Hayata öyle çok taahhütte bulunuruz ki, bir an gelir, hepsini tamamlamaya gücümüz kalmadığını hisseder, mezarlara döneriz, ölümü, “tamamlanmakta zorlanan kaderlerin yardımına koşan ölümü” çağırırız. Ancak ölüm hayatta taahhütlerimizden bizi kurtarsa da, kendimize taahhütlerimizden, özellikle en başta gelen, layığıyla, hakkıyla yaşama taahhüdünden kurtaramaz.
Hegel haklıydı: Hayat çelişkilerle ilerliyor ve canlı çelişkiler, insan zihninin ilk başta kavrayabileceğinden daha zengin, daha çeşitli ve güçlü oluyor.
... tragedyaların genelinde hüsranı, intikama dönüşenler -Cavell'ın deyimiyle işi "dünyayı katletmeye" vardıranlar- ve dönüşmeyenler diye sınıflandırmak faydalı olabilir.
...
Freud'un bize anlatmak istediği hikaye de budur: bireyin kaderinin hüsran karşısında aldığı tavırla nasıl bağlantılı olduğu. ... Freud, "ruhsal denge durumunun en başta içsel gereksinimlerin ivedi talepleri tarafından sekteye uğratıldığı" üzerinde durur. Bu tabloda ruh bir denge, göreli bir uyum içindedir ve bir aşamada arzular bu uyumu bozar. ... istekleri yüzünden rahatı kaçan bir varlık imgesi vardır. ...
Freud basit bir süreci tanımlıyor: Açsınız, leziz bir yemek fantazisi kuruyorsunuz, bu fantazi sizi doyurmuyor, beslenmenize ya da doymanıza yol açmıyor ve tahayyül ettiğiniz bu yemeği gerçek dünyada nasıl bulabileceğinizi düşünmeye başlıyorsunuz.
Burada sürecin başında halüsinasyonlar yani fantaziler vardır ve sonunda da arzuladığınız yemeği gerçek dünyada elde etmeye çalışırsınız. Bu yemek en iyi ihtimalle esas istediğinize yaklaşmaktan öteye geçemez, ama gerçekten yiyebileceğiniz bir şey olma avantajı taşır. Kritik nokta beklenen tatminin gerçekleşmemesi, hayal edilenin gelmemesidir; arzu eden bireyi gerçekliğe sevk eden şey hayal kırıklığıdır. Hüsran karşısında bireyin müracaat ettiği ilk yol, fantazi vasıtasıyla mükemmel ve hüsran yaratmayan bir figür oluşturarak kendini tatmin etmektir. Bu başarısızlığa uğrayınca geriye sadece gerçekliğe dönmek kalır. Önceden arzulanan tatminin başarısızlıkla sonuçlanması daha gerçekçi bir tatmin olasılığına yol açar.
(...) İşte bu kitab yüzünden belki en başta! Tilki Günlüğü yüzünden! Hiçbir şey yapmadan müebbet hapis alması da, tek kişilik odasında 11 yıldır devam eden Telegram işkencesi de, belki hep bu kitab yüzünden…
TİLKİ GÜNLÜĞÜ -Ufuk ile Hafiye-, 5 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor