Padişah Beylerbeyi Sarayı'na indikleri zaman biz henüz deniz ortasında idik. Biraz sonra biz de Beylerbeyi'ne vasıl olduk.
Padişah dört atlı bir landoya binerek elamdağı'na hareket emrini verdi. Arabasının etrafında seryaver, diğer yaveran çavuşları var idi. Tebdil Eskisi Hüseyin Ağa da arabanın sol tarafında
bulunuyordu. Sırmalı cepken ve poturu üzerine Trablus kuşağı saran beyaz konçlu çizme ve kırmızı fesiyle kıyafetine zarif bir aheng-i elvan veren bu Tebdil Eskisi her gidişte pederin yanından ayrıl mazdı. Biz de ikinci arabada bulunuyor idik. Müteakip arabalar ise Mabeyn-i Hümayün katiplerinden bazıları, Ceyb-i Hümayün Katibi ve Gedik Zabitanı39 vardı. Zat-ı Şahane'nin arabası gayet sür'atle gittiği cihetle diğer arabalar yetişmekte duçar-ı müşkilat oluyorlardı. Beylerbeyi Bahçesi'nin yukarı kapısından çıkarak Bağlarbaşı ve Kısıklı Caddeleri'ni takiben elamdağı'na doğru süratle ilerliyorduk. Hükümdarın Anadolu'ya geçtiği haberi şayi olur olmaz her tarayan halk güzergah-ı padişahlye koşmuş idi. Saltanat arabası geçerken muhtelif mezahibe mensup binlerce insan
"Padişahım çok yaşa!" avazıyla zat-ı şahaneye izhar-ı sadakat eyliyorlardı. Bu esnada taraf-ı hümayundan sadır olan evamir-i seniyye üzerine seryaver, Ceyb-i Hümayün Katibi'ne bir yaver göndererek evvelce ihzar edilmiş kırmızı atlas keseler içindeki altınlar halka tevzi edildi. Bu ihsan-ı şahane üzerine ahalinin ve köylülerin ı1vaze-i minnet ve şükranı pür-şevk ü meserret asumane yükseliyordu. Bu tezahürat-ı umumiye içinde Alemdağı'na vasıl olduk.
Sayfa 50 - Turkuaz yayınları 2025