Merhaba sevgili okur,
‘Bakale’ isimli öykü kitabıyla tanıdım yazarı, üslubunu çok samimi buldum ve kitaplarını okumaya devam ettim. Hatta ‘Bugün bize kim geldi’ kitabını daha çok sevdim. Gel gelelim ‘Ateş canına yapışsın’ tür olarak da işlediği konu olarak da yazarın daha önce okuduğum kitaplarından çok farklı. Böyle söyleyince beğenmemişim gibi görünüyor olabilir ama beğenmedim de diyemiyorum. İlgiyle okudum, çokça alıntı yaptım, bazı sayfaları tekrar tekrar okudum.
İşin aslı bu kitap, nasıl anlatacağımı bilemediğim kitaplardan. Azazil’in İblis’e dönüşümü ve Adem’le olan sınavını okuyoruz. Kibirin yaratılmışlar üzerindeki etkisine tanıklık ediyoruz. Kitabın işlenişinde çok fazla tekrara düşündüğünü hissettim, bu da okumamı biraz zorlaştırdı. Ayrıca üslup ile konunun uyuşmadığını düşünüyorum. Tanrı, Melekler, İblis ve Adem’in diyaloglarıyla örülü bir kurgusu var. Bu sebeple biraz diken üstünde okudum. ‘Aman canım yazarın hayal dünyası, kurgusu işte’ de denebilir ‘Dini bir konuyu daha hassas işlemeliydi’ de. Artık ne derseniz. Bütün bunlara rağmen ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim. Alıntılar tekrar tekrar okumalık.
Herkese tavsiye edebilir miyim bilemiyorum açıkçası.
Puanım: 7/10
*Alıntılar*
* İtiraz içte ise eğer, asıl saygısızlık onu dışa vurmak değil, içte tutmaya devam edip onu susmaktır.
…
İtiraz, soru sormaktır, başka bir şey değil ve hiçbir soru, saygısızlık olarak kabul edilmez.
* Sabır, herhangi bir işe veya oluşa, sonu iyi olsun diye girişmek, göğüs germek, tahammül etmek veya rıza göstermek değildir… Sabır, ilahi tasarımda hiçbir işin veya oluşun kötüye varamayacağını bilmek, idrak etmek ve bu idrak ile gülümsemek, mutlu, huzurlu olmaktır.
* Sabır, defansif bir tevekkül değil, ofansif bir akliyattır.
* Sanki sabır uyuşturucudur; kullanır, uyuşur ve