Kahve falı, el falı, bakla falı… birçok fal çeşidimiz var. Var da aslında bunlar tam olarak bize ait sayılmazlar. Mesela kahve falı, bilinenin aksine Osmanlı icadı değil. Kökeni Arap dünyasına ve daha eskiye, Çin’e kadar gidiyor. Önceleri bu fal çeşidi kahve yerine Çin’de çay telvesiyle yapılırdı. Evet saçma gibi dursa da çayı süzmeden içtiğinizde dibinde telve diye adlandırabileceğimiz bir tortu kalır. Herkes “Çilekeş” gibi çay demleyebilse keşke… neyse, sonraları kahve gelince, bu gelenek kahve telvesine de uygulanmaya başlanmış. Oradan da diğer kültürlere dağılmış.
Kuartet Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
YAHŞI DURUR İKEN YAMAN SATILIR
Şimdi terse midir dünyanın işi Yahşi durur iken yaman satılır Altını sarf etmez doğru bir kişi Eğri tunç çıkarsa hemen satılır Değerli ademler kaldı yolumuz Değersizler elde gezer tertemiz Alan kör satan kör kantar ayarsız Buğdaydan fiyatlı saman satılır Başa gelmeyenler geliyor akla Herkes dil altına almış bir bakla Fuzuli sen seni kendinde sakla Belki zaman gelir malın satılır
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okuldan Kaçış
Sen armağan ettin Küçük Prensi Ne diye sanki Biraz zorlasan yüreğini Kırılacak kurşun askerin ince bileği Se getirdin uçan balonlarımı Ne diye sahi Tekkneye yeğlesen denizi Bir ceviz kabuğuyla geçeceğiz çevreni Sen değil miydin arka sırada, ayrıksı Sınıfları daha okulda çeviren Ne oluyormuş hem bıyık hem de posu Çevirince görünür derinin de arkası Sen gel hadi, çevirelim hadi Duvar ne ki, ardı bakla tarlası Bak üstümüzdeymiş okul önlükleri Sınıfa onlar girsin, biz sıvışalım, hadi Sen gel hadi, çevirelim hadi Ben görmüştüm, sevi yüzü tarlanın ardı Sınırsızmış yurttaşlığı, belleksizmiş dili Seni de görmüştüm... ne önceydi 7 Mayıs 81
Sayfa 55
Alıntı
Sen benim bu halimi hiç bilmezsin Rıfat Bey!" dedi içinden bir ses. "Hiç görmedin, hiç tanımadın o bey kızını sen. Dağlarımı bilmedin. bakla kırı kısrağımı görmedin. Oraların kadını değilim; köyümün, dağlarımın, ovalarımın Onca uğraş verdin benden bir saray hanımefendisi yaratabilmek kızıyım ben! Özgürüm bak! Alabildiğine özgür. Ömrümde hic olmadığım kadar, kuşlar kadar, kuşlar gibi özgür.
Sayfa 436·Kitabı okudu
Nohut oda bakla sofrada yaşayan dede ve ninelerimiz sefalet içinde miydi? Nedir bu gösteriş merakı,nedir bu ayağını yorganından 1 metre dışarı çıkarmak.
"Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi!"
Destek Yayınları 10. Baskı: Mayıs 2026·Kitabı okudu