Sevgiyle büyüyen her insan, iyi bir insan olur.
9/10
·48 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 22:56
"Beklerim ben, cehennem azabıysa da beklemek seni." William Shakespeare Hayat biraz da beklemek değil mi? Hatta belki en çok beklemek. "Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp bekler­ken ölmek," diyor Ümit Yaşar Oğuzcan, Sezai Karakoç, "Beklemek, neyi beklediğini bilmeden." "Tek yaptığım ölümü beklemek," diyor Hakan Günday, ona cevap verir gibi adeta Nazan Bekiroğlu, "Ölümü beklemek bile yorgunluktu." Bekledim. İlber Hoca hastaneye yattı, sağ salim çıkmasını bekledim. Bekledim. Öldü, Fatih Altaylı ile yaptıkları ölmeden önceki son program olan Teke Tek'in yayınlanmasını bekledim. youtu.be/EjvkF-7HQOc?si=... Gerçek dostluk ebedidir. Öyle zordu ki ölümünün ardından hiç ölmemiş gibi onu izlemek... Bekledim. Daha Kafa dergisinin yeni sayısına vardı. İlber Hoca yetişir dedim. Yetişti de... Kapakta kocaman resmi... Öyle siyahlar içinde falan değil! İlber Hoca siyah olur mu! Gençlerin umudu o! Umut siyaha bürünür mü hiç... Ve işte şimdi, okudum; bitti... "Bu satırları yazarken boğazım düğümleniyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyorum." Celâl Şengör Hepimiz duygusuz bilirdik dimi onu... Kaybetmek insanın içindeki gizil duyguları tüm çıplaklığıyla dışarı çıkarıyor. Okurken ben de ağlamamak için zor durdum. Her sayfa biraz ona götürdü beni: En sevdiği romancı: Tolstoy. Aa, dedim ben de çok seviyorum. Göçmen: Kırım'dan Stalingrad'a, Avusturya'dan Türkiye'ye gelen ailenin yaşam hikâyesi. Ben de anne tarafından Kırım - Tatar Türküyüm! Satır satır aradım onu. "Mektebi bitirir bitirmez evlenip de mobilyacı dükkanı gezeceğinize dünyayı gezin." Onun sesiyle okudum... instagram.com/reel/DV1ebLlCNS... "Gazze Katliamı, Epstein Skandalı, İran'ın işgali... Dünyayı satanist pedofil yamyamlar yönetiyor!" **Yalnız duygulu değil, duyarlı da bir sayıydı
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 139 (Nisan 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 2026116 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 12:13
Âşık Kral / Başar Başaran Başar Başaran , İstanbul doğumludur.Senarist - yazar - eğitmen kimliğiyle karşımıza çıkar. 2022 yılında ilk romanı Amsterdam’ı yayımlamıştır. Âşık Kral adlı eseri öykü türünde okurla buluşmuştur. Âşık Kral , yazarın üslubunu ve kaleminin kıvraklığını sergilediği bir eserdir . Durum öykücülüğüne bir örnektir . Eserde çok fazla karakter bulunmamaktadır . Ana kahramanın içsel döngüsü ve ruhsal durumu nakış nakış işlenmiştir . Öyle bir nakış ki adeta örneği alınası… o sebeple altı çizilesi bir sürü cümle barındırıyor . Öyküde bir erkek ve bir kadının ayrılık süreçlerinin sondan başa ve baştan sona duygu durumları yansıtılmaktadır . Kadın ve erkeğin arasında ayrılıkla birlikte temel bir fark açığa çıkar . Kadın aşk acısını daha düzenli seyraldırır. Önce canı yanar , zamanla acısı azalır , sonra yokluğa alışır ve unutur. Erkekte ise durum tam tersidir . Önce özgürlük hissinin baskınlığıyla ayrılık cazip gelir , hoşuna gider . Sokak onu çeker , bir kuş gibidir adeta . Sonra akşam olur . Herkes evine döner . Erkekte ise çaresizlik başlar . Gidecek yeri yoktur, her evde bir telaş varken , pencerelerde ışık yanarken o zaman anlar ki kapıları kapalıdır . Canı tam olarak o anda yanmaya başlar . Yani ayrılıkta kadın giderken erkek dönmeye başlar . Yazar da diyor ki yolda karşılaşırlarsa ne âlâ… Karşılaşamazlarsa sonsuza kadar bir kayıp… Sevdiğini kaybeden adam , ilhamını da kaybeder . Kalemi şiir tutmaz olur artık . Kelimeler boğazına yumru olur oturur , ama cümle dökülemez. Her ne kaldıysa tek nefesliktir . Eserde adım adım bir adamın çöküşünü görür okur . Kadın adım adım yükselir , adam adım adım düşer . Zıtlıkların hikayesidir diyebilirim . Ben çok keyif alarak okudum , altı çizilesi cümlelere hayran kaldım . Âşık Kral Başar Başaran
