"Hadi Tina, eve dön artık..."
8/10
·150 syf.··
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:36
"İnsan aşık olduğunu nasıl anlar ?..." “..Ben nasıl anladım söyleyeyim mi sana? Bir gün fark ettim ki her sabah gözümü açar açmaz aklıma gelen ilk şey Kaveh olmuş. Sabahları gözünü açınca birinin varlığına şükran duymak yaşam sevinci veriyormuşsa meğer..” "Allah hiç kimseleri boşuna denk düşürmez, koca dünyada iki insan rast gelip de bunca âşık olabiliyorsa birbirine, hele ki bambaşka diyarlardan iki kişi, mutlaka bir sözü vardır Rabbimin sana bana, duymasını, dinlemesini bilene..." 2020 DUYGU ASENA ROMAN ÖDÜLLÜ Irmak Zileli kaleminden Son Bakış kitabında genç bir kadının ölüme giderkenki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu ... "Anahtarı soktuğumuz deliğin bir adının da yuva olması ne tuhaf. İnsan kendi yuvasına girebilmek için anahtarını yuvaya sokup yavaşça döndürebilmeli. Benim anahtarımın yuvası öyle uzakta ki. O yüzden meğer anahtar yuvaya uymadı deda..." (Gürcü dilinde: anne) Yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Sevgilisini yitirmiş, Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş genç bir kadın göçmenin son bakışına kilitlenirken satırlarda da kadının yürekleri sızlatan iç sesini okurken belki de haklı isyanına altı çizili satırlarla küçük küçük bizden notlarla eşlik ediyoruz. "...sevdiklerine bakarken hiçbir zaman unutma küçüğüm, bu son bakışın olabilir." Zaman o son bakıştan geriye doğru akıyor bu sefer. Nefesleri tutup kurtulmasını beklerken annesine ninesine seslenişleri etkiliyor bizleri... "...Giderken bu dünyadan yaşarken ki gibi yük hissetmemeli insan kendini. Yaşarken olur anlarım da belki, ölürken hiç değilse biraz rahat
1000Kitap
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026803 okunma
Puan vermedi
Sessizce Sev Usulca Kainatı Telaşa Vermeden. Sessizce Sev gözlerinle konuş benimle. Sessizliğin en kuytu köşelerinden gözlerinle seslen bana. Herkesin bağırarak konuştuğu, herkesin her şeyi bildiği dünyada sadece sus. Seslen ki gözlerimle cevap vereyim sana. Cümlelerimizi kelimeler değil ,bakışlarımız kursun. Gözlerdeki her bakış; bir cümle ,bir kelime, bir harf, bir nokta olsun mesela... "Gözler kalbin aynasıdır." Sessizliğin en derinlerinden duygularını, gözlerinle yansıt bana. Kızgınlığı, nefreti, sevgiyi ,hüznü ,aşkı gözlerinle anlat bana. Sessizce Sev kelimelere ihtiyaç duymadan. Aşkını kainata haykırmadan ,usulca sessizce sev. " Oysa aşığın feryadı susuşunda gizlidir." Sessiz kalır sevdiğine, kainattan habersiz sol yanından izinli. Ne kadar seviyorsa, gözlerindeki feryat o kadar derindir. Aşığın tek isteği söyleyemediklerini göz göze gelince bir bakışa sığdırmaktır aslında. O yüzden anı yaşar. Ne gelecekteki hayallerindedir aklı ne de geçmişin tozlu raflarında. Şimdidedir aklı hep çünkü kalbinin feryatlarını bir anlık bakışmaya sığdırır. Sevenlerin göz göze gelişi içindeki aşkı,feryadı, mutluluğu, hüznü anlatmaya başladığı zaman dilimidir. Ne gelecekte göz göze gelmeyi hayal eder ne de geçmişte göz göze geldiğini hatırlar. Sadece göz göze olmayı yaşar. Aşığın zamanı sadece "şimdiki zamandır." Gözlerin, buluştuğu, bakışların konuştuğu zaman dilimini seçer kendine. Hayat yolculuğundan insanlar sevdalarını hep sol yanında taşır ,sevdasını bulmak istiyorsa eğer her gittiği yerde yanında götürmelidir. Hayat yolculuğunda sevdasıyla koşmalıdır. Hayatın tüm güzelliğini heyecanını, hüznünü sol yanında sevdasıyla yaşamalıdır insan. *** Küçük bir dünyanın içinde koca dünyalar kurduk kendimize. Saygıyı, değer vermeyi, nezaketi unuttuk. Kim olduğumuzu ,nereden geldiğimizi
Duygu ve Düşünce
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,391 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:20
Ayfer Tunç’un Kapak Kızı romanı ilk bakışta bir “güzel kadın hikâyesi” gibi görünse de aslında toplumun bakışlarını, arzularını ve çürümüş yanlarını anlatan çok katmanlı bir roman. Kitap boyunca merkezde Şebnem vardır ama ilginç olan şey, Şebnem’i hiçbir zaman gerçekten tanıyamayışımızdır. Onu hep başkalarının gözünden görürüz. Belki de romanın en güçlü yanı tam olarak budur. Roman TCDD treninde başlayan parçalı anlatısıyla okuyucuyu ilk başta bilinçli bir karmaşanın içine bırakıyor. Her bölümde yeni karakterler, yeni hayatlar ve birbirinden kopuk görünen hikâyeler açılıyor. Ancak ilerledikçe bu insanların ortak noktasının Şebnem olduğu anlaşılıyor. Böylece roman bir “kapak kızı” hikâyesinden çıkıp insanların Şebnem üzerinden kendilerini açığa vurduğu bir toplumsal aynaya dönüşüyor. Bünyamin karakteri arzularıyla vicdanı arasında sıkışmış bir erkekliği temsil ediyor. Şebnem’i arzularken aynı zamanda onu suçlayan zihniyet, toplumdaki ikiyüzlü ahlak anlayışını görünür hale getiriyor. Ersin’de ise kaçırılmış hayat hissi öne çıkıyor. Şebnem onun için sadece bir kadın değil; ulaşamadığı bir geçmişin ve başka türlü yaşanabilecek bir hayatın sembolü gibi duruyor. Selda ise romandaki en kırılgan ve en yalnız karakterlerden biri olarak öne çıkıyor. Onun Şebnem’le olan bağı açık açık anlatılmasa bile satır aralarındaki sessizliklerde hissediliyor. Romanın en etkileyici tercihlerinden biri, Şebnem’in kendi sesinin neredeyse hiç duyulmaması. Okur sürekli onun hakkında konuşan insanları dinliyor ama Şebnem’i dinleyemiyor. Böylece Şebnem gerçek bir kişiden çok, herkesin kendi anlamını yüklediği bir boşluğa dönüşüyor. Erkekler onu arzu nesnesi, kadınlar tehdit ya da merak unsuru, bazıları ise kaçış hayali olarak görüyor. Ancak bütün bu bakışların arasında gerçek Şebnem
1000Kitap
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Hikâye bitmedi; sadece mekânı ve zamanı değişti.
