"Uyuyabiliyor musunuz, Binbaşım? Geceleri iki bin hayaletle? Uyumayı bırakın, yaşayabiliyor musunuz, haykırmadan bir dakika yaşayabiliyor musunuz?" (s. 62)
Kapıların Dışında; yazarın da ifade ettiği gibi "hiçbir tiyatronun oynamak istemeyeceği", savaş konulu bir oyun. Baş karakterimiz Beckmann, 2. Dünya Savaşı'nda Rusya'ya gönderilen ve üç sene sonunda yurduna dönebilen bir adam. Tabii, buna dönmek denebilirse;
"Adam, onlardan biri; onlar yurtlarına dönerler, ama evleri barkları kalmamış ki yurtlarına kavuşsunlar. Artık onların yerleri kapıların dışıdır. Onların Almanya'sı dışarısıdır, gece vakti yağmurda sokak. Budur onların Almanya'sı." (s. 26)
Borchert'in girişte aktardığı gibi; yıkıcı savaşın ve bitmeyen yılların ardından ne dönen askerlerde, ne de hayatlarını adadıkları yurtlarında geçmişe dair bir iz kalmıyor. Kimisi diz kapağını, kimisi bacağını, kimisi kolunu kaybedip geliyor. Döndüklerinde ise anne babaları kayıp, çocukları bombalara kurban gitmiş, hayatlarında kalan son parça olan eşlerini de cepheden dönmüş başka 'hayalet' adamlarla birlikte olmuş hâlde buluyorlar. Daima kapıların dışındalar.
Beckmann kitabın başında Elbe nehrine atlayıp boğulmayı deniyor ama bir an sonra sadece bir rüya olduğunu fark ediyor. Bundan sonra her evde, her kapıda şansını deneyen karakterimiz; insanlardan reddedişler ve alaya almalar dışında bir tepki göremiyor. Tanrı'nın bile yüz çevirdiği dehşet dolu dünyasında, her an insanlardan medet umuyor ama karşılığını bulamıyor.
Kendisi nihilist olarak tanımlanıyor, oysa her adımında hayata tutunma çabasını yoğun bir şekilde görebiliyoruz. Her şeye rağmen insanların iyi olabileceğine bile bir an inanıyor, umudunu kaybetmiyor. Okuduğum en etkileyici karakterlerden birisiydi, uzunca bir süre hatırlayıp cümlelerine tekrar tekrar