1000Kitap
Âşık KralBaşar Başaran · Doğan Kitap · 202339 okunma
Reklam
Sinek Sarayı - Mine G.Kırıkkanat
Puan vermedi·144 syf.··
2025 1. kitabı
Yağmur dindiğinde güneşin ışığı, sisin ve damlaların içinden kırılarak geçer ve gökyüzüne doğanın en güzel renklerini sessizce serpiştirir. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor... Her biri kendi tonuyla parlar ama birbirine dokunarak, ayrışmadan yan yana durur. Renklerin sessizce omuz omuza vermesidir bu. Bazen neşenin ardından gelen bir iç huzur bazen de hüznün sonrasındaki bir teselli gibidir. Ve biz ona “gökkuşağı” deriz. Renklerin doğayla yaptığı bu sessiz işbirliği, bizi yağmurun yıkıcılığından alır ve bir anda umudun sükûnetine bırakır. Tabiatın bize attığı renkli bir göz kırpmasıdır gökkuşağı. Rasyonel açıklamalardan çok daha önce gelen bir duygudur aslında. Belki de bu yüzden, gökkuşağını gören bir insanın durup bakmadan, kendi kendine gülümsemeden geçip gittiğine pek sık rastlanmaz; çünkü insan, bazı şeylere bakarken farkında olmadan içine döner. Gökkuşağı bunlardan biridir. Her seyrinde ona bakarken iç dünyamızda bir renk belirir ve tam da bu yüzden gökkuşağı, yalnızca atmosferin fiziksel bir olayı değil; insan ruhunun bir yansıması, zaman ve mekânın dışında kalan anlık bir büyüdür. Masallara, efsanelere, şiirlere ve hikâyelere konu olmuş, her kültürde başka bir anlamla süslenmiş bir doğa harikasıdır o. Derler ki; bir gün renkler, en güzelin kim olduğu üzerine kavga etmiş. Her biri en parlak, en anlamlı, en vazgeçilmez olduğunu iddia etmiş. Kavga büyümüş, inat artmış... O sırada yağmur, gökyüzünden onları izliyormuş. Kendi aralarında bir uzlaşmaya varamayacaklarını anlayınca, üzerlerine kısa bir süre yağmış ve o an, renkler gökyüzüne birlikte havalanarak hep birlikte eşi benzeri olmayan bir kuşak oluşturmuşlar. Öylesine güzel görünmüşler ki birlikte, kendi iç kavgalarından utanmışlar ve o günden sonra, ne zaman yağmur dursa ve güneş açsa hep
1000Kitap
Sinek SarayıMine G. Kırıkkanat · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015404 okunma
İstiridyeden Çıkan Bir İnci Yahut Ragranok
Puan vermedi·102 syf.·
2025 11. kitabı
Her hikaye, bir toprak mahsulüdür. İthal roman anlayışı bir “moda” olarak Türk edebiyatında yer bulsa da hiçbir zaman karşılık bulamamıştır. Yaşar Kemal’in başarısı da buradan gelir. Alaylı birer toplum mühendisi olan yazar taifesi, kendi ideal toplum anlayışını sunar ortaya koyduğu metinlerinde. Toplumsal gerçekçilik anlayışı kitleyi, estetik modernizm akımı ise bireyi ele alarak sürdürür *tahrir vazifesini*. Ortada öyle veya böyle büyük bir propaganda vardır ama bu alışık olduğumuz “sahtekarlık üzerine inşa edilen eylemci propaganda” türünden değildir. Yazar, var olan manzarayı bize aktarır. Manzaranın hikayeye dönüşmesine imkan tanıyan olayların alt metnini kendi fikir dünyasına göre doldurur. Sözgelimi; Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters binmesi popülist düşünceye göre, “ne yapsam da şu köylünün aklını başından alacak ustalıklı bir cevapla kendi keskin dehamı mı bir kez daha kamuoyuna duyursam?” planının