Kitabı okurken Bruno’nun masum gözleriyle gördüğü dünyayı düşündüm. Çocuğun gözündeki tel örgü sadece bir sınırdı, Shmuel ise sadece bir arkadaştı. Ama biz biliyoruz ki o tel örgülerin ardında insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri yaşanıyordu. İşte bu masumiyet ile gerçek arasındaki uçurum, romanın en çarpıcı tarafı. Sonra aklıma günümüz geldi. Gazze’de, Doğubeyazıt’ta, Rojava’da çocuklar hâlâ savaşın gölgesinde büyüyor. Onların da gözünde tanklar, bombalar, tel örgüler belki sadece “oyunun engeli” gibi görünüyor. Ama biz biliyoruz ki o masum bakışların ardında çok ağır bir gerçek var: çocuklukları çalınıyor. Romanın verdiği ders aslında bugün için de geçerli. Büyüklerin kurduğu ideolojiler, savaşlar, çıkar hesapları… Hepsi çocukların dünyasında anlamsız. Onlar için tek anlamlı şey dostluk, oyun, güven. Ama tarih, ne yazık ki, bu masumiyetin üzerine defalarca gölge düşürüyor. Çizgili Pijamalı Çocuk’ta sessizlik var, düşündükçe içimiz acıyor. Ve günümüzdeki savaşlara baktığımızda görüyoruz ki bu hikâye bitmedi; sadece mekânı ve zamanı değişti.
Savaş
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,7bin okunma
8/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:19
Kuzey ve Güney insanların birbirini gerçekten anlamaya başlamasının, aşkın kendisinden bile daha önemli olduğunu anlatıyor. Gürültülü bir aşk hikâyesi değil; bakışların, gururun, suskunlukların ve geç fark edilen duyguların romanı. Elizabeth Gaskell burada aşkı bir “anı” gibi değil, iki ruhun uzun uzun birbirine yaklaşması gibi yazıyor. Roman boyunca sürekli bir “gecikmiş yakınlık” hissi vardır. Tam birbirlerine yaklaşacakken araya sınıf farkı, yanlış anlaşılmalar, kırgınlıklar ve sessizlik girer. Gaskell aşkı tam da hayat gibi yazıyor burada; net değil, karmaşık ve zaman isteyen bir şey olarak. Gerçek aşk, birini idealize etmek değil; onun bütün sert yanlarını, korkularını, kırgınlıklarını görüp yine de kalbinde ona yer açabilmek. Ve bu yüzden Kuzey ve Güney, yalnızca romantik bir roman değil; birbirini anlamayı öğrenen iki yalnız ruhun hikâyesi gibi hissettiriyor. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Kuzey ve GüneyElizabeth Gaskell · Koridor Yayıncılık · 2022653 okunma
Karanlığın fısıltıları
Puan vermedi
O kadar harika bir eser ki elimden bırakamadım ama bitsinde istemedim tam sevdiğim kıvamda sayfalar ardı ardına akıp gitti olay örüntüleri birbirini tamamlayan harika bir kurgu ne oluyor devamı nasıl olacak diye sürekli düşündüğüm bir kitap gizemli bir şekilde başlayan kitabın sonu nasıl diye merakla çevirdim her sayfayı… 2 yaşında bir bebeğin sabah saatlerinde beşiğinde uyuyorken birden kaybolması geriye sadece k*nlı bir battaniyesi kalır ha bide cevaplanması zor ve çelişkili bir sürü soru cevap bekler ne mi oldu diye düşünürken birden bütün bakışların anneye çevrilmesi ile hayretler içerisinde kalıyoruz. Peki sonrası anne ne kadar suçlu ya da suçsuzken suçlu duruma mı düşüyor asıl düşündüren ise Clark’a ne olduğuydu harika bir polisiye gerilim ile sizi baş başa bırakıyorum okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar kitap ve sevgi ile kalın.
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202691 okunma