Sihirbazlarına "kam" derlerdi. Evlenirken at ve koyun başlık parası olarak verilirdi. Zenginleri yüz veya bin ko- yun ile at verirlerdi. Biri ölünce yüzlerini kesmezler. Ceset yakılır, külleri ve kemikleri bir yıl sonra toprağa gömülürdü. Gömme işlemi sırasında yine ağlaşırlardı. Kışın ağaç kabuğundan örtülü evlerde otururlardı. Yazı dilleri de tamamen Uygurlarla aynıdır.
Mezar işi, bir nevi ömürle uğraşmaktır. Taşın altına giren her beden, ardında eksik bir hikâye bırakır. Biz o eksik hikâyeyi tamamlayamayız ama o hikâyeye illa ki başlık koyarız. İşte o başlık..."
Ne diyordum, buradaki bütün erkek ve kadınların aydınlık, ışıl ışıl olduğunu sanırdım.
Oysa şimdi, gördüğüm kadarıyla söylüyorum ki bir avuç ahmakmış bunlar.
Batı aşırı muhafazakâr Libyalılara, "Bu adam sizi dinden ve imandan da edecek" türünden propagandayı da ihmal etmiyordu. Muhafazakâr ve dindar Libyalılar kadın özel korumalarla dolaşan Kaddafi'ye çok kızıyordu. Oysa Kaddafi bu görüntülerle Libyalı kadınları toplumun içine çekmeye çalışıyordu. Kaddafi iktidarı ele geçirdikten sonra başbakan olarak çıkardığı ilk yasa (16 Ekim 1969) "kadın-erkek eşitliği"yle ilgiliydi. Oysa Libyalı kadınlar bunu istemiyordu. Libyalı kadınlar 1988'de Kaddafi, "Başlık parasını kaldırın" dediğinde de ona çok kızmış, kıyameti koparmışlardı. İşte böylesi karmaşık bir sosyal yapı içinde kendini halkına kabul ettirmeye çalışan Kaddafi süreç içinde iç tepkilerle karşılaşır. Bu tepkileri sert bir şekilde bertaraf eden Kaddafi zaman içinde "duygusal halkçı" eğilimlerinden uzaklaşır ve giderek diktatörleşmeye başlar. Diktatörleştikçe de muhalif tepkiler artar ve bundan zekice yararlanmayı bilen Batılı başkentler kârlı çıkar.
Bıçakçı'nın yazdığı romana seçtiği başlık bize bir şeyler söylemeli: "Herkes Herkesle Dostmuş Gibi"; gibi, çünkü öyle değil. Kimsenin kimsenin umurunda olmadığı bir şehrin anlatısıdır bu. Otuz dört bölüm boyunca bir kahramandan diğerine hatta bazen diğerlerine geçerken kimilerinin diğerini gördüğünün farkına varırız. Diğerini görüp de onun hakkında düşünen birkaçıdır sadece.
... Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil hepimiz onun elinde bir oyuncağız
Sayfa 38 - Bunu söyleyen karakterin adı Ömer·Kitabı okuyor