Başım öne eğik bir vaziyette evime doğru yol aldım. Yaptıklarımı kafamdan geçiriyordum. Her şey ne kadar da basitti aslında. İnsanın canı ne kadar da kırılgandı. Eve döner dönmez üstümdeki kıyafetleri çıkardım. Hafif bir sarsıntı sonrası sandıktan çıkan giysileri yakmaya niyet ettim. Bir başkasının giyip de kötülük işlemesine engel olmak istiyordum. Ben nasıl bu tuzağa düşmüştüm? Hiç anlam veremedim. Anladığım, herkesin bilinçaltında her tür insanı barındırdığıydı. İnsan kendi içinde birlik halinde yani "ben" değildi, bizdi ve sizdi. Durum böyle olunca değişkenlik göstermesi beklenen durumdu. Ben kan görmeye meyilliysem doktor da olma fırsatım vardı kasap da. Boksör de olabilirdim katil de. Seçimler vardı ve kader yolunu ona göre çizerdi. Bana aktarılan emre öyle ya da böyle uymamıştım. "Yaşamı ve iyiyi, ölümü ve kötüyü koydum önüne. Ve yaşayabilmen için hem sen hem de soyun yaşamı seç." Maalesef kötülüğe boyun eğmek kolay gelmişti. Vicdan ve sağduyusu olan insan zaten ahlak kuralları nedir içten içe bilirdi. Demek ki her ikisinden de yoksundum. Birini yaşatmak yerine o kişiyi öldürmek cazip görünmüştü. Katili istedikleri kadar arasınlar bulmanın veya ispat etmenin yolu yoktu. Bu beni az da olsa rahatlatıyordu. Yaptığım yanıma kalır mıydı? Hiç sanmıyordum. Bedeli neyse zamanı geldiğinde illa ödeyecektim.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Tutkuları erkekleri tehdit ettiğinde,bedeli nasıl kadınların ödediği üzerine bir tez..
Sayfa 78·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Olağanüstü güzel kadınlar mutsuzluğa yargılı­dır. Aile, servet ve yetenekten yana talihli olanlar ve rastlantıların yar­dımını görenler bile sanki kendilerini ve girdikleri bütün ilişkileri tah­rip etme tutkusuyla kemiriliyorlardır. Bir kâhin, iki yıkımdan birini seç demiştir onlara. Seçeneklerden birinde, güzelliklerini kurnazca başarıya tahvil etmek vardır. Mutsuzluktur bunun bedeli; sevme yete­neklerini yitirdikleri için kendilerine duyulan aşkı da zehirleyecek ve böylece elleri boş döneceklerdir.
Bir Yazar Bir Kitap
BEN SÖZLERİ * Ben de bu dünyaya düşmüş biriyim. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva, kimi zaman af dileyerek kırk yıl gözyaşı döken Âdem gibiyim. 15 * Parmaklarımın ucunda yükselerek bir pencere aralığından, batan güneşi gördüğüm günden beri, gökyüzünün rengini, yeryüzünün derdini seçebilirim; ışıklı, bulutlu, denizliyim. 15 * Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa. Ben desem bile bu bambaşka bir ben oluyor. Azaplardan azabennâr seçiyorum. Nâr üzeri dört elif, imlâları bozuyorum. 15 * Ben ki, hep özne oldum ömrümün cümlesinde, lâkin hiç eylem olamadım. 16 * “Hiç yara almam,” sanırken aldığı yaralardan tanınan biriyim ben. En şaşılacak yerde kurağa düşmesem adım çöl olmazdı. Kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. 16 * Bahtı da tahtı da müjdeleyen Hüma değildim. Turnaydım, gölgem vardı. Habbeyi kubbe eden, ha demeden hayran olan bir kalbin sahibiyim ben. 16 * Ukde düğüm. Benim hâlim düğüm düğüm. Kördüğüm. 17 * Gece geçtiğim yollara sabah olup da gündüz gözüyle baktığımda gördüm uçurumları. Cahilin cesareti. Şimdi sağa çektim bekliyorum. 17 * Hâlâ içimde dar günlerimin kırkıncı odası hâlâ yüreğimde çatlamayan sabır taşı. Hayret! Tufan kopmuş çoktan ama boğulan olmadı. Kocaman bir bulut geldi, üstümde durdu. Sesim geliyor, kendim görünmüyorum. 18 * Yalandır anlaşılmaz olduğum; kalbim açık, dersim açık, yazım açık. Ama kim bir hikâye kahramanına dönüştürüldüğünde kendisini zahmetsiz tanıyabilir? 18 * Bu gece çok ağlayacağım, bunu tarihler yazmayacak ama kâtipler yazacak. Tarihler yazmasın. Ben kendimin tanığıyım. Ama bana hangi lisanla sual edeceksiniz şimdi? 18 * Ben buraya bıçak sırtında yürüye yürüye, sehiv secdesinde bile yanıla yanıla, mahya
TİMAŞ
Düşünceleri seninkilerle aynı olan kişileri seç, demiyorum. Düşünceleri seninkilerden farklı, haklı olduğun konusunda asla ikna edemeyeceğin kişileri seç diyorum. Ne de olsa dostluk, Sevgi'nin nice çehresinden sadece biridir ve Sevgi, fikir birliğinde olmayı gerektirmez; dost görülen kişiyi kayıtsız şartsız kabul etmenizi sağlar ve her birey, kendine has bir biçimde gelişip olgunlaşır. Dostluk başka bir kişiye karşı İnanç duymak anlamına gelir feragat etmek değil. Sevilmek için herhangi bir bedel ödemekten kaçın. Çünkü sevginin bedeli olmaz
"Mademki bana inanmıyorsunuz..." "İnanır mıyım?" Diye bağırdı. "Her tür yaratığa. Köpeğe, kirpiye inanırım da, sana inanmam. ... hadi seç bakalım şimdi; ya beni vur, ya onu." ""Elin tetiğe yaklaşmasının bile bedeli vardır sanmaz mısınki devran dönmez""