Gérard de Nerval
I
Mesih, kaldırdığı vakit zayıf kollarını göğe
Kutsal ağaçların altında, şairlerin istediği gibi,
Çoktandır kaybolmuştu sessiz bir keder içinde,
Ona ihanet eden nankör dostlarını düşünüyordu;
Baktı aşağıda onu bekleyen kalabalığa –
Krallığı, kâhinliği, peygamberliği düşleyenlere…
Ama uyuşmuş, kaybolmuştular vahşi bir uykuda –
Ve başladı haykırmaya: “Hayır, yok Tanrı!” diye.
Devam ettiler uykularına. «Dostlar, havadisi
Duydunuz mu? Başım dokundu o bengi mezara;
Günlerce acı çektim, kırık ve kanayarak!
«Kardeşlerim, aldattım sizi: Hiçlik! Hiçlik! Hiçlik!
Hiçbir Tanrı yok kurban edildiğim sunakta…
Tanrı yok! Yok artık Tanrı!»
II
Her şey öldü! Geçtim alemleri ben,
Sapıp yolumdan uçtum Samanyolu'na,
Gezdim yaşam kadar uzağa, o zengin damarlarıyla,
Saçarken altın kumları ve gümüş tufanları:
Her yerde - gelgitlerle üst üste binmiş bir çöl,
Birkaç çiçek yolluyorum sana,
Daha yeni topladığım bu bahçeden,
Eğer toplanmasaydılar bu akşam,
Dağılıp gideceklerdi yarın toprakta.
Örnek al bunu, dinle tavsiyemi,
Senin güzelliğin de, böyle baharında,
Bitip gidecektir aniden solup da
Ve bulunmayacaktır çiçekler gibi asla.
Zaman geçiyor, hanımım: zaman geçiyor,
Ah! geçen zaman değil, biziz aslında,
Ve yakında yatacağız sessiz bir mezarda:
Ve ölümden sonra, yeni şeyler olmayacak,
Heyhat, böyle dopdolu olduğumuz arzulardan:
Öyleyse sev beni, henüz güzelken sen hâlâ. Pierre de Ronsard
Gérard de Nerval 'Neden,' diye sordum, 'herkes gibi yemeyi ve içmeyi reddediyorsun? 'Çünkü ben ölüyüm,' diye cevap verdi. 'Falanca mezarlığa, filanca yere gömüldüm...' 'Peki şimdi nerede olduğunu düşünüyorsun?' 'Araftayım, kefaretimi ödüyorum.'