Her geçen gün dünyanın fena ve fâni yüzünü daha ziyade üryanlığıyla göstermekte ve bu hayatta bâki ve sermedî hayat için bir şey kazanılmadan geçen vakitlere teessür hasıl ettirmektedir. (Barla Lâhikası 31.sh - Risale-i Nur)
Eski atalarımız Gök Türklerde kağanın, kızdırılmış demiri örse koyup çekiçle dövdüğü gün, kimbilir kaç yüzyıla dayanan millî bayram günü idi. Demiri eriterek kurtulmayı, belki Ergenekon'dan çıkışı temsil ediyordu. Bunun hangi güne rastladığını kesin olarak bulmak sure-tiyle yeniden bayramı yapmak çok yerinde olur. Bu bir millî tarihe yöneliş, geleneğe dönüş olacaktır. 23 Mayıs 1040 günüt Selçukluların kazandığı büyük Dendânekan zaferinin ve Selçuklu devletinin kuruluş günüdür. Bugünkü Türkiye, bu Selçuklu devletinin devamıdır. Gerçi bazı tarihçiler yalnız Anadolu Selçuk-lularını Türkiye olarak kabul ediyorlarsa da ben bu düşünceye katılmıyorum. Çünkü bir devlet daima aynı sınırlar içinde kalmaz. Türkiye, ilk kurulduğu toprakları kaybedip sonradan aldığı ülkelerde tutunmuş olmanın özelliğine sahiptir. 26 Ağustos 1071 Malazgirt zaferi şan ve şeref, aynı zamanda millî şuur bakımından millî bay-ram olacak bir gündür. 26 Ağustos aynı zamanda Büyük Taarruzun da başladığı gündür. 30 Ağustos 1922 Başkumandan (Rum Sındığı) sava-şının kazanıldığı gündür. Türkiye'nin kuruluş senesidir. 13 Eylül 1921 Sakarya Zaferi bir "Sath-ı müdafaa" savaşıdır. Bir kahramanlık destanıdır. Sonuçları bakı-mından da çok büyüktür. Bu zafer yalnız Türkiye'de değil bütün Türk dünyasında sevinçle kutlanmıştır.
Sayfa 41 - 42 Ötüken, 28 Mayıs 1966·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BAKİ Efendi en sevdiğim şairlerdendir; bence Osmanlı devletinin en ulu şairi odur. Nedim'in bir hoş edası, Galip'in bir derinliği, hiç olmazsa bizde derinlik duygusu uyandıran bir hali vardır; Nefi'de bizi saran, sanki ayağımızı yerden kesen esrikleyici bir hava buluruz. Ama Baki'nin şiirini okurken duyduğum saygıyı öteki şairlerimizin birini okurken duyamadım. Baki divanını açınca bir hakan katına çıkmış gibi oluyorum.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Bir topluluğu büyük şairlerinden ayırıp sonra ona: "Kendini sev, kendini beğen!”demek, pek aykırı olmaz mı? Fuzuli ile, Baki, Nefi, Nedim, Yahya Kemal ile övünmezsem hangi şairle övüneceğim? Unutmayalım ki Baki de, Nedim de Karacaoğlan kadar, bizim kadar Türktür, Türklüğü yüceltmiş olan kişilerdir; onları bizden ayrı saymağa kalkmıyalım.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Baki Efendi, en güzel be- yitlerinin birinde: "Biz tâlib-i teveccüh-i ikbal-ü rûzigâr Gülberk-i bağ-i ömr ise berbat olup gider” diyor. (Rûzigar sözü nü rüzgâr yazmak daha doğru olduğunu bilirim ama burada öyle okununca imale mısraı bozuyor, bir a- ğırlık veriyor; birinci mısra yavaş yavaş, sese bir hız vermeden okununca güzel oluyor, rûz diye uzun okumak ise gidişi değiştiriyor. Onun için rûzigâr diye yazdım.)
Sayfa 24·Kitabı okudu
Ebû Bekir (ra): "Kim Muhammed'e tapıyorduysa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim ki Allah'a tapıyorsa Allah bâkî ve ebedîdir! "
Sayfa 26