Puan vermedi·158 syf.··
2026 151. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:57
Osman Pamukoğlu kitapta tarihte gerçekleşen tarihi ve siyasi olaylardan hikâyelerle veya o olaylar üzerine görüşleriyle ilgili bilgiler veriyor. Devlet üzerine, savaş ve sebepleri-sonuçları üzerine kendi düşüncelerini yazan Pamukoğlu eski bir asker olması sebebiyle bazen sert ama çoğunlukla vatan millet sevgisi içinde kitabı tamamlamış. Osman Pamukoğlu Ey Vatan "Üzerinize bir felâket gibi çöken kitaplar vardır. Bir kitap, içınızdeki donmuş degerleri parçalayacak bir balta olmalıdır. Insanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar!"
1000Kitap
Ey VatanOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 20101,033 okunma
NASIL YAŞANIR?
7/10
·432 syf.·
2026 14. kitabı
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış. Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler! Raskol'un iç dünyasına baktım, buyurmaz mısın?
10/10
·849 syf.·
2026 88. kitabı
Kitabı okumadım... Petersburg şehrinde gezinen bendim. Kutu gibi odada kaldım; kapıyı açmak için yatağımdan kalkmama gerek kalmayacak kadar küçük bir odada... Üniversite öğrencisiydim. Kendi dünyamda, hiç kimseyi almadan yaşadım; yaşamak denirse... Parasızdım fakat bunu dert etmiyordum. Çünkü elimdeki son kuruşları dahi yardıma muhtaç insanlara veriyordum. Bu onları sevdiğim için değil, o an onu yapmak istediğim içindi. Aileme karşı sürekli bir borç altında kalıp minnet duyguları beslemek yoruyordu. Bir şeyler yapmalıydım ama bunu üstümdeki pejmürde elbiselerle yapmak ağırıma gidiyordu. Dilenebilirdim, evet, evet dilenmek... Ama kibrim buna müsaade etmiyordu. Kimseden karşılıksız bir şey almaya alışkın değildim. Bu, onların alanıma girmesini kolaylaştırdığı için buna müsaade edemezdim. Çünkü ben özel bir ruhtum... Belki de ruhum, Napolyon'un evrimleşmiş hâliydi. O benim durumumda olsa acımadan kılıcını savurur, öldürür ama sorgulanmazdı. Çünkü o bir kahramandı. Neden ben de kendi zihnimin imparatoru olmayayım ki? Zihnim, para kazanmaya çalışmadığı kadar kusursuz bir cinayet planı yaptı(!). Evet, çünkü o iğrenç bir kadındı. Ölmeyi hak ediyordu! Boşuna oksijen masrafı! Yeryüzünden bir pisliğin gitmesine neden olmak! Ahh, harika... Bunu ancak benim gibi yüce düşünceler sahibi biri yapabilirdi... Yaptım da... Ama hayır, hayır! Duraklamam pişmanlık gibi görünmesin. Pişman değilim. Yine olsa yine o baltayı alabilirim... Ama bu hezeyanlar da neyin nesi?.. Ahh, bu halüsinasyonlar! Nefret ediyorum. Herkesten nefret! Yaşadığım gerçekler hiç de hayalimdeki gibi tatminkâr değil... Neden beni suçlu görüyorsunuz? Bir adamı öldürmek madem suç, peki içkiye sarılıp da ailesini yok eden zihniyet? Bu da bir cinayet değil mi? Svidrigaylov gibi arzularının peşinde
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 11:02
Hastalık acısının sadece insanın bedeni değil aynı zamanda ruhu üzerindeki tesirlerini hatta yaşantısının en ücra ayrıntısını bile şekillendirdiğini yaptığı betimleme ve içinde bulunduğu olayları bize hissettirerek kitabın kahramanıymışız gibi bize aktarmış yazar.Kitabın sonunda kahramanın söylemi olarak yazılanın aksine büyük bir hastalık geçirmeden de her şeyi anlayabilmek bunu edebi bir dille anlatan bir yazarla ve empati duygusu gelişmiş birinde mümkün olduğunu düşünüyorum. Kitapta bundan sonraki hayatımda bakış açımı en çok değiştirecek cümle ise şuraya eklemeliyim:" "Amputation"lar bence hekimliğe dahil bir iş değildir, bunu kasaplar da yaparlar ve bir balta vuruşta bir uzvu uçururlar. Biz, biraz tendürdiyot süreriz ve biraz da kloroformla hastayı uyuturuz. Farkı budur. Doktorluk, bu bacağı ve bu gençliği kurtarmaktır." Bunu sadece hekimlik üzerinden düşünmemek gerek tabi.Herhangi bir alanda eğitim veren bir eğitmenin karşısındaki "bundan bir cacık olmaz" diye tabir ettikleri bireyi fark etmesini,desteklemesini bir yerlere varmasını aracılık etmesi olarak düşünmek gerek.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Alkım Kitabevi Yayınları · 2012121,1bin okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024750 okunma
Puan vermedi
Dönüşüm, sadece bir başkalaşım hikayesi değil; insanın kendi yaşamıyla kurduğu "hizmet-değer" ilişkisine tutulan soğuk, klinik bir aynadır. Gregor Samsa'nın sabah bir böceğe dönüşmesi, aslında dış dünyada çoktan gerçekleşmiş bir yok oluşun fiziksel tezahürüdür. Bir "İnsanlık" İflası: Gregor Samsa Kimdir? Gregor Samsa, dönüşümden önce de "insan" formunda aslında çoktan bir "böcek" yaşamı sürmekteydi. Bir sigorta şirketinde çalışan, tüm hayatını ailesinin borçlarını ödemeye ve onların konforuna adayan, kendi arzularını, hayallerini ve benliğini tamamen rafa kaldırmış bir birey... Kafka, Gregor’u bir böceğe dönüştürerek, onun toplumun gözündeki "fayda" değerini bir gecede sıfırlamıştır. O artık bir oğul, bir ağabey veya bir çalışan değil; sadece odada temizlenmesi gereken, gözden uzak tutulması gereken, evin huzurunu kaçıran bir "nesne"dir. Dönüşümün Asıl Trajedisi: İyileşmeyen Yalnızlık Kitabın en sarsıcı tarafı, Gregor’un bir canavara dönüşmesi değil, ailesinin ona verdiği tepkidir. İnsanların, sevdikleri birinin başına trajik bir olay geldiğinde (hastalık, iş kaybı, ağır depresyon vb.) gösterdikleri o yavaş ama kaçınılmaz "tahammülsüzlük" süreci, kitabın kalbidir. Gregor'un böcek bedeniyle bile hala "insan" kalmaya çalışması, kız kardeşinin keman sesini duyduğunda hissettiği o estetik haz veya annesini koruma içgüdüsü, onun ne kadar insani olduğunu kanıtlar. Ancak dış dünya, onun bu ruhunu değil, sadece böcek formunu görür. Kafka bize şunu fısıldar: Dünya, özünüzün ne olduğuyla değil, dışarıdan nasıl göründüğünüzle ve onlara ne kadar hizmet ettiğinizle ilgilenir. Bir İrade Sınavı Olarak Kafkaesk Bir Kader Gregor, iradesini tamamen dışa bağımlı kılmış bir karakterdir. Kendi "ben"ine dair hiçbir disiplin inşa etmediği için, sistem onu dışarı attığında tutunacak bir
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268bin okunma