“Şuna baştan başlayalım. Siktiğimin gerçeğiyle.” Beni arkasından çıkarıp yanına çekti. “O bir fahişe.”
Kelimeyle birlikte sarsıldım.
O kelimeden nefret ettim.
O kelime üzücü ve kırık dökük şeyleri çağrıştırıyordu. Oysa ben öyle değildim. Ben bir evlat, bir öğrenci, bir dosttum. Akıllıydım. Bir zamanlar güzeldim.
Bir değerim vardı.
Şimdi, neydi bana sormak istediğiniz?
Aslında vaktimizin yetmeyeceği kadar çok şey sormak istiyorum. Ama şimdilik çocukluğunuzla başlayalım.
Başlangıç için güzel bir yer.
Kant nasıl akılcılık eleştirisinden sonra metafiziğin imkânını sorgulamışsa, şimdi de Hegelci felsefenin yıkılışından sonra felsefenin mümkün olup olmadığı... sorgulanmalıdır.
Hegelci diyalektik öğretisi, felsefi kavramların kendilerinden ayrışık olanı kavramakta kullanılabileceğini gösterme yolundaki benzersiz girişimi temsil ediyorsa ve bu girişim başarısız olduysa diyalektikle ne tür bir ilişki kurulması gerektiğinin hesabını verme vakti çoktan gelmiştir.
“Eğer bir hata yaptıysan özür dile. Minnet duyuyorsan teşekkür et. Kafan karıştıysa soru sor. Bir şey öğrendiysen öğret. Sıkıştıysan yardım iste. Yanlışsan kabul et. Karşılıksız verebiliyorsan ver. Birini seviyorsan ona şimdi söyle.”
Sayfa 175 - Kronik Kitap, 1. Baskı, Haziran 2026.·Kitabı okudu
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım
Yeniden yaşayalım geçmiş gelecek bütün yılları
Bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün, bana keder