9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
️Yeryüzünde, her gün kaç can göçer baki dünyaya? Her gün, kaç can, canından ayrı kalır? Bilinmez. Her hikayesi ayrı hüzün içeriyor, hele bazıları çok dokunaklı ve mutlaka birinde kendi hikayenizden izler bulacaksınız. #okudumbitti
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,2bin okunma
9/10
·112 syf.··
2026 42. kitabı
Yıllar boyu süren bir mektup dostluğu. Birbirini hiç tanımayan insanların sözcükler aracılığı kurduğu o sımsıkı bağ, insanın yüreğini ısıtıyor. 2.Dünya Savaşı sonrası ekonomik zorluk yaşayan Londra’daki kitapçıya, ta Amerika’dan gönderilen gıda yardımı, insanlığın unutulmadığı bir zamanın varlığını anımsatıyor. O zor zamanlarda Londra’da kitaplara inanan, kitabın kıymetini bilen insanların yaşaması da ayrı bir mutluluk. Savaş, bir çok tahribat yaratsa da okuma zevki baki kalmış. Amerikalı yazar, New York’ta ulaşamadığı ya da çok pahalı olan bir çok kitaba londra’da ki bu kitapçıdan ulaşınca kitap alış-verişi, duygu paylaşımına da sebep oluyor zamanla. Mektup dostluklarını seven biri olarak, böyle yazılmış metinler okumaya da doyamıyorum. Bu güzel, incelikli mektupları sizin de okumanızı öneririm. Üzerine aynı isimli şahane filmi de izlerseniz, mutluluğunuz katmerlenir. Benden söylemesi.
84, Charing Cross RoadHelene Hanff · Everest Yayınları · 2025229 okunma
Reklam
Meçhule dair bir kaç kelâm
7/10
·272 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
Nobel ödüllü Fransız cerrah ve fizyolog Alexis Carrel 'ın eseri İnsan Denen Meçhul aslında ismiyle içeriği hakkında söylenebileceklerin bir hülasası niteliğindedir. Kısaca ifade etmek gerekirse kitap; , beden ve ruhtan müteşekkil, hakkında ne söylenirse söylensin hep gizemli bir yönü bulunan insana, uzman bir bilim insanının ve cerrahın gözüyle bakmamızı sağlıyor. İnsanı hastalıkta ve sağlıkta, fiziksel ve metafiziksel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alıp pek çok açıdan araştıran Carrel'ın bu eserinin; hepimizce malum olan bilgi ve deneyimler sunmanın yanı sıra ele aldığı konulara daha önce hiç bakmadığım açılardan bakmamı sağlayarak ufkumu açan bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Kitabın bende oluşturduğu en önemli farkındalık, son zamanlarda üzerinde özellikle düşündüğüm bir konuya dairdi: "İnsanın bir bütün olduğu ve parçalara ayrılamayacağı" fikri. İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyal bir yapısı olduğunu ve tüm bu boyutların mutlak surette birbirinden etkilendiğini belirten Carrel; bunlardan herhangi birinin aleyhine denge bozulduğunda, insana dair tüm sistemin olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Modern hayatın ve modern tıbbın eleştirisini yapan yazar, medeniyetin "ilerlemesinin" insanın doğası üzerindeki negatif etkilerinin veriler ve araştırmalarla altını çizerken, bu soruna dair kendi çözüm önerilerini de okuyucusuyla paylaşıyor. Her önerisinin parlak bir fikir olduğunu düşünmesem de bazılarını oldukça ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Sanırım insanı bu kadar büyük bir muamma ve meçhul kılan şey, onun ilk insandan bu yana süregelen biricik ve benzersiz yapısı. Evet, genel bir çerçeve çizildiğinde bedensel ve zihinsel açıdan birbirine benzeyen; fakat fert fert incelendiğinde bir benzeri daha bulunmayan, eşsiz ve muhteşem yapısıyla girift bir varlık insan. Böyle bir
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Hayat Yayıncılık · 2016694 okunma
Belki Derdimize Çare Bir Çiçek
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:05
