Git de bak bulanmamış gözlerle, Karşıtaştır yüzünü sevgilinin sana göstereceklerimle: Kuğunun karga olduğunu o zaman göreceksin.
Alıntı
Nemrut'un kızi
"Laz hödügü!" "Nemrut'un kizi!” “Uzaklas kapimdan!" "Ula ev benumdur, sen uzaklas!" "Çek adamlarini, gideyim o zaman!" "Çekmeyim, git bakayim!" "Çekmezsen nasil gidecegim?" "Kal diye çekmeyim." "Ama gitmek istiyorum." "Karim oldugunda gideceksun." "Ben senin karin olmayacagim!" "Gönlünde biri mi vardur?" "Yok." "Baga bak, bir kez daha sorayim, var midur sevdalandugun biri? "Yok dedim ya." "O vakit evleneyik." "Hayır, var!" "Kes yalani, tam üç kez yok dedun. Evlenecegum senunle!"
Sayfa 88 - Ephesus·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Dağ patikasını tırmanırken şöyle düşündüm: Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur. Bu zorluk arttıkça dünyadan uzaklaşmak ve sakin bir yerlere gitmek istersin. Nereye gidersen git bu zorluğun seninle geleceğini anladığın zamansa şiir doğar, resim can bulur.
Sayfa 5 - İthaki
Alıntı
Artık elleri olmayan insanların ellerini öpmeye gider gibi...
Her bayram olduğu gibi, geçtiğimiz bayramda da ölülerimi ziyarete gittim. Bu da tuhaf geliyor gerçi. Artık elleri olmayan insanların ellerini öpmeye gider gibi koştur koştur kendimi mezarlıkta bulmak... Neyse işte, oturdum mezarlara uzun uzun baktım. Tam duygulanacak gibi olmuştum ki, kendimi hemen toparladım. Yaşamın kıymetini ölülerden iyi anlatanı arasan bulamazsın, bunca yıllık mezarlık deneyimimle konuşuyorum bak. Yeraltı edebiyatını git bir de onlardan dinle sen. Mezarlara diyorum, uzun uzun baktım. Yok valla, ölüm benim aklıma hiç yatmıyor. Ne zaman bir şeylerden şikâyet etmeye kalksam bunu düşünüyorum. İşler ne kadar kötü giderse gitsin, sonuçta biz daha ölmedik be Osman.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Minik Gökçen - Murathan mı geliyor?
Timur eline gelinliğe benzer minik bir elbise geldiğinde ona da şaşkınlıkla baktı. "Bu ne, lan?" dedi hayretle. "El kadar bebek bunu niye giyer?" Murathan, "Lan, Tönge." diyerek aniden arkasında belirmişti. "Bak, ne buldum." Minik erkek bebek takım elbisesini Timur'un burnuna yasladı. "Şuna bak, nasıl tatlı. Papyonu bile var. Yusuf Ali'me alacağım. Barbaros itinin düğünü yaklaşıyor, orada giyer." Bakışları Timur'un elindeki minik, beyaz, uçuş uçuş etekleri olan gelinliğe takıldı. Kısa bir an ikisi de sessiz kaldı. Bazen sessizce konuşuyorlar ve ben sadece o anlarda Timur'u anlayamıyordum. Ayrı bir dilleri var gibiydi. İkisi de ellerindeki minik elbiselere baktılar. Sonra ise gözleri yine aynı anda birbirini buldu. Murathan'ın dudaklarında beliren gülüş keyifliyken Timur elbiseyi hızla önündeki sepete savurmuştu. "Siktir git, Karakurt!" dedi anlamsızca. Murathan'ın kahkahası keyifliydi. "Niye öyle diyorsun, oğlum? Aynı anda senin gelinlik, benim damatlık tutmam tesadüf olamaz. Evrenin verdiği mesajların farkında mısın?" "Değilim." dedi Timur en net şekilde. "Bak işine." Murathan takım elbiseyi bizim sepete atmış, Güneş'in kıyafetlerinin içine karıştırmıştı. Tam olarak o an olaya aydınlanmıştım. "Kızımı oğluna mı istiyorsun. Murathan? Hayırdır?" "Ahu!" dedi Timur uyaran bir tonla. "Uyma şu salağın aklına." Gülerek yumuşatmayı denedim. Kız babası damarları şimdiden fazlasıyla mevcuttu. "Şaka yapıyor adam, Timur. Sen de yani." "Ne şakası?" derken oldukça ciddiydi. "Bu manyak, Gökçen yengeyi beşikten beri seviyor. Bunun oğlu da buna benziyorsa sıçarız." Murathan'ı en nezih şekilde kolundan kavrayıp, ilerletirken, alışveriş arabasındaki takım elbiseyi alıp bir diğer sepete savurmuştu. "Sus ve bir daha konuşma, Karakurt." Murathan takım elbiseyi sepete atıldığı an
Epica - Sensorium
zihnimizin nice kör olduğuna bak sen! gelecek dediğim şey şu anda olup bitmektedir, geleceğin büyük bir parçası geçip gitmiştir artık çünkü yaşadığımız zaman, yaşamdan önce olduğumuz yere ulaşmıştır o halde, her geçen gün bizi yavaş yavaş ölüme götürdüğüne göre, o son günden korkmakla hata ediyoruz bizi göçüren o son adım, bizi bitkinleştiren adım değildir ki; bize göçtüğümüzü açıklar sadece son gün ölüme varır, her gün de git gide yaklaşmaktaydı zaten! o son gün bizi koparır, parça parça etmez bu yüzden daha yüksek bir yaradılışı olduğunun bilincinde olan ruh, konduğu bu durakta şerefli, cesaretli davranışlarda bulunmak için çabalar; zaten yöresinde bulunan hiçbir şeyi kendinin saymaz ve acelesi olan bir garip gibi, emanet eşyalar olarak kullanır onları.
Sayfa 471 - jaguar kitap
Alıntı
Reklam
Reklam