Hasretmek: Bir şeyin tümünü bir kimseye ya da bir şeye ayırmak, vermek.
"... kendilerinden beklenen de, zamanlarını Lincoln Center'da büyük bir oda müziği icrası gerçekleştirmek amacıyla becerilerini mükemmelleştirmeye hasretmektir." (sf. 24)
Bir Halkın Müziği Caz
Artık, kitaplarda karşılaşıp yeni öğrendiğim kelimeleri ve bu kelimelerin geçtiği cümleleri paylaşmaya karar verdim :)
Entipüften: hiç değeri olmayan, beş para etmez, çürük, dayanıksız, değersiz.
"Finkelstein, 1940'lı yıllar cazının, halk kültürünün artan entipüftenleştirilme ve metalaştırılmasının karşısına dikilmiş ticaret karşıtı bir tür işaret feneri olduğunu yazarken, şaka yapmaktan uzaktı." (sf. 15)
Bir Halkın Müziği Caz
Eften püften tabirini biliyordum, ama bu şekilde de kullanılıyormuş. :)
Kitap, başından sonuna Jimi Hendrix'in müzik serüveni boyunca zihninde yolculuk ediyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Elde ettiği bütün o başarıların ardında hayatı ne kadar değişse de aslında içinde taşıdığı kaygıların, umutların hala aynı olması, bir müzisyenin insani yönünü çok güzel yansıtmış. Jimi Hendrix'in geleceğe yönelik hayalleri, umutları, kendini müziğiyle daha da iyi ifade edebilme, sürekli gelişebilme arzusu dinleyici için müthiş görünen bir başarının ve yeteneğin, müzisyen açısından bakıldığında hala potansiyeline ulaşamamış ve fikirlerle dolup taşar bir haldeyken aslında ne kadar eksik hissettiği gerçeğini görmemizi, farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Bu bakımdan kitabın, Jimi Hendrix'e özel bir ilgisi olmayan biri için de ayrı bir tat vereceğini düşünüyorum. :)
"Müzisyen, insan tarafından fazlaca yoğrulmamış bir çocuk gibidir. Zihninde fazla parmak izi yoktur. Müzik bu yüzden bugüne kadar hissettiğin her şeyden daha ağırdır."