce ihzar edilmiş kırmızı atlas keseler içindeki altınlar halka tevzi edildi. Bu ihsan-ı şahane üzerine ahalinin ve köylülerin ı1vaze-i minnet ve şükranı pür-şevk ü meserret asumane yükse­liyordu. Bu tezahürat-ı umumiye içinde Alemdağı'na vasıl olduk.
Sayfa 50 - Turkuaz yayınları 2025
Araştırma inceleme tarih edebiyat
Başlayalım (:
Üsküdar'dan Bağlarbaşı yoluyla Çamlıca'ya gidilirken Tophanelioğlu'ndaki dört yol ağzı mevkisinden yaklaşık olarak bir yüz adım ileriye bakış atılırsa o geniş şosenin sonunda, etrafı bir buçuk arşın kadar yükseklikte, duvarla çevrilmiş bir ağaçlık görülür.