İncelememe Kitabın En Sevdiğim Alıntısıyla Başlamak İstiyorum Genç dostlarımız Allah'a (c.c.) dayansınlar, çalışmaya ve gayrete sarılsınlar. Yenildik, pes ettik, demesinler. Yedi kez düşseler de sekizinci kez ayağa kalksınlar. Hayattan geriye anlatılmaya değer bir hikâye bırakmaları gerektiğini unutmasınlar. İnsan, bu hayatı boşa yaşamış olamaz. Bizden önce milyarlarca ruh yaşadı ve gitti, bizden sonra da milyarlarca ruh gelip geçecek. İnsan hayatı, sonsuz âlemde bir ışık çakımı gibi... Öyleyse buraya güzel bir sada, hoş bir iz bırakmak gerek. Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, dokunduğumuz kalplerle... Bunun için sâ'ye, çalışmaya sarılmak lazım... Bu satırları okuduğumda içimdeki o geçici telaşın dindiğini hissettim. Bazen hepimiz "her şey üstümüze geliyor" diye düşünüyoruz ama bu kitap bize aslında hayatın ne kadar kıymetli bir "iz" bırakma fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Düştüğümüzde "yenildim" demek yerine, yedi kere düşüp sekizinci kez ayağa kalkmanın o asil direnişini kuşanmak... Bu, ruhu gerçekten hafifleten, insanı kendi eksenine döndüren bir bakış açısı. Hayat, evet, sadece bir ışık çakımı kadar kısa ama bu kısa sürede dokunduğumuz kalpler, ettiğimiz güzel sözler ve çabamızla dünyaya bıraktığımız o hoş sada, baki kalacak olan asıl mirasımız. Eğer siz de hayatın karmaşasında soluklanacak, "tekrar ayağa kalkmak için" bir neden arayacak bir dost sesi arıyorsanız, bu kitap tam da omuzunuza dokunup "devam et" diyecek türden. Başucunuzda dursun, her sayfada kendi hikayenize dair bir parça bulacaksınız. Şimdi Geçelim Kitaba Modern zamanın gürültüsünde yorulmuş, kendi içine dönmek isteyen herkes için bir sığınak bu kitap.Bu kitap, modern dünyanın karmaşasında kaybolan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan ruhumuza verilmiş bir mola gibi. Sadettin Ökten, Kemal
Belki Derdimize Çare Bir ÇiçekM. Kemal Sayar · TK Kitap · 2025973 okunma
Puan vermedi·154 syf.·
2026 431. kitabı
Kuledibi’ndeki Tamburlu kıraathanenin, çoğunlukla ariflerden, güngörmüşlerden, sohbet ve kelâm ehillerinden olan ahalisi, asırların tüketemediği bu yorgun dünyanın binbir halini yâdedip onda baki kalan hoş ve nâhoş sedalardan dem vururken, laf dönüp dolaşıp çoğu kez bir zamanların Yâfes Çelebi’sine gelirdi. İhsan Oktay Anar Eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri"ni anlatan bir romandır. Osmanlı dönemine benzer bir atmosferde geçen eser, bilgiye, güce ve doğaya hükmetmeye çalışan mucitlerin ilginç makineler üretme çabalarını, hırslarını ve yaşadıkları trajikomik maceraları konu alır.. Kitab-ül Hiyel Yâfes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey adındaki üç hiyelkarın (mekanikçi/mucit) birbirini takip eden yaşamları anlatılır. İcat ettikleri mekanik aletler sadece birer teknolojik gelişme değil, insanoğlunun iktidar ve hırs arayışının sembolüdür. Arapçada hile, çare ve yöntem anlamına gelen bu kelime, aynı zamanda antik ve İslam dönemindeki mekanik ilmini temsil eder. Eserde fiziksel icatların çizimleri bizzat yazarın kendi çizimleriyle romanda yer alır. Kitab-ül Hiyel sadece teknik makineleri değil, güç uğruna harcanan hayatları ve kurgu içindeki felsefi sorgulamaları ele alır. Sonunda teknolojik ve askeri üstünlüğün değil, güzelliğin ve bilginin erdemine vurgu yapılır Dünya'nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı. S:80
Edebiyat & Roman
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
​Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne ​ Sayın Tanpınar, ​Bu mektup geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımaktadır. İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentiktir harflerim ve her bir cümlem yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışavurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanıyor. Zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini de büyütürmüş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak anlamlar... Şimdi bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053bin okunma
Reklam
Reklam