Gel, oraya gidelim seninle Özlediğim şarkıları söyle bana Sevdiğim şeyleri anlat Bir bir unutalım ikimizden başka ne varsa Güneş yükselince denizlerimde yıkan Gel, sokul kollarıma yağmur yağarsa Ağaçlar senin için açmış en güzel çiçeklerini Dinle, dalgalar bir eski şarkıyı söylüyor sevdiğin Duyuyor musun her yerde buram buram İşte o yaşamak dediğin Sözünden çıkmayan bir zaman, işte İşte şehirleri aratmayan Kuşlar, ağaçlar, böcekler Ve her dakikası bir pırlanta saatlerin Başlayacak o seninle var olduğumuz yerde En doyulmazı saadetlerin Orada kapımız bütün güzelliklere açık Pencereler gel diyecek en bakir zamanlara Sinecek kokun yavaş yavaş Denizlere, bahçelere, ormanlara Seninle bir ülke kuracağız Sevgiden, mutluluktan, umuttan Orada Dilediğin zaman masmavi bir gece olacak Ve yine dilediğin zaman Bütün geceler gündüz gibi Seninle çağlar boyu yaşayacağız orada İki ölümsüz gibi
Sayfa 268·Kitabı okuyor
Şiir
Kendine saygısı olan kadın örneği :)
"...damıtılıp çiçeğinden güzel kokular çıkarılan gül; el değmeden kuruyup giden, yalnız başına büyüyüp yaşayan ve ölen dikenli gülden çok daha büyük mutluluk içindedir." "Bende ruhumun kabul etmediği bir erkeğin boyunduruğuna girmektense bakireliğin ayrıcalığı içinde öylece buyur yaşar ve ölürüm yüce lordum."
Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uyandığımda tam ucuz kurtulduğumu ve çabuk kaçtığımı düşünürken, birisinin her tarafa sürgüler taktığını farkediyorum. Her yerde küçük sürgüler. Görüyor musun, Kutsal Bakire, beni, dönmektense ölmeyi yeğleyeceğim bir yerde tutmak isti­yorlar. Söyle bana, bir kere olsun zorlukların ardın­dan güzellikler gelse olmaz mı?
Evlenmeli
Bekârlık, bîkârların kârıdır. Bâkire, iki sülüs kadın, bir sülüs erkektir. Bekâr, iki sülüs erkek, bir sülüs çocuktur. İzdivac, tasfiye tehzib eder.
Sayfa 117
Alıntı
1919 yılı ilkbaharı olağanüstü bir güzellikle ışıyordu. Nisan günleri güzel, bir cam gibi saydamdı. Göğün ulaşılmaz maviliklerinde yabani kaz sürüleriyle bakır dilli turnalar uçuyor, bulutları geçip kuzeye doğru uzaklaşıyordu. Bozkırın soluk yeşil örtüsü üzerinde, ufak göllerin yakınlarında yemlenmeye gelen kuğular, saçılmış inciler gibi pırıldıyordu. Irmakların yakınlarındaki sulak çayırlarda kuşlar hiç durmadan şakıyor, cıvıldaşıyordu. Kıyılarından taşmış gölcüklerde dişi kazlar bağırıyor, uçmaya hazırlanıyor, kendinden geçmiş erkek ördeklerin aşk oyunlarından bodur söğütler durmadan hışırdıyordu.
S İ G M A Yaşatan gücünü seven ellerini ayırdetmiş durmadan Parklardan boşalan, fabrikalardan ve lokantalardan Her şeye uygun ve habersiz kesin bando-mızıka kalabalığından Ev adamları lâtince sulara başladığı zaman Aydınlıkta üç kişi yanyana geçince beyaz sokaklardan Karpuz marpuz gibi yemişleri düşünüp rahatlayan Dışarlıklı sularla ceneviz korkusundan Mutluluğuna surlar çekmiş en sahi byzantion O Kankentlerinde her orman sonu Korkup kapandıkça kanakoşan adamlardan Sıkıntılı bira şişelerine bıkkın dadanan Elleri boşalınca kalemden tornadan kağıt ve demir paradan Duyguları aşktandı çok aşktan Mozayık göklerinde yabancı akşam kuşları falan filan Bakır kapıları örtünce subaşıları son avcının ardından İznikli teslisçilerden ve adalarlı hekimlerden daha avutkan Bütün kurtuluşu başlardı ondan Bütün kurtuluşu ondan yani aşkî karanlıktan
Şiir