bir parçasıdır. Bu anlayış üzerinden Nasreddin Hoca’yı, köylü kandırarak itibar devşiren bir sahtekar olarak tanımlayabiliriz. Fakat hikemi tarz veya doğu didaktizmine göre Nasreddin Hoca’nın bu eylemi, öğretme metodlarından bir metottur. İnci romanının yazarı Steinbeck için de değişmiyor bu kaide. Elbette spoiler vermeyeceğim. Geçimini denizden sağlayan bir ailenin paraya ilk kez ihtiyaç duyması ve ardınca gelişen olaylar zincirini okuduğumuz İnci romanı, sağlam bir mülkiyet eleştirisi üzerinden ilerliyor. Sineklerin Tanrısı kitabından ve insan insanın kurdudur anlayışından bolca izler taşıyan insani ilişkiler, dramatik gerilim eğrisini alabildiğine zorluyor. Roman boyunca üst sınıfın namussuzluğunu ve parasız köylünün masumluğunu bizlere resmeden yazarımız, talihin veya tanrının yardımıyla statü atlamak üzere olan Kino ve ailesine merhamet etmiyor. Büyük bir
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,9bin okunma
7/10
·264 syf.··
2025 20. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 15:30
Sıra dışı cümleler. Bir hayali gücünle yaratıp, içine hem matrak hem keder katıp tabak tabak servis etmiş gibi paragraflara. Üşenmiyor kalkıp alıyorum fosforlu kalemimi sık sık muzip cümlelerin altını dönüp dönüp okuyup gülmek için. Dilerim ve umarım daha çok yazarsınız. Elinizden bırakamayacağız keyifle okuyacağınız harika bir kitap.
Âşık KralBaşar Başaran · Doğan Kitap · 202339 okunma
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?*
8/10
·559 syf.··
2025 106. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 23:51
Victor Hugo ve Notre Dame'ın Kamburu 19. yüzyılın başlarında Paris şehir planlamacıları, Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından ötürü katedrali yıkmak istemiştir. Victor Hugo, halkın ilgisini katedrale çekmek ve yıkılmasını önlemek için yaklaşık altı ay gibi bir süre içinde bu romanı yazmıştır. Roman, 15. yüzyıl Fransası'nda geçmektedir. Kitap, 11 ana bölüme ayrılmış ve her bölüm ayrı bir kitap olarak isimlendirilmiştir. !Spoiler Uyarısı! "İlk olarak Üçüncü Kitap bölümünü değerlendirmemin sebebi, bu bölümün kitabın en zor bölümü olduğunu düşünmem. Kitabı okumadan önce incelemeyi okuma fırsatı bulan okuyucuların, bu bölümdeki tavsiyelere uyması halinde kitaptan daha fazla keyif alacağını düşünüyorum." Üçüncü Kitap bölümünden sonrası spoiler içermektedir. Katedralin duvarında yer alan ve kitabın kaleme alınmasını sağlayan bir kelime: ANAΓKH – "Kader" Gelelim romandaki önemli karakterlerin Victor Hugo tarafından yazılmış kaderlerine… Üçüncü Kitap (113-148. sayfa) Notre Dame ve Kuşbakışı Paris kısımlarını barındıran bu bölüm, yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğunu gösterse de okuyucuyu hikayeden koparıyor. Uzun uzadıya tasvir edilen katedral ve dönemin Paris’i zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Mimarinin ve katedralin şehir için önemi çok güzel anlatılsa da günümüz okuyucusuna pek hitap edeceğini sanmıyorum. Naçizane tavsiyem, bu bölümü okumakta zorlanıp kitaptan kopmaktansa, Notre Dame Katedrali’ni sanal tur ile ziyaret edebilir, Notre Dame ve Paris hakkında kısa bir belgesel veya video izleyerek bu bölümü okumamış olmanın getirdiği eksikliği telafi edebilir ve kitaba keyifle devam edebilirsiniz. Kitabı yarım bırakan çoğu okurun bu bölümde bırakmış olduğuna eminim, ama bunu ispatlayamam. Bölümde altını çizdiğim tek cümle: “Halk söküp almadıkça, kral ayrıcalıklarından
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Reklam
